31 Ağustos 2013


popüler bloglar

Her bulduğum boş vakitte dikiş masama koşarsam olacağı bu... Bulaşıklar birikir, birikir, birikir... ve sonunda nefis bir kumaş desenine dönüşür!
Bu kumaşı gördüğüm anda vurulmam, acayip desenli her türlü kumaşın hastası olmam sebebiyle şaşırtıcı değildi kuşkusuz. 

Ama birikmiş bulaşıklardan oluşan bu kumaşın bende bir anda 1940'lara ait bir elbise modelini dikme isteği uyandırması... benim için bile ilginç bir durum ;)
yaratıcı tasarım moda

Aklımda omuzlardan büzgülü, bele oturan bir model vardı. Yığılan bulaşıklarımı sarıp sarmalayan kumaş hafif likralı bir şifon olduğundan, doğru yerlere yerleştirilmiş büzgülerin nefis bir hava yaratacağını düşündüm. Elimde bu tür bir kalıp olmaması işimi biraz zorlaştırdı tabii.  :/

Ancak kalbimde pıtpıt atan dikiş aşkı elbette bunun da çaresini buldu ve belden saran, omuzdan bollaşan bir gömlek kalıbını kendine uydurmayı başardı.


Bu kalıp Burda'nın 01 / 2011 sayısında çıkan ve benim daha önce kullandığım bir gömlek kalıbıydı. Önce  yakadan kurtuldum. Önünü biraz daha açtım ve V yaka yaptım. 

Ardından gömlek patı kısmını etekte kestim ve düğmelerin sadece kalça hizasına kadar gelmesine karar verdim. 
dikiş moda blog

Son olarak, yakınlarda 2 farklı kumaşla dikmiş olduğum bir başka retro bluz kalıbında öğrendiğim "yarım pens" detayını en azından ön parçalarda kullanmaya karar verdim - yarım pens ile ilgili "Öğren Çekirge" notu yakında ;) 
çizgili elbise modelleri

Elbise pensini tam boy değil, yarısından itibaren dikince, pensin üst kısmı ekstra bol kalıyor. Bu da giysinin beli çok daha güzel bir şekilde sarmasına yardımcı oluyor. Üst kısım ise önden ve arkadan bol geliyor.

Nasıl? Bu kadar zorlamayla retro bir hava verebilmiş miyim elbiseye? ;)
tasarım vintage retro

Bu özel tasarımın maliyeti? Her zamanki gibi el yakıyor!

Kumaş metresi= 4 TL'den 1.5 mt. 
Düğmeler= 0 TL - evde vardı. 
(e hadi... siz de kendi giysilerinizi dikmeyi öğrenmeye başlasanıza artık!)


DIY moda tasarım dikiş blog

Elbise tamam. Peki ya bulaşıklar ne olacak?
Tamam hemen başlıyorum... şu pantalonu da bir keseyim... hemen geldim! ;)

30 Ağustos 2013


Atatürk sevgisi

"Bilmeyen kalmamıştır ki: Ulusumuz, egemenliğini eline aldığı gün, en karanlık yoksulluğun, en derin uçurumun kıyısında idi. Bütün güçleri yıpranmış, bütün savunma araçları elinden alınmış, kutsal varlıkları saldırıya uğramış, pek acıklı bir durumda idi. Bütün bunları hiçe sayarak varlığını ve bağımsızlığını kurtarmaya karar verdi. Bu kararını başarıya ulaştırabilmek için kendine bir toplu davranış, bir belirli erek seçmesi gerekiyordu. Ulusun bütün varlığı ile, bütün inanıyla, canını dişine takarak o yolda birlikte yürümesi ve er geç başarıya ulaşması gerekti. İşte baylar o erek bu yerdi, burasıydı. Umulan ve istenen başarı, işte burada kazanılan zaferdi.
...
Bilirsiniz ki dünyada bir ulusun varlığı, değeri, özgürlüğü ve bağımsızlığı eskiden yaptığı ve ilerde yapacağı uygar eserlerle orantılıdır. Uygarca başarılar sağlamak yeteneğinden yoksun uluslar özgürlüklerini ve bağımsızlıklarını er geç yitirmek durumundadırlar. İnsanlığın tarihi, baştan başa, bu söylediğimi ispatlamaktadır. Uygarlık yolunda yürümek ve başarıya ulaşmak, yaşamanın ilk koşuludur. Bu yol üzerinde duraklayanlar, durup da ileri değil geriye bakıp imrenmek bilgisizliğinde ve dalgınlığında bulunanlar, genel uygarlığın coşup gelen seli altında bir gün boğulacaktır. Uygarlık yolunda başarı, yenilikleri kavrayıp uygulamaya, yenileşmeye bağlıdır. Toplumsal yaşayışta, ekonomik davranışta, bilgi ve teknik alanında, başarılı olmak için ilerleme ve gelişme yolu budur. Yaşamayı ve geçinmeyi sağlayan hükümlerin zamanla olgunlaşıp değişmesi, yenileşmesi kaçınılmaz bir gerçektir. 
...
Gençler !
Geleceğe güvenimizi güçlendiren ve sürdüren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz eğitimle, bilgi ile, insanlıktaki üstünlüğün, yurt sevgisinin, düşünce özgürlüğünün en değerli örneği olacaksınız. Ey yükselen yeni kuşak! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak olan sizsiniz."


Atatürk’ün 30 Ağustos 1922’de kazanılan Büyük Zafer’in 2. yıldönümünde 1924 yılında Dumlupınar’da yaptığı konuşmadan alıntıdır. 

28 Ağustos 2013

Hafif takıntılı bir kişilik özelliğiniz mi var?
Onlarca şeyle aynı anda ilgilenip, hepsinin de aynı anda düzenli olmasını mı istiyorsunuz?
Hunharca harcadığınız paralarla edindiğiniz dikiş kalıplarınız bir türlü istediğiniz terbiyeyle hareket etmiyor mu?

Üzülmeyin!
Yalnız değilsiniz...
Ruh hastası olabilirsiniz... ama yalnız değilsiniz...


kalıp çıkarma

Son 3 yıldır, her bulduğu fırsatta ödev yapar gibi kalıp çıkartıp dikiş diken bir insanın sadece dikiş yayıntılarına ayırabildiği bir odası yoksa ne olur? Aşırı sistemli bir masası olur. 

İşte size bir anda  atölyeye dönüşebilen çalışma masasını takdim edeyim:
Çok masum bir dolap görüntüsü var değil mi? Raflarda birkaç dosya ve kutu.
Halbuki orada bir atölye gizli!
en çok okunan


Üstünde ise masum birkaç dosya, renkli birkaç kutu, dantelli metal bir saksı ve minik bir çöp kutusu bulunuyor...

Oradan göz kırpan bizim Gamlı Baykuş olmasın sakın?





DİKİŞ MASASINI DÜZENLİ TUTMANIN YOLLARI:


  • Makaslarım (kumaş makası, zigzag makas, kağıt makası, küçük makas, iplik makası), dikiş dikmediğim zamanlarda gamlı baykuşumla birlikte çok sevdiğim dantel desenli saksıda beklerler beni. 
  • Çöp kutum dikiş dikerken yanımdan ayrılmaz. Kesip biçtiğim parçaları oraya atarım yerlere düşmesin diye. 
  • Kumaş kalitesine göre değiştirdiğim makina iğnelerim ile el dikişi için gereken 1-2 iğne, kelebek efektli mıknatısımın üzerinde - masa lambamın altında durur. Kelebekli mıknatıs aslen bir buzdolabı magnetidir. 



Kutular ise bir dünya saklar benim için! Her bulduğum kutuya birşeyler tıkıştırırım. 

  • Her zaman tuhafiyeciye gidecek vaktim olmadığından, toptan aldığım fermuarlar bir kutuda... 
  • Tela, dantel parçaları, balen vs gibi ıvır zıvırlar bir başka kutuda...



Peki ya hazır kalıplar? 

  • Yabancı kalıplar kendi zarflarıyla satılıyor. Onların ebatları minik olduğundan elbise / ceket vb gruplamayla dar kutuya. 
  • Kalıp dergileri ise bir başka kutuya... 




Peki bu kadar çok kalıp dergisi olunca aradığım modeli nasıl bulacağım? 

  • Dergi "Modellere Toplu Bakış" sayfasından katlanır ve şeffaf bir torbaya / şeffaf dosyaya sokulur. 
  • Oradan da kutuya...




KESTİĞİNİZ KALIPLARI DÜZENLİ TUTMA: 


  • Bir dünya kalıp kestikten sonra onları derli toplu tutması büyük dert haline gelince, içinde 20-30 şeffaf dosya olan sunum klasörleri aldım. 
  • Kestiğim kalıbı katlayıp ataçladıktan sonra dosyaya yerleştirdim. Bir süre sonra kesilen kalıpların sayısı çoğalıp, hangi kalıp nedir diye hatırlamakta zorlanınca, basit bir etiketleme yöntemiyle dosyanın içindeki kalıbı not etmeye başladım.  




Daha önce çıkartmış olduğum bir kalıbı kullanmak istediğimde işim çok kolay oluyor. Hatta arsızlık edip, birden fazla kalıp çıkarttıysam - kalıp karıştırmaca yapmaya bayırım da - çıkarttığım yerleri unutmayayım diye renkli etiketler kullanırım :)
irem sunar özat kendin dik blog DIY moda tasarım dikiş

Nasıl? Hafif ürkmeye mi başladınız? :))) Yok, sordum ben doktora. İnsan içine çıkabilirsin dedi...  

Ne yapayım, hem iş hem dikiş tek masada olmak durumunda kalınca ve evde her yere burnunu sokan bir yercücesiyle birlikte yaşayınca, çareyi aşırı organize olmakta buldum. İşimde de böyleyimdir ben :)

Sizin dikiş masanız / odanız ne durumda? Sizin kullandığınız düzenleme yöntemleri neler?  
Takıntılı olanların yorum bırakması teşvik edilir. Sayının çok olması kendimizi güvende hissetmemizi sağlıyor da... 

27 Ağustos 2013

Bilmem ne yapılır böyle bir kumaşla?... 
Öncelikle kimse almaz. Almamalı... 
Deli miyiz tabak çanak resimleriyle bezeli gezelim?
Öte yandan, acayip sevimli değiller mi? :))

eğlenceli elbiseler Elbette koşup 2 mt aldım. Elbette böyle desenlere dayanamazdım ;)
Aklımda omuzdan büzgülü inen bir elbise modeli var. Şöyle 1940lı yılların havasında...
DIY, dikiş, moda, tasarım, blog

Neden mi? Bilmem... Tabak çanaklı bir kumaşı görünce aklıma ilk gelen 40lar modası oldu desem :D
moda tasarım blog, dikiş blog, retro giyim
Böye bir kalıbım yok ne yazık ki. Ama mevcut kalıplardan kes - kopyala - yapıştır şeklinde bir kalıp çıkartabilirim gibi geliyor. Hadi bakalım!  :))



26 Ağustos 2013

Sevgili Çekirge,

Sen bu satırları okurken, ben çoktan bu güzelim bluzu giymiş, havamı 1500 etmiş ve yeni projeme başlamış olacağım. 

Bu mektubu, kalbindeki dikiş aşkın pırpır etsin, ellerin dert görmeden giysilerini bitiresin diye hazırladım. Bunları okuyup bir de sadece 1 sene önceki benzer dikiş projemdeki üstün başarılarımı inceledikten sonra, eminim şifon kumaştan yaptığın bluzlara, elbiselere sen de daha güzel yakalar takabileceksin!

Bluzunu diktin. Bitirme işlemleri hariç, herşeyin hazır. Heyecanını doruk noktasına çıkardıysan, hemen başlayalım:

1- Öncelikle kalan kumaşların arasından biye olarak verev kesebileceğin uzunlukta parçaları bul. Sonra onları güzelce 3-4 cm eninde verev şekilde kes. Her iki yanından içe doğru ütüle ve biyeni hazır et. 



2- Biyenin tek kenarını ütü yerinden bluzunun yakasına doğru bluzun ön tarafından teğelle / iğnele. Sonra makina dikişiyle iki parçayı birbirine dik. 
şifon elbise yaka takma


3- Dikiş paylarını biyenin içine doğru kıvır ve biyenin açık ucunu bluzun yakasını sandviç gibi kapatacak şekilde çevir. Ardından da kumaşın şifon olduğu için ve yakada spor dikiş görünsün istemediğinden, yakanın içte kalan kısmını elle dikmeye başla. 

Bu el dikişini yaparken bir önceki makina dikişinde geçilen iplik yerlerini kullanmaya özen göster. 
moda tasarım dikiş blog

Şimdi, bu noktada, çok benzer bir kumaşla yalnızca bir önceki yaz (2012 yazında) yaptığım muhteşem şifon yaka çalışmamı göstereyim. 1 yılda kat ettiğim dikiş becerilerini gördükten sonra "ben çok daha iyisini yaparım!" diyeceksin!

Yakanın her yeri ayrı bir dökülüyor. Neresinden başlasam da rezaletini anlatsam bilemedim... Bunu 2012 yazında dikmiştim... Utancımdan siteye koyamamıştım bile. 



İşte bu da içe doğru kıvrılmış yakanın az önce bahsettiğim dikişleri. İşçilikteki titizlik göz yaşartıyor!

Diyeceğim o ki çekirge, kendi giysilerini üretmenin keyfinden asla vazgeçme. Bu rezil dikiş 1 yıl içinde bu hale geldiyse, sen de yapabilirsin demektir ;)


balerin küpeler

Bu arada, o günkü program sırasında bana eşlik eden balerinlerim de kendi tutularını sergilemek istedi ben çekim yaparken :)


Sonunda yakamız ağlatan tatlar kıvamına geldi ve İrem kendisini ayıla bayıla sergiledi. 


Bir dahaki "Öğren Çekirge" yazısında görüşünceye dek, esen kalın! 

Bluzun bitmiş halini görmemiş olanlar ise, kendisini bu yazıdan inceleyebilir:





25 Ağustos 2013


Bu ay hep birlikte yaptığımız dikiş etkinliğimizde, kalıp adımlarını benim anlattığım bir büzgü elbise yapmıştık. 

Herkesin kendi vücut özelliklerine uygun şekilde düzelttiği kalıp, herkesin kendinden kattığı yorumlarla bambaşka elbiselere dönüştü. 


Bugün de sizlere Dikiş ve Diy blogunun sahibi sevgili Sevdzhan Ali'nin nefis yorumunu göstermek isterim. 

Benim bugüne kadar sadece günlük giysi olarak düşünüp kullandığım kalıptan kendisi abiye elbise yapmış. 

Elbise de terzisi de su gibi olunca, arka fona da su efekti katmak istedim :)

Benim ancak yoğun bir photoshop çalışması sonucu gelebileceğim beden ölçülerine sahip bu manken arkadaşımızın zaten su gibi olmasına içten içe haset ederken, bir de kendisini "sıska" beden olarak tanımlaması sinirlerimi hoplatıyor!
Bizim kalçası bol bedenlere göre uydurmak için 10 takla attığımız etek kısmını bu manken arkadaşımız daha da yukarı çekerek elbisenin keyfine keyif katmış. 

Elbiseyi bir de abiyeye uygun takılarla desteklemiş ve ortaya harika bir tasarım çıkmış!


Elbisede bir sürü ilginç detay daha var. Daha fazlasını öğrenmek için http://dikisvediy.blogspot.com/2013/08/kendin-dik-dikis-etkinligi.html adresinden blogunu ziyaret etmeniz gerekir. 

Görüyorsunuz ya arkadaşlar; bir giysiyi kendi vücut özelliklerimize en uygun şekilde değiştirerek giymek çok önemli. Kaç beden olduğumuzun önemi yok. 

Dikiş aşkı :)))





"Bu elbiseden ben niye dikmiyorum ki..." diyenler şu dosyayı inceyerek kendi versiyonuna kolayca sahip olabilir:

"Ben de diktim, ben de diktim!" diyenler bana fotolarını göndermeye devam etsin. Ben de keyifle yayınlayayım ;)



23 Ağustos 2013

Görmemişin biri bir gün beyaz ekrana çıkmış... Sonra herkesi bıktırana kadar aynı hikayeyi anlatmış da anlatmış...

Evet! Benim o! 

Ama bu sefer programdan sonra en büyük ikinci alkışı alan bluzun detayları hakkında yazacağım. Çünkü epey soru geldi bununla ilgili. 

Bu garibimi son ana kadar beyazlı olduğu ve beni şişman göstereceğini düşündüğüm için giymeyi akıl etmedim aslında :)) Ekran işine o kadar hakimim yani!

Anlatmamı isteyen çok oldu. Ama bir çırpıda dikilmiş birşey olduğundan dikiş adımlarını detaylı anlatacak çok fotoğrafım yok. Yine de gelen istek üzerine kendisini sizlerle tanıştırmaktan memnuniyet duyarım. 



Buyrunuz, o ekranda akış akış duran bluzun tam boy görüntüsü. 

Böyle şık bir bluz elbette ucuz olamaz (bu bölüm tembel çekirgeler için özellikle kaleme alınmıştır. onlar kendilerini bilirler... kendi giysilerinizi dikmeye başlamayın siz daha!)

- 4 TL -

Fiyatlar el yakıyor!...


Yukarıdaki şifon kumaşa görür görmez vurulmuştum. Nasıl olduysa kimse onunla ilgilenmediğinden bir de indirime girmişti ve metresi 4 tl'ye düşmüştü! Bu duruma asla göz yumamazdım ve koşup 2 mt aldım! (kalan kumaşla da şifon etek mi yapsam diye düşünüyorum)

O zaman "ekranların aranan yüzü" olacağımı ve bluzumun bu kadar popüleritesi bilsem, inanın birkaçınız için kalanı da alır, sonra keser keser gönderirdim :))

Sade ve dökümlü bir model olsun istedim. Ama yeni kalıp arayıp çıkartmaya da vaktim yok... Daha önce kullandığım ve çok memnun kaldığım dantel elbisenin kalıbını kullandım. Ama şifonun esneme payı olmadığını hesap ederek 1 beden büyüttüm kalıbımı -önceki dikişimde ise orijinal kalıbı biraz daraltmış idim. başa dönmüş oldum galiba...

Bu model Burda'nın Mart '12 (03/2012) sayısındaki 102 no.lu bir abiye elbise kalıbıydı. Ben de böyle bir dantel elbise dikmiştim ondan:

Detayları burada: http://www.kendindik.com/2013/01/sarms-perdeyi-ustune-elbise-yaptm-diye.html

Ama şimdi içindeki astar elbisenin aynı boy ve kalıpta olmasının daha güzel olacağını düşünüyorum. Bu yüzden ona da yeni bir astarlık penye dikeceğim fırsatını bulduğumda. 


2010 yılında dikişe başladığımdan beri en çok yapmak istediğim şeylerden biri de incecik tiril tiril ipek kumaşları hatasız dikebilmek. O nedenle böyle kaliteli şifonlar üzerinde dikiş becerilerimi geliştirmeye bayılıyorum. Sanırım sonunda yakayı hatasız yapmayı başardım... Onun fotoları var... Kısa bir Öğren Çekirge yazısı hazırlarım birkaç güne.  



Kol ve etek uçlarını ise düz dikişle kapattım. Etek uçları doğrudan içe kıvrılarak dikildi. Kol uçlarına ise biye kullandım. Tek sebebi yaka için yaptığım biyenin fazla olmasıydı. Yoksa onu da etek ucu gibi geçebilirdim. 


Transparan özelliğinden dolayı içine bir tshirt giymem gerekiyordu. Askılılara baktım ama içimden görünen askıları beğenemedim. Yüzyıllar öncesinden kalma straplez bluz şeklinde kullanabileceğim bir penye parçam vardı. İçime de onu geçirdim, havam 1500 halde stüdyonun yolunu tuttum :)


Bu kadın neden bahsediyor? Artiz mi bu stüdyo/çekim falan geveliyor diyenler bu yazıyı okuyup aydınlanabilir:
http://www.kendindik.com/2013/08/bir-canl-yayn-maceras.html



22 Ağustos 2013


İnsanlık için küçük, İrem için büyük adım

moda dikiş blog yazar

Önceki yazıları okuyanların bildiği üzere TRT Eline Sağlık programının yapımcıları benimle 2 hafta önce irtibat kurdu ve yayına çıkartmak istedilerini söyledi.

Bu programa çıkmaktan çekinmemin tek sebebi bana canlı yayında dikiş diktirecek olmalarıydı. Profesyonel terzi olmadığımdan bunu nasıl kıvıracağımı bilemedim. Üstelik 1 değil 2 etek dikecektik. Hadi bakalım!

Tırsaklığım doruk noktasına ulaştığında kendimi iyi hissetmek için 3 şeyi netleştirmeye karar verdim:

  1. madem bu işi yapacağım, bir iş toplantısına hazırlanıyormuşum ciddiyetiyle hazırlanacaktım.
  2. madem bu işten dönüş yok, her anının tadını çıkartacaktım.
  3. madem ulusal çapta rezil olma riskim var, en azından güzel giyinmiş halde rezil olacaktım!

Hızla kendimi içinde iyi hissedeceğim bir bluz / etek kombinasyonu diktim, hazırlıklarımı yaptım ve 21 Ağustos Çarşamba sabahı beni verdiğim adresten almalarından 2 saat önce kapıdan çıkmaya hazır hale geldim. 



Her yer Taksim, Her yer Dikiş!

Tüm hazırlıklar tamam, yayın akışının üzerinden geçmeye başladık - ki hiiiç takip etmeyi beceremedim yayın sırasında :/ - kanal yetkilileri yanıma geldi ve vurucu uyarısını yaptı:

"İrem Hanım yalnız yayında sosyal içerikli mesajlar vermiyoruz tamam mı?"

Nasıl?
Çapulculuğumu tipim mi ele veriyor yoksa saçlarıma sinmiş biber gazı burnunuza mı geldi? 
Yoksa yayına gelene kadar yakın çevrede yaptığımız yüzlerce espriden birini rüzgar mı uçurdu kulağınıza?
"Her yer Taksim, her yer Dikiş!" desem?
Terbiyemizi takınıyoruz veee dikiş aşkıyla çarpan kalbimizi sakinleştirip yayın için yerlerimizi alıyoruz...


Hazırlıklar tamamlansın... Uçuşa Geçiyoruz...

Program başlıyor... 4, 3, 2, 1 yayındayız!

Kumaş kalitesine göre ayrı ayrı hazır ettiğim iğneler el değmemiş halde bir uçta, vakit kalırsa diye anlatmayı planladığım çalışmalar diğer uçta, hızla başladık yayına. 8 dakikada eteği bitirmeniz lazım diyorlar. 


Ben ve bir anda vücudumda beliriveren 8 kol ölçtü, çizdi, biçti, dikti derken... yayın bitiverdi.


Kameralar bana dönük değilken dikiş dikemiyorum. Kamera bendeyken hem konuşup hem tüm işleri yetiştirmem gerekiyor... Oy oy oy... 

Program bitip de kendime geldiğimde şöyle dedim:
"Seneler sonra geriye dönüp baktığımda canlı yayında dikiş de dikmiştim diyeceğim..."


"Çay bile yok!" esprisi ve bir kariyerin başlamadan bitişi...

Beni oraya "bakın ne de kolay dikiş dikebilirsiniz" diye çıkarttılar. Kolay dikiş tamam da biz deli miyiz arkamızdan koşturan varmış gibi dikiş dikecek? Dikiş dikmek keyif işidir şöööyle keyifle, diktiğin şeyle muhabbet halinde. 
Sanıyorum televizyonculuk mantığına azcıcık ters bir durum bu...
Bakmayın siz onlara laf attığıma.. Yönetmen de, sunucu da, yapımcı da, orada tanıştığım herkes son derece keyifli, son derece profesyonel bir çalışma sergileyip, beni çok rahatlattılar. Şöyle diyeyim, ben bu yazıyı yazıp paylaşıncaya kadar çoktan 2 saatlik bir canlı yayın programını daha tamamlamıştı onlar. Şebnem hanım doğru noktalarda araya girmese, konuşurken nasıl saçmalama potansiyelim olduğunu bir bilseniz! Harika idare etti beni. Yönetmeni de biraz kızdırdım ama olsun artık o kadar ;) 

Ekranların Aranan Yüzü

Program bitti. Herkes beni telefondan zırzır arıyor, hava 1500 hale geldi. Bir anda "Ekranların Aranan Yüzü" pozlarına bürünmekte zorluk çekmedim.  Bu pozla eve girerken, birden kaçınılmaz soru aklıma geldi: "akşama çocuk ne yiyecek?"

Üst baş değişti, eller yıkandı ve ekranların aranan yüzü hemen mutfağa girip yemek yapmaya koyuldu...

Gerçek hayat... 4, 3, 2, 1 yayındayız!

Yayının kesilmiş biçilmiş halini yaptım. Buradan takip edebilirsiniz. Umarım bir telif hakkını çiğnememişimdir :) Çiğnediysem de dava açmadan önce uyarın, kaldırayım :)))


Yayının tam hali de burada:
http://trt1studyosu.web.tv/video/a2uxvyvzczy