24 Ağustos 2014

kolay bluz yapımı, penye bluzlar, irem sunar özat


PRENSESLER GİBİ

- Yavrum Elif, nasılsın kızım görmeyeli? Nasıl gidiyor evlilik?

- Çok teşekkür ederim Leyla Teyzecim. Evim, işim çok iyi gidiyor. Mutluyum. Prensesler gibiyim çok şükür. 

- Ay evladım öyle deme. O prenses gibi hayatlar hiç dışardan bakılıp da imrenilecek gibi değil yavrum. Senin dediğin Pamuk Prenses değil mi? Kolay mı 7 tane adamın derdini sırtlanmak? Kirlisi var, huysuzu var. Ben bir adamın işine zor yetişiyorum. Evimin işin geçtim. Her gün yeni gömlek istiyor uğursuz! Bir gün de otur kendin yap bakalım o gömlek ütüsünü? Bakalım kaç tane yapmaya canın yetişecek! O Pamuk Prensesi de geçenlerde komşudan duydum. "Yetti, bıktım artık" diyormuş. "Şöyle bir vursam kafayı vallahi kaldıramayacağım kendimi yataktan" diye ağlıyormuş.  

basit bluza hava katan detaylar- Yok vallahi Leyla Teyzeciğim. Öyle prenses değil. Gerçekten mutluyum ben. Prensesler gibi derken, yani çok iyi hissediyorum kendimi; saray soylusu gibi rahatım demek istemiştim. 

- Amaan güzel kızım. Şan, şöhret, ünvan hepsi laf bunların. İnsanın bahtı güzel olacak. Bizim bir Halime Hanım vardı. Saray yavrusu gibi döşediydi evini. Hepimiz bakar bakar gıpta ederdik. Hilton banyo muydu neydi, ilk onun evinde gördüydük tuvalete mobilya konulduğunu. Öyle zengin idi vaktinde. Ne zaman altın gününde sıra ona gelse, daha bir özenli giyinirdik hepimiz. Saray gibi eve yaraşmaya mı gayret ederdik bilmem. O varlık içinde insan misafirini daha bir gösterişli ağırlar diye beklersin değil mi? Nerdeee… Koyardı pişileri önümüze; daha ilk tabaktan tıkanırdık! Öyle zenginlik mi olur?! Birkaç çeşit kanepe falan yap en azından misafirlerine. Geçenlerde gördüm zaten, evi satıyorlarmış. Adam gizli gizli kumar borcu yapmış. Amaan, evlerden ırak olsun öyle varlık…
kendin dik blog- Yani aslında benim demek istediğim, biz bize yetiyoruz çok şükür. Öyle ne kazanıyorsak onu yiyoruz Leyla Teyzeciğim. Mutluyuz çok şükür. 

- Biz bize yeteriz deme yavrum! Aman sakın! Öyle onu beğenmem, bunu beğenmem diye diye yapayalnız kalırsın şu hayatta. İnsan insana muhtaçtır. Öyle kendini içine kapatırsan içten içe kemirir dertler seni sonra. Bizim bir Gül Hanım vardı rahmetli. Ser verir sır vermezdi kendiyle ilgili. Ne zaman görsen adı gibi gül yüzlü derdin. Hep güler, ne zaman sorsan "İyiyiz çok şükür" der, başka da birşey demezdi. Kimseyle bir derdini paylaşmadı da ne oldu sanki… O da öldü gitti bir gün. 

- Hastalanmış mı? 

- Yok… Trafik kazası…

- Aslına bakarsan Leyla Teyzeciğim, elbette bizim de kendimize göre sıkıntılarımız oluyor zaman zaman. Hangi evin derdi yok ki? Ama biz üstünde durmuyoruz. Çok şükür mu…

- Ha şöyle desene yavrum! Dur ben bir çay koyayım hemen. Sen üzme canını, Leyla Teyzenden hiç laf çıkmaz...


tasarımcı blog
Başım kalabalıktı bu aralar. Bir süredir yeni yazı çıkamadı. Epeydir yanıt bekleyen yorumları da yavaş yavaş yanıtlayacağım. Benden cevap bekleyenler, havamdan değil vakitsizlikten yanıtlayamadığımı bilsinler ;)

Hadi bakalım. Yaz bitmeden herkese bu penye bluzlardan yaptırıyorum. Yapması çok kolay, çeşitlendirmesi çok zevkli.

Toplayın jarse kumaşları. Bir sonraki yazıda bu basit bluzun yapım aşamalarını 
anlatacağım

Leyla Teyzeye söylemeyin ama, upuzun da bıraktınız mı kurdelasını, kendinizi prensesler gibi hissedeceksiniz; garanti! ;-)


07 Ağustos 2014

Ot, su, yulaf… Dikiş dikmenin ardından, hayatta en sevdiğim egzersiz çeşidi olan yemek yemenin azıcık abartılması sonucunda hayatıma giren yeni üçlü.

Ot, su, yulaf… Hani insanoğlu her zaman daha iyiye, daha ileriye evrilirdi? İnek miyim ben?

Ot, su, yulaf… 30'larıma kadar ne güzeldi hayat! 2 akşam yemek yemeyeyim hemen iniverirdi kilolar. Adaletin bu mu dünya?!
***
Kilo alımımın önlenemez yükselişi sonucunda, kış başında hayatımda ilk kez diyetisyene gitmeye karar verdim. Diyetisyenin benim için büyük hayalleri vardı. 3 ayda uçacak, 5 ayda kaçacaktım. 

Günler günleri, haftalar haftaları kovaladı. Diyetisyenin sıkı denetiminde geçirdiğim 4 ayın ardından, kaybetmiş olduğum dolu dolu 4 kiloyla birlikte tombalak hayatıma geri döndüm. 
Neymiş? Daha fazla kilo vermem için spor da yapmam gerekirmiş.  Bu mudur?
Neymiş? En güzel spor yürüyüşmüş. Bu bozkırda deniz kıyısı var mı şöyle keyif keyif yürüyecek? Her ne kadar yüce gönüllü belediye başkanımız sık aralıklarla "Hayaldi, gerçek oldu. Ankara'ya deniz geldi!" minvalinde onlarca belediyecilik başarısına imza atmış olsa da, benim doğuştan deniz tuzu kokan ruhum bir türlü ferah yer bulamıyor yürüyüş yapmak için. 


Hal böyle olunca, yeterince koşuşturmacalı ve yer yer stresli hayatımdaki tek eksiğin koşu bandı olduğuna karar verdim. Satın alırken yapılan tüm uyarıları haklı çıkartır şekilde, o da kısa sürede havaleli bir elbise askısı olarak varlığını sürdürmeye başladı.

Ama yenilgiyi kabullenmem hemen olmadı tabii. Örneğin, kendime rahat ev kıyafetleri yapayım, taytlarımın üstüne tünik misali giyeyim dedim. 
dikiş tasarım blog

Pek çoğunuzun birkaç ay önce düzenlemiş olduğum dikiş etkinliğinden hatırlayacağı üzere (bkz. "HEYECANLI ÇEKİRGELERİZ BİZ "), basit bir bluz kalıbının farklı şekillerini yapmaya çalışırken, arada bir de rahat bir tünik dikmeye karar vermiştim.baykuş desenli
Şaşkın bakışlı baykuşların ev sahipliğindeki emprime kumaşı siyah ketenle dengeleyeyim istedim. Rahat battığı için de siyah ketenleri katlamalı şekilde yapayım tam olsun dedim. Kalıpta yaptığım değişikliklerin dikiş açıklamalarını başka bir yazıda paylaşırım. Şimdi derdim başka benim.

Diyorum ki, ipin ucunu kaçırdım. Fazla kilolar aldı başını gidiyor. Şişkin şişkin gezme hissinden içim şişti! Hal böyle olunca, döndüm rejimin temel prensiplerine. 

Ot, su, yulaf... Hani - deniz, rakı, balık - gibi, ama onun yürek burkan benzeri. 
Ot, su, yulaf... Spora duyduğum ilgi yukarıdaki animasyon ciddiyetinde olduğundan, gelsin bakalım tabak tabak.
Ot, su, yulaf... Geçer mi böyle hayat?!
irem sunar özat








Not: Tüniğin dikiş detayları bu adreste: Nervürle Nervürleyebildiğince




04 Ağustos 2014

Kendi kıyafetlerimi öğrenmeye başladıktan kısa bir süre sonra başka bloglarda ve hazır giyim ürünlerinde gördüğüm overlok dikişine hayran hayran bakmaya başlamıştım. Kendime bir overlok makinası almadan önce de dikiş işinde epey uzmanlaşmam gerektiğini düşünüyordum. Yanılmışım

Şimdi size öyle bir gaz yazısı yazacağım ki, halihazırda kendisine overlok makinası alacak bütçesi olmayan dikiş tutkunlarından şimdiden özür diler, tez zamanda iyi bir overlok makinası için kenara para ayırmalarını tavsiye ederim. 
overlok makinası önerileri

Piyasada bulunan ev tipi overlok makinalarının büyük bölümü hem sürfile dikişi hem de reçme yapabilen makinalardan oluşuyor. Sadece sürfile dikişi için niye kocaman bir makina alayım diye düşünebilirsiniz. Overlok makinamdaki kullanım hatasını çözdükten ve makinayı hakkıyla kullanmaya başladıktan kısa bir süre sonra anladım ki, bu güzide alet dikiş keyfinizi 4'e katlayıp, elinizdeki işi bitirme sürenizi yarı yarıya azaltıyor. Nasıl mı? İsterseniz konuya en başından başlayayım...

Karikatür için "Bayan Yanı" isimli mizah dergisine teşekkürler ;)




Bazılarınızın hatırlayacağı üzere yaklaşık 4 ay önce çiçeği burnunda iş girişimim olan Tuhaf Tuhafiye'den elde ettiğim ilk kazanç ile, epeydir almaya niyet ettiğim overlok makinası için piyasa araştırması yapmaya başladım. Hangi makinayı almalıyım diye sorduğum bir soruya birbirinden değerli onlarca yorum ve görüş geldi. Farklı makinalara ilişkin değerlendirmeleri bulabileceğiniz (yorumlar kısmını dikkatli okuyunuz) yazı bu adreste: "Size Bir Sorum Var".

Tüm yorumları okuduktan sonra Pfaff'ın Hobbylock 2.5 isimli modelini almaya karar verdim. İnternetten satın aldığım için mağazaya gidip de ürünün kullanımını öğrenme gibi bir hizmet alamadım. Zaten mağazaya gidip almaya vaktim olmadığı için internetten sipariş vermiştim. 

Birkaç yıldır dikiş dikme konusunda ortaya koyduğum insanüstü becerilerden cesaretle, kitapçığında belirtilen adımları takip ederek overlok makinasını kurdum. Fakat ortaya çıkan sonuç benim hayallerimi süsleyen overloklardan dalga dalga farklıydı! İşte böyle:



İplik ayarlarıyla nasıl oynarsam oynayayım bir türlü bu hatayı düzeltemiyordum. Acil site üzerinden bir yazı daha yazdım. Gelen onca yardımcı yoruma rağmen mümkün değil düzeltemedim bu dalgaları. Benim bu konuda yeteneksiz olmam mümkün olmadığına göre kesin makinada bir hata olmalıydı! 

Birkaç hafta sonra başlayan Kendin Dik Atölyesi'ne sponsor olan firmanın temsilcisi ve giyim alanında diplomalı öğretmen olan sevgili Çiğdem Hanım'a götürdüm makinayı. Benim iplikleri yerleştirmemi görür görmez başladı gülmeye. Meğer ben her işi düzgün yapıyormuşum ama iplikleri makinaya yerleştirmeden önce alttaki fotoğrafta dik duran tutma kolunun altından değil, üstünden geçiriyormuşum. Daha doğrusu ben makinayı taşımak için ilk kez kaldırdığım kolun iplik yolunu engellediğini hiç akıl edememiştim :)) Sorun sadece bu kadar basit ve saçmaymış anlayacağınız. 
pfaff overlok makinası


Sorunumu çözdükten sonra kim tutar beni! Evdeki herşeyi overlokladıktan sonra hızımı alamayarak önüme çıkan heryeri overloklama isteği kabardı içimde. Bir giysiyi dikerken en uzun zamanı alan iç dikişler saniyede tamamlanıverdi. En zor kumaşlar kalıp gibi dikilmeye başladı. İç dikiş, etek ucu vb. dikişlerde en vakit alıcı işlerden biri olan fazlalıkları kesme işlemi de hızlıca bitti. Makinanın bıçakları öyle iyi ki, havuç koysanız doğrar. O derece! :D
reçme makinası önerileri
İç aksamı minik bir labirenti andıran iplik geçirme yerleri, kullandığım iplik rengini değiştirmem gerektiğinde başlarda bana çok zahmetli gelse de, kısa sürede onun da kısayolunu öğrendim. Benim gibi Amerika'yı kendi başına keşfedecek olanlara bir minik desteğim olsun bu ipucu:

İplikleri iplik yoluna girmeden önce kesip, yeni konulan ipliklerle düğümleyin.

Ardından düğümlü kısımdaki fazla iplikleri, düğüm açılmayacak şekilde ancak mümkün olduğunca kısa kesin ve yeni iplikler iğnelerden geçip, iğnenin olduğu kısımdaki iplik zinciri yeni renklerle yapılır hale gelinceye kadar boş dikiş dikin. Boş dikiş derken kastım kumaşı yerleştirmeden dikiş yapmanız. Zaten overlok makinalarında - dikiş makinalarının aksine - kumaş üzerinde dikişe geçmeden önce ve geçtikten sonra 5-8 cm'lik iplik zinciri oluşturmanız gerekiyor(muş). 
overlok makinası nasıl kullanılır

Bu kadarlık bilgi bile benim herşeyi overloklama heyecanına kapılmama yetti. Dar dikiş, geniş dikiş, 3 iplik, 4 iplik derken daha reçme manevralarına geçmeden bile dünya kadar iş hallettim. 
dikiş blogları öneriler

kolay dikiş teknikleri


"Dikiş dikme benim için 2 günlük heves değil" diyen herkese tez zamanda overlok makinası almasını tavsiye edeceğim. Tecrübeli terzilerin değil, bilhakis dikiş dikmeyi orta karar bilenlerin işine gelecek bir icatmış kendileri. 

Kendi başıma overlok makinasının özelliklerini çözmeye çalışırken yabancı bir sitede şu muhteşem kaynağa denk geldim. Overlok makinasını kullanmayı bilenlerin dahi incelemesini tavsiye edeceğim bir pratiklikte hazırlanmış animasyonlar var içinde. Seçtiğiniz makinaya göre üst menüde 2-stitch, 3-stitch, 4-stitch (2 iplikli, 3 iplikli, 4 iplikli) seçeneklerinin altında 6-7 tane daha farklı dikiş seçeneklerine göre nasıl sonuçlar alınacağını gösteriyorlar. İngilizce bilmiyorsanız dahi, ekran üzerindeki iplik ikonlarına tıklayarak farklı dikiş seçeneklerini inceleyebilirsiniz. 
http://www.pfaff.com/mediafiles/Overlock%20line%202009/Threading%20guide/Pfaff/index_en.html

Benden bu kadar. Hepinize bol overloklu günler dilerim :D