26 Nisan 2013

2 hafta önce "Yanlış Giden Dikiş Projelerini Ne Yaparsınız?" diye sorduğum bir mini anket yayınladım buradan. 

Hepimiz aynı dertten muzdaribiz belli ki. Büyük umutlarla başlayıp biraz kahır, biraz gözyaşıyla biten dikiş projeleri için bakın anket katılımcıları ne demiş:

%42 ile en yüksek oyu alan seçenek:

  • Dikiş dolabının en dibine saklayıp "Bir gün düzeltirim" diye avunurum. 
yanıtı olmuş. Tabii onun devam sorusu "kaç kez düzelttiniz?" olmalıydı :) Zira benim de böyle bir utanç kutum var ve her ay biraz daha kalabalıklaşıyor...

İkinci popüler yanıt ise %23 oy oranı ile:
  • Biraz gözyaşı döküp, sonra söküp yeniden yaparım.
olmuş. Bu, benim de ilk yanıtım aslında :)

Üçüncü yanıt %18 ile:
  • Azmedip, işe yeni baştan başlarım. 
olmuş. Bu yanıtı veren arkadaşlar lütfen adlarını da yazsınlar aşağıya. Şapka çıkartıyorum azimlerine. Çok takdir ettim. Ben asla başlamazdım :)

10% oy oranı ile:
  • Hemen çöpe atarım
diyenler de var. Yazık yaa... Bari yastık yüzü falan yapın kumaşını :P

Son olarak, benim en sevdiğim yanıt - :))) - bayılıyorum bu yanıtı verenlere:
  • Hiç dikiş dikmedim ki, ne bileyim! Hatta burada ne işim var onu da bilmiyorum...
Harikasınız %7! :)))


Son derece bilimsellikten uzak bir çalışmamızın daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Verdiği katkılardan dolayı tüm katılımcılarımıza şükranlarımızı sunarız ;-)






24 Nisan 2013


Bahar geldi! Evimin önündeki ağaçlar çiçeklendi.  Bu gördüğünüz muhteşem fuşya rengi hergün izleme şansına sahip olduğum bir yabani elma / Japon elması ağacından:)
Her yer böyle şahane şekilde çiçeklenirken, dikiş masamı bundan mahrum etmek acımasızlık olurdu. Bu nedenle, fırsatını bulur bulmaz ben de cıvıl cıvıl bir elbise dikmeye oturdum masamın başına. 

Karıştırdığım kalıplar içinden epey zamandır benden ilgi bekleyen bir tasarımcı kalıbı günün şanslısı oldu! 

Kalıp Simplicity 2281. Benim bir dönem büyük bir heyecan içinde alışveriş yaptığım ve her indirimini dört gözle beklediğim bir kalıp firması bu. Çoğu zaman Vogue kalıplarından daha başarılı kalıplar çıkartıyorlar. Ancak en son alışveriş yaptığım aracı sitenin teslimatı bana bir türlü ulaşmayınca alışverişi kesmiştim buradan. 

moda dikiş tasarımdesigner bahar modası elbise giysi
Hala fotoğraf çektirmekte mahçup geçinen bu terzimiz kendine uydurduğu bu kalıba bayıldı! Elbette 0 beden ölçülerine sahip mankenlere uygun tasarım detaylarını kendi (4)0 beden ölçüsüne uydurduktan sonra :)

simplicity 2281 cynthia rowley  moda tasarım dikiş designer bahar modası elbise giysi
Kalıbın aslı bu adreste satılıyor: Simplicity 2281. Tasarımcı benim hayli beğendiğim ünlü bir Designer olan Cynthia Rowley. Paket halinde satılan her ithal kalıp gibi bu elbise de 4 farklı şekil içerir şekilde hazırlanmış. Ben bu elbisem için A modelini kulanmayı tercih ettim. 

Aslında kalıbı ilk aldığım zaman D modelini omuz üstü kol parçaları olmadan dikmeye çalışmıştım. Üstü çok başarılı olsa da renk ve kumaş seçimim çok kötü olduğu için, benim dikiş "geri dönüşüm" kutumun en karanlık köşesine atılmıştı. Belki bu yaz için elden geçer artık...
Bu kumaşın renk ve desenlerine bayıldığım için hiç düşünmeden almıştım. Ama elbiselik bir kumaştan daha ince olduğu için mutlaka içine astar eklemem gerekti. Yine evde bulduğum - çok kirli çıkıyım bu konuda çoook - nispeten daha düşük kalitede bir penyeyi astar olarak kullandım. 
moda tasarım design dikiş bahar modası
Orijinal kalıpta üst parça ön ve arkadan pilili. Fermuarın yamuk görünme sebebi ondan kaynaklı. Evdeki fermuar da yalnızca mor renkte olduğundan, bari rengi daha fazla görünsün diyerek biraz daha paylı diktim fermuarı elbiseye. 
- Astarlı elbiseye fermuar dikmeyle ilgili resimli anlatım yazısı burada:
moda tasarım dikiş tasarımcı Cynthia Rowley dress elbise
Elbisenin desenini kırar ve hoş bir detay olur diye düşünerek kollara ayrı bir renk kullandım. Bu kumaş da daha önce çok severek yaptığım bir pantalondan kalan parçalar. Artık parçalar için de ayrı bir kutu var evde :) 
- mevzubahis pantalon projesi ve kendin dik cinfikri için link:


Elbisenin bel kısmını kendi vücut şeklime daha uygun olacağını düşündüğüm için biraz uzun tuttum. Bu sayede pilili etek kısmı da (4)0 beden modelimizi olduğundan daha geniş gösterme gafletine girmedi! Ama bunu yaparken cepleri biraz aşağıda tutmuşum :) Görmezden gelinebilir bir detay. 

Elbise nefis, elbise çok rahat. Tüm hevesli terzilere tez zamanda kendi baharlık giysilerini yapmaya başlamalarını diliyorum. 

Tüm terzi olmaya hevesli çekirgeleri de "Öğren Çekirge" sayfasını gözden geçirmeye davet ediyorum. :)

moda dikiş tasarım baharlık elbise modelleri

meraklısına notlar:
Yurtdışından kalıp almak isteyenler için şu yazıyı okumalarını tavsiye ederim:

















23 Nisan 2013

23 Nisan
Ne çok şey anlatıyor bu eskimiş fotoğraf öyle değil mi? 

Hepimizin o zor kazanılan, bu nedenle de asla bırakmayacağımız ulusal egemenlik ve çocuk bayramımız kutlu olsun!


18 Nisan 2013


Merhaba! Yakında dikiş masama yeniden kavuşacağım ve umuyorum bahara yakışır renklerlerde elbiseler dikmeye vereceğim kendimi!

O zamana kadar da yeni bir "Öğren Çekirge" yazısı paylaşayım istedim. Çok merak edenler, bu iş nasıl olacak ki diyenler, hazır kalıplardan bir türlü çıkamayan yaka pervazlarını kendine dert edinenler hemen not defterlerini alıp sınıfa geçsin!

Bugünkü dersimiz: Yaka Pervazı Hazırlama

Amaaan, öyle de güzel fotoğraflar var ki... Pek heves ettim :)

ADIM 1: 
Eğer hazır kalıp içinden bir yaka pervazı çıkmadıysa, panik yapmayın! Hemen yakaya denk gelen kalıbı dikiş / çizim masasına sabitleyin - eğer bu modeldeki gibi yakada pili varsa, onları birleştirin ve düz bir yaka görüntüsü elde edin. 



ADIM 2:
Sanki hazır kalıp kağıdı üzerinden kalıp çıkartıyormuşsunuz gibi, kalıp kağıdını elbise yakasının üstüne yerleştirin ve yaka kenarını düzgün şekilde çizin. Sonra ortalama 6 cm eninde bir çizgi daha çekerek aşağıdakine benzer bir çizim elde edin. Aynı işlemi sırt kalıbı için de yapın. 

ADIM 3:
Kağıdı uygun yerlerinden kestiniz. İşte Pervaz kalıbınız hazır! Şimdi onu da kat yerine dikkat ederek elbisenin ön ve arka tarafları için kesin.
Yaka pervazı için çok önemli bir ipucu: pervaz parçası kesinlikle yakadan bol olmamalıdır. Pervazı biraz "yedirerek" (çekiştire çekiştire demenin kibar terzicesi) yerleştireceksiniz giysinize.

ADIM 4:
Pervazın güzel durması için kumaş tela da kullanmanız yerinde olacaktır. Aynı işlemi tela için de yapın. Şimdi elinizde ön yaka için 2 parça olmalı.


ADIM 5:
Kumaş tela kullanırken, yapışkanlı tarafının iç kısımda kalmasına dikkat edin. Ütü yaparken kumaşa yapışmalı - ütünüze değil! :)

ADIM 6:
Şimdi bu iki parçayı birbirine hooop diye dikiyoruz. Dikkat edin: hooop diye :P


ADIM 7:
Telayı kumaşın iç tarafına çeviriyoruz. Sakın hemen ütülemeyin!

ADIM 8:
İki parçanın birbirine düzgün şekilde dikilmiş durması için ütülemek yetersiz kalacaktır. Yaka pervazı yaparken mutlaka dikiş payını içten dikmek lazım. Bu tekniğin bir adı varsa da ben bilmiyorum. İkinci dikişi sırasında ilk dikiş çizgisine mümkün olduğunca yakın dikmenizde yarar var. İşte böyle:  


Oooh! Tertemiz bir dikiş oldu. 

ADIM 9:
Şimdi giysinin sırt kısmına denk gelen pervaz parçalarına da aynı işlemi uyguladıktan sonra yanlardan birleştiriyoruz. Bu elbise sırttan fermuarlı olduğundan pervazın da sırtta açılması gerekiyordu. Sizin pervazı kullanacağınız modelde sırt fermuarı vb. yoksa, doğrudan 2 tek parça yapmanız yerinde olacaktır.

ADIM 10:
Tamamlanan pervazı yakaya yerleştiriyoruz. Önce düz dikiş yapacağız, sonra dikiş paylarını yine içe (bu sefer de pervaza) sabitleyeceğiz. Tıpkı Adım 8'de yaptığımız gibi. 


Sonra hızla tamamladığımız giysimizi, düğün, dernek, Cumhuriyet Bayramı, hangi fırsatı bulursak orada keyifle giyiyoruz :))


Haydi bakalım. Bugünlük bu kadar ders yeter!

Yok ben daha da isterim diyenler, doğru "Öğren Çekirge" sayfasına... 
Amanın, bu ne şahane bir elbise böyle, ben de yapmak istiyorum diyenler de "Ziyadesiyle Kırmızı" yazısına...
İrem de işinin başına...







17 Nisan 2013

“Türkiye’ye Her Yıl 175 Milyon Kez Yakışıyoruz” sloganıyla yola çıkan LC Waikiki; İlkbahar/Yaz Koleksiyonu reklam filmi için Mehmet Günsür ve Gülse Birsel ile kamera karşısına geçti. Reklam çekimlerindeki rahat tavırlarıyla sete eğlence katan ünlüler, tek başlarına yer alacakları farklı iki reklam filmi ile izleyicilerin karşısına çıktı.

Türkiye moda perakende sektörünün lideri LC Waikiki, İlkbahar/Yaz koleksiyonunun yeni reklam filmi kampanyası ile şimdiden çok konuşulmaya başladı. Filmde, başarılı oyunculuk kariyeriyle dikkatleri çeken yakışıklı oyuncu Mehmet Günsür ve senarist-oyuncu kimliğiyle milyonları kahkahaya boğan Gülse Birsel yer aldı.

Oynadığı reklam filminde “Aslında her zaman bir çizgin olmalı” diyen Mehmet Günsür, sezonun vazgeçilmezi olan denimler, blazer ceketler ve ekose gömleklerle kamera karşısına geçti. Kendisi için modada anahtar kelimenin pratiklik olduğunu söyleyen Gülse Birsel ise, çizgi, ekose ve puantiye detaylarının ağırlıkta olduğu, baharın renklerini tam anlamıyla yansıtan kıyafetlerin içinde “En önemlisi kendine yakıştırmak” diyor.

Herkese aynı anda hitap ederek Türkiye’ye her yıl 175 milyon kez yakıştığını vurgulayan LC Waikiki, yeni kampanyasında modern, eğlenceli ve enerjik bir konseptle karşınıza çıktı. İlkbahar/Yaz Koleksiyonu’nun tanıtıldığı eğlenceli kampanya, televizyon, internet, sosyal medya  ve açık hava uygulamalarıyla da tüketiciler ile buluşmaya devam ediyor.


Bir bumads advertorial içeriğidir.

13 Nisan 2013

Kısa Ağrı yolculuğum tüm heyecanı ve yorgunluğuyla bitti. 

Ağrı Türkiye'nin en uzak illerinden biri. Ben oraya 6 yaşından küçük çocukların da nitelikli eğitim alarak, ilköğretime daha iyi şekilde hazırlanmasını destekleyen bir proje kapsamında çalışmalar yapmak için gittim. (Proje ayrıntıları burada:  https://www.facebook.com/erkenegitimisec)


etkinliğimizden bir kare

Yer yer komik, yer yer trajik ama her adımında etkileyici bir seyahat oldu benim için. 

Bazı ilçelerinde sokakta kadın göremediğiniz bir memlekette dünya güzeli genç öğretmenlerle tanıştım. Gencecik, pırıl pırıl, harika çocuklarla...

Sokakta gezerken, alışveriş yaparken bana hep "hoca hanım" dediklerine önce takılmamıştım. Sonra öğrendim ki Ağrı gibi doğu illerinde tek başına gezen kadınlara hep "hoca hanım" derlermiş. Çünkü buralarda dışardan gelip de tek başına gezebilecek cesarette tek kadın olsa olsa öğretmen olurmuş. Öyle bir iş işte! 

Gelelim koşuşturmaca arasında çektiğim hızlı fotoğraflar eşliğinde Ağrı izlenimlerime:


Ağrı Merkez


Ağrı'nın merkezi aslında şehrin en büyük ilçesi değil. Adını aldığı Ağrı dağı da şehir merkezinden görünmüyor! Bunun için Doğu Beyazıt ilçesine gitmeniz gerek. Ağrı merkezi temel olarak 4 caddeden oluşuyor. Biri bu eski taş caminin olduğu Cumhuriyet Caddesi. Çarşı - pazar bu yaya caddesi üzerinde. Biri de dümdüz gittiğinde Kağızman'a bağlandığı söylenen Kağızman Caddesi. Benim otel de buradaydı zaten.

Sık seyahat eden biri olarak konaklama mekanlarından minimum beklenti içinde olma alışkanlığına sahibim. Aradığım ilk şey güvenlik, ikincisi de temizlik olur. Ama son yıllarda yeni bir öncelik daha geliştirdiğimi belirtmek isterim. Bir moda ikonu olarak seyahatlerim sırasında konaklarken artık üçüncü önceliğim de mutlaka kentin moda merkezine yakın olmak!

"Sosyete Moda Merkezi"... Harika değil mi? :)


Yol boyunca

Daha önce kışın ortasında gitmiş, kardan hiçbir yerini görememiştim. Sert kışlarından dolayı çiftçiliğin bile pek yapılamadığı Ağrı'nın yol manzarası baharda ayrı bir güzeldi. 






"Yurt Sevgisi..."

Patnos'tan merkeze dönüşte Murat nehrinin kıyısında kıvrıla kıvrıla giden yol birden minik bir köye çıkıyor. Yaklaşık 30 haneli bu köyün tam ortasında bir okul var. Yarısı pastan kırmızı renk görünen metal çatılı okulun girişinde şöyle yazıyor: "Yurt Sevgisi Ona Hizmetle Ölçülür".  Birkaç sene öncesine kadar su ve kanalizasyon hizmetinin olmadığı bu yerleşim yerinin ortasında böyle bir yazı görmek biraz trajikomik geldi açıkçası. Yazıyı yazan bunu köyün nüfusuna yönelik mi yazmıştır yoksa orada çalışmaya giden memur için mi diye düşündüm geçerken. 










Ağrı'da bir Kumaşçı

Hadi dönüp gelelim Ağrı kumaşçılarına. Gezi yazılarımı kumaşçı bilgisine bağlamak eğlenceli bir detay geliyor bana.

Cumhuriyet caddesi üzerinde eski bir dükkana rastgeliyorum. Adı "İpek İş" Mağazası. İşletmecisi Hasbi Beyle güzel bir sohbete dalıyoruz. Hemencecik benim öğretmen olduğuma kanaat getiriyor o da. Ardından kumaşlara duyduğum ilgiye şaşırıyor. Başlıyoruz sohbete...

Öncelikle Ağrı'ya özgü bir kumaş arıyorum. Ama nafile... Buradakilerin hepsi başka yerlerden üretim. Sonra Ağrı'lı kadınların en çok rağbet ettiği kumaşları tek tek çıkartıyor beğeneceğimden emin şekilde. Ama her biri öyle ışıltılı ki, bakarken gözlerim kamaşıyor. Hasbi Bey çok ısrarlı. Bu kumaşın bana çok yakışacağından emin. O sıradaki yüz ifademe bakar mısınız? :))


Yok, satamadı bana ışıltılı kumaşlarını. Ben yine bildiğim gibi gezmeye başlıyorum dükkanı. Hemen her kumaşa tek tek dokunarak. Güzel pazen bakıyorum ama o da zevkime göre değil. 


Neyse sonunda üzerimde taşımaktan keyif alabileceğim bir kumaş beğeniyorum.   Tahminimce turist fiyatı biçilen bu kumaşa Ankara'da da vereceğim fiyatı vererek keyifle ayrılıyorum dükkandan. 

Tek enden 2 metre aldığım vual kumaş benim beğeni ölçülerime uygun büyüklükte çiçek desenlerine sahip, mor - lacivert ağırlıklı renklerden oluşuyor. Uygun bir zamanda güzel bir bluz olmak üzere kumaş rafına kalkacak eve dönüşte. 


Ağrı kumaşçı gezi kendindik.com

Ağrı bir değişik memleket. Dünyayı anlamak için mutlaka gezmek gerektiğini daha da iyi anlatıyor bana. Ağrı'yla bir dahaki buluşmam Haziran ayında ve bu sefer Ağrı dağı manzarasını göreceğim bir noktada olacak. Bir dahaki gelişime kadar Ağrı'da tanıştığım tüm güzel insanları ve özellikle çocukları sevgiyle kucaklayarak dönüyorum Ankara'ya. Yazıyı da işte o güzel çocuklardan bir kare ile bitirmek istedim. Yüz resmi yok... Çünkü çocuk fotoğraflarını sadece Unicef ve Milli Eğitim Bakanlığı yayınlarında kullanma izniyle çektik. Bu güzel karelerden daha fazlasını görmek istiyorsanız, yukarıda linkini verdiğim Proje Sayfasına uğrayabilirsiniz. 




Follow my blog with Bloglovin

12 Nisan 2013

Hürriyet, Türkiye’nin en çok okunan gazete uygulaması Hürriyet E-Gazete’den sonra Hürriyet Tablet uygulamasını da hayata geçirdi. “Tabletteki Hürriyet değil, tablete özel Hürriyet” sloganıyla tanıtılan ve Apple Store’da 1 numaraya yerleşen bu yeni uygulama kullanıcılar tarafından oldukça beğeniliyor.

2011 yılının Mart ayında hayata geçirilen Hürriyet E-gazete uygulaması bugün, Türkiye’nin en çok okunan tablet gazetesi olmayı başarmış durumda. Toplamda ücret ödeyen abone sayısı 16 bine ulaşarak, ücretsiz rakiplerinin ulaştığı rakamları geride bırakırken; Hürriyet okurları, E-Gazete uygulamasını günlük 50 bin, haftalık 350 bin kez ziyaret ediyor.

Tablet okurunun beklentisinin farklılaşması ve ilgi alanlarının değişmesiyle, okurlar artık okuduğu haberin videosunu da izlemek, farklı spor dalları hakkında analizler okumak, dünyadan ilginç fotoğraflar görmek, içeriği 'parmağının ucunda' hissetmek istiyor. Hürriyet Tablet uygulaması tam da bu beklenti ve ihtiyacı karşılamaya yönelik hazırlanmış bir uygulama.

Bir haftadır Apple Store’da en çok indirilen uygulamalar arasında 1 numarada yer alan Hürriyet Tablet’te, Manşet, Güncel, Ekonomi, Spor, Kelebek, Seyahat bölümlerinin yanı sıra Cumartesi ve Pazar eklerinin bambaşka yorumları yer alıyor. Günün videosu ve foto galeriler oldukça beğenilirken, HTML5 tabanlı bir uygulama olduğu için reklamverenler için de oldukça cazip.

Tablet bilgisayarların tüm olanaklarını kullanan yeni Hürriyet Tablet uygulaması, App Store ve Android Market’te, ücretsiz.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

10 Nisan 2013

Eee... Moda ikonu olmak kolay değil. Gittiğim her yerde modaya yakın olmam icap ediyor... ("Sosyete Moda Merkezinin yanındaki otelde konaklıyorum :D ) 


Gezi notları ve her gezi yazısında yapmaya gayret ettiğim gibi kumaşçı ziyaretine ilişkin bilgiler eve dönüşte gelecek artık :))

04 Nisan 2013


Bluz dosyasının son numarası da sonunda tamamlandı. Haftalardır boynu bükük terzi mankenimin üzerinde beni bekleyen bu 'yıldızlı geceler' efektli şifon bluzu nihayet bugün bitirebildim!

Yine bayılarak aldığım her kumaşta olduğu gibi, yeni biten bu projem bir anda dolabımın en gözde parçası oldu! Üstten alta doğru çoğalan puantiyeleri rahatça sergileyebilmek için bu sefer gömleğin boyunu biraz daha kısa tuttum. Kumaş ince bir şifon olduğundan sanırım dört mevsim giyilebilecek bir giysi oldu.   
Bildiğiniz üzere geçtiğimiz ay "Bluz Dosyasını" hayırlara vesile olması dileğiyle (!) açmış, ardından adım adım tüm dikiş aşamalarını anlatmıştım. Örneğin bu hakim yakanın anlatımı şu adreste bulunuyor:

Dikiş dergilerinde / kitaplarında "ön pat" diye geçen kısım için akıllara ziyan anlatım ise burada mevcut:

Arkadaki "roba" detayı ise takdire şayan bir fotoğraflama becerisi ile en çok okunanlar sıralamasına giren yazı olmuş idi:

Gelelim kol detaylarına... Ben çok akıllıyım ya... Hani bluz dikişinde herşeyi süper çözmüştüm ya... İşte gördüğünüz gibi bir de şu adreste "Kim korkar kol pervazından?!" diye gerine gerine yazmıştım ya...
Manşet yapımının da ne kolay olduğunu şöyle anlatmıştım:

İşte buradan aldığım gazla acayip süper bir kol pervazı dikişi yaptım... Ama yalnızca bir tane... 

Çok başarılı şekilde gerçekleştirdiğim bu terzilik harikasının ardından, tuttum diğer kolu da aynı yönde yaptım! Hani iki sol tek gibi birşey oldu! Üstelik sadece yanlış yöne dikmekle kalmadım, bir de dikişi öyle bir rezil ettim ki anlatamam!

Sonuçlarını bir başka yazıda paylaşmayı düşündüğüm o manidar "yanlış giden dikiş projelerine ne yaparsınız?" anketinin müsebbibi işte bu bluzdur! 

Ne kolu baştan kesecek kumaşım var ne de gömlekten vazgeçebiliyorum... Amaaannn şöyle tuta tuta giyerim olur biter dedim! :))


Valla vazgeçemem ben bluzumdan... Hem şifon kumaş olduğu için kayıyor, hem de kumaş desenleri hafiften "şaşı bak şaşır" efekti taşıdığı için kolun ön tarafında kalan yırtmaç hafif hafif arkaya kaçıyor (diye avunuyorum...) 

İrem de bunu kimselere söylemeyerek  acayip havalı yeni bluzunu gerine gerine giyiyor! Sakın siz de kimselere söylemeyin ;))