28 Kasım 2014

telgrafın telleri


"Bugünkü istek parçamız Ankara Radyosu ses sanatçılarından Muazzez Şenses'in güzide sesi eşliğinde, blogundan uzak kalmış bir yazara ve onun ihmal edilmiş tüm sadık okurlarına geliyor efenim..."

Değerli arkadaşlar, 
Telgrafımın tellerine kuşlar kondu, bilgisayarımın masasına dosyalar doldu, bu yazarı eller aldı götürdü, satsalar da kimse almayacak bu yaştan sonra ama geri getiren de bir türlü çıkmadı gitti... 

Bir süredir uzak kaldım; laflarım çoğaldı, arada gelen yorumlar yanıtsız kaldı. Bu garip bencileyin gece gündüz çalışır da çalışır. İş yoğunluğum ışık hızına yaklaştı. 

Nasıl bir illet tesadüfse bu, benim işler ne zaman yoğunlaşsa Bay KendinDik'in de bir iş seyahatleri çıkıyor ki sormayın. Bu sefer kendini gitti Tokyo'ya attı. Haritadan baktım; Türkiye'den daha uzağa gidilebilecek fazla yer yok. Bir sonraki yoğun dönemimde Papua Yeni Gine'den iş çıkartmasını bekliyorum.

Ben kendisini duruma ilişkin kreatif ajitasyonlarla WhatsApp'tan çemkiredurayım, o da kalkmış bana ne diyor bak! Gitmiş bana Japon dikiş dergisi almışmış... Şimdilik susuyorum. Asil ve metanetli davranıyorum. Hani yani bir de kalıpları anlaşılmaz çıkarsa yaktım çırasını!

Tabii bu tempoda oğlanın ikametini de babaannesine yazdırmak zorunda kaldım. Yapacak birşey yok... Kadıncağız akşama kadar evin ütüsünü, yemeğini yapıyor. Akşam eve geliyorum bir de yok mu bunun yanında çorbası diyorum. Allah kimsenin başına benim gibi gelin vermesin. Hani yani bunu bana başkası yapsa, geçiririm kafasına tüm tencereleri...

Deli deli çalışırken araya bir de olmadık bir iş sıkıştırdım. Gazı kaçmasın diye şimdi konuyu açmıyorum ama ay başında size bir sürprizim olacak; bekleyin... Yok, sürpriz istediğim gibi çıkmazsa tüm bu dediklerimi inkar eder, bu yazıyı da edit eder direkt konunun üstünü kapatırım, şimdiden söyleyeyim.

Bir ay boyunca her delikten çıkıp "bana oy verin" diye tatava yaptığım Bumerang ödüllerinde bu sene de havayı aldım :) Ben facebook takipçilerim 7000'i geçmiş şakidişıkidi diye sevinedurayım, oylama sonucu ilk 10'a çıkanların ortalama takipçi sayıları 150.000 civarındaymış! Bu işler kısmet işi tabii :) Daha da çamur atardım ilk 10'a çıkanlara ama bazıları benim de takip ettiğim güzel siteler.  Yenilen pehlivan güreşe doymazmış hesabı, ben bu yarışmaya başvurmaya devam edeceğim arkadaşlar, bilginize...
Bana oy veren herkese can-ı gönülden teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız! Seneye yine bu tarihlerde bıkbık yazmaya başlarım ben hadi oy verin lütfeeeen diye. Belki de Bumerang pes eder, belli mi olur? :D

Şu 2-3 hafta daha yoğunluğum devam edecek. Ara ara yeni yazı çıkarmaya çalışsam da, daha seri yazılara işlerim sakinledikten sonra devam edebileceğim. Hani haber vereyim dedim. Ne kaldı şunun şurasında? ;)

Öptüm hepinizi kocaman!

İrem

20 Kasım 2014

#bum14
Bumerang ödüllerinde jüri önüne çıkma şansını yakalamam için bugün son gün! 

Tamamen ücretsiz olan oylamaya katılarak KendinDik.Com'a destek verir misiniz? 

Oy vermek için şu adresi ziyaret edebilir:

http://hur.so/dbzzcn 


başkalarının da oy vermesi çağrısında bulunmak için şu bağlantıları kullanabilirsiniz:


Destek veren herkese şimdiden çok teşekkürler :D

18 Kasım 2014


Birkaç gün önce "Terzi Parçası" başlıklı bir yazı yazdım; kısacık yazım gelen yorumlarla roman oldu :)

Her yorum bırakana tek tek yanıt verme prensibim olsa da, sizlerin açık yüreklilikle paylaştığı hikayelerden etkilenip genel olarak bir şeyler söylemeden, yeni yazılara geçmem mümkün olmadı.

Öncelikle, bir kez daha, yorum bırakan herkese teşekkür ediyorum. Okuyup paylaşan herkes beni çok mutlu etti.

"Terzi Parçası" başlıklı yazımda tüketim kültürü içinde yoğrulan insanların el emeğine küçümseyici yaklaşımıyla ilgili birkaç gözlemimi paylaşmıştım. Gelen yorumları istinaden şunu açıklığa kavuşturayım: kendi kıyafetlerimi dikiyor olduğumu öğrenenlerden bazılarının verdikleri tepkiler karşısında kişisel olarak aşağılanma ya da küçümsenme hissetmedim. Aksine, mevcut iş kimliğim ile el emeğimi büyük bir aşkla sahiplenmemden dolayı ortaya çıkan "zıtlığa" gösterdikleri şaşkınlık beni bir hayli eğlendirmişti.

Bununla birlikte, verdiğim bu rahat tepkinin bana özel bir özgüvenden kaynaklanmadığını, hepimizin çocukken sahip olduğu bu özgüveni önce kaybedip, sonra geri kazanmak için epey yol kat etmek zorunda kaldığımı da belirtmek isterim. Ben de, yorumlarınızdan anladığım kadarıyla birçoğunuz gibi, kendimi keşfetme yolculuğumun başlarında hayatımla ilgili planlar yaparken, çok daha kreatif, daha fazla ruhu olan işlere yönelmeyi istemiştim. Gelişmekte olan ülke buhranından geçen hemen her ebeveyn gibi, benim anne babam da daha "saygın" işlere yönelmem gerektiği konusunda telkinlerde bulunmuş, bunu duyan hayallerime olan inancım da ülke gerçekleriyle birlikte atık su deliğinden kanalizasyonun yolunu tutmuştu :)


Yıllarca okunan okullar, ulaşılan kariyer hedefleri sonunda anladım ki benim başarı hissim dışarıya bir şey ispat etme kaygısı etrafında dolanıyor. Herkesin bireysel alanına saygı duymak yerine, yan komşunun ne yaptığıyla çokça haşır neşir olan bir toplum olmamız itibariyle, kendimizi başkalarının gözünden tanımlamaya çalışmamız sanırım çok kişinin deneyimlediği bir durum.

Burada paylaştığım her şey, kişisel yolculuğumun bir yansımasıdır ve görüyorum ki benimle benzer yollardan geçen ya da  yola daha yeni çıkmış çok sayıda okurum var etrafımda.  30'larımın sonuna yaklaşırken, hayatla ilgili hala çok fazla keşfedeceğim şey olsa da bir şeyi çok iyi anladığımı biliyorum.

Her ne konuda olursa olsun, ne hissediyorsan o'sun. Yaptığım işin çok özel ve çok saygı duyulası bir iş olduğuna inancım varsa, zaten bununla ilgili tepkiler alırım. Aldıkları güzel tepkilerle ilgili yorum bırakan bazı şanslı arkadaşların, bu güzel "şansları" da buradan geliyor. Yaptığım şey ya da bulunduğum durumu daha ben tam olarak kabullenemiyorsam, başkalarından sadece bunun yansımasını duyarım.

Herkes aynı şeye kendi bulunduğu noktadan bakıp, o açıdan görüyorsa, ben zaten başkalarının hakkımda düşündüklerini kontrol edip şekillendiremem. Tek yapabileceğim, yaptığım şeylerin tadını çıkarmak ve ortaya çıkardığım şeyin içime sinmesini sağlamak. Başarı ispatımı dışarıdan alıp, içime yönlendirmek. Hepsi bu...

Hadi yeter bu kadar laklak... Daha dikiş yazıları bekliyor! Öptüm hepinizi kocaman ;)


Karikatür: Ana von Rebeur





14 Kasım 2014

Dikiş dikmeyi meslek olarak yapmayan, bunu hiçbir eğitim almadan kendi gayretiyle öğrenen biri olarak, hem el emeğiyle birşeyler üretmeyi hem de üretileni büyük bir keyifle kullanabilmeyi her zaman büyük bir meziyet olarak gördüm. Dolayısıyla da bu mesleğe duyduğum saygıdan dolayı kendimi her zaman "hevesli terzi" olarak tanıttım. 

Merak edenlerin çoktan "kim ki bu" sayfasından öğrendiği üzere, dikiş ve modanın çok dışında bir eğitim ve kariyer hayatım oldu. Yaptığım işi ve bugüne kadar edindiğim ünvanları ironik biçimde “pek havalı işler” olarak tanımladım ilk başta. Sonra baktım, ironik ifademi anlamaktan çok uzak yorumlar gelmeye başladı; ben de kaldırdım.

Pekala, baştan anlatayım. Benim -kimilerine göre-  şöyle okkalı şekilde göz dolduran bir iş hayatım var :) Kendini pek önemli gören kurumlarda çalışmışlığım, toplumun yararına olduğunu düşündüğüm çok sayıda işe katkı sağlamışlığım bulunuyor. Ama gel gör ki, bir de dikiş dikiyorum! Ben?! Bir “terzi parçası”? Pöh!
Bir terzi parçası... El emeğinin inceden küçümsenmesi sadece terzilik mesleğiyle sınırlı değil.

Bir iki yıl önce, iyi bir pozisyondan emekli olduktan sonra profesyonel fotoğrafçılık yapmaya başlayan çok hoş bir kadınla tanışmıştım. Benden yaşça büyük olduğundan, benim karşılaştığım tepkileri daha sert şekilde yaşadığından bahsetmişti. Tutkuyla yaptığı hobisini profesyonelleştirdiğinde, kızının ve eşinin sıkıntı duyduğunu görmekten büyük üzüntü duymuş; yine de yolundan dönmemiş. Ailesinin verdiği tepki fotoğrafçılık yapmasına değil, başkalarının tavırlarındaki değişiklik üzerine olmuş. Daha önce gittiği davetlerde son derece saygın karşılanan biriyken, fotoğrafçı olarak katıldığı davetlerde “servis elemanı” muamelesi görmesine çok tepki duyduklarını söylemişti. “Ben yaptığım işi öyle seviyordum ki, hiç takılmadım bu tavırlara. Ama eşim ve kızım yeni işime alışıncaya kadar onların da katıldığı davetlerde çalışmama kararı aldım” demişti.  

Tüm bu vızırdama nereden mi çıktı? 
Geçtiğimiz günlerde kimilerine göre “pek bir önemli” bir iş davetine katıldım. Çoğu uzun zamandır görmediğim, yıllardır aynı iş çevresinde olduğum kişilerden oluşan bir davetti bu. Epey zamandır görüşmediğimiz için de neler yaptığımızı sosyal medya ortamlarından takip ettiğimiz kadarıyla biliyorduk. 

Dikkate değer sayıda insanla arka arkaya aynı olayı yaşadım:
Kibar sohbetlerimiz, bir şekilde KendinDik.Com üzerinden paylaşımlarım üzerine dönmeye başladı. Halihazırda ne işte çalıştığımı bilmeyenlerin gözlerinde ince bir alaycılıkla “sen de dikişle uğraşıyormuşsun” demeleri üzerine, içimden fışkıran dikiş aşkıyla onları doğruladım: “Evet, gerçekten çok seviyorum kendi kıyafetlerimi dikmeyi. Siz de deneyin, çok seveceksiniz...” 

Ardından, aynı coşkulu ifadeyle falanca yerde çalıştığımı söyleyince bakışlar değişti.  Dikiş dikmeyle meşgul olduğumu konuştuğumuz sırada maruz kaldığım bakışlar hızla şaşkınlığa dönerken, alaycı dans sırası bana geçti. 

Yine de dönüp “Çok üzgünüm” diyemedim: “Tüketime bu kadar bağlı olup, el emeğiyle birşeyler üretmeye bu kadar alaycı yaklaştığınız için çok üzgünüm...
dikiş seti, dikiş aşkı, kendi giysilerini kendin dik

Ama terzi değilsin değil mi? Yani tasarım yapıyorsun da... Terzilik başka birşey tabii...” diyen oldu. “Yoo... Hevesli terziyim ben. 1 metre kumaştan sınırsız olasılık üretme heyecanına bayılıyorum” dedim. 

Evet sadece bu işi de yapıyor olabilirdim. Harika da olurdu! Çünkü dikiş masamın başına geçtiğimde, bir çocuğun en sevdiği oyuncağının başına geçmesinin heyecanını taşıyorum ben. Herşeyin ışık hızıyla tüketildiği bir düzende, giyeceğim bir ceketi yapmak için belki günlerce uğraşıp, sonra ürettiğim şeye hayran hayran bakmanın modası geçmiş keyfini yaşıyorum. 

Mis gibi mesleğin var tabii...” Haklısınız, mesleğim mis; kazandığım para bereketli. Ama biliyor musunuz? Ben de büyürken, ailemden “bu kadar okul okuttuk sana. Gidip de terzi / fotoğrafçı / oyuncu / yazar / çizer / müzisyen / marangoz ... mu olacaksın başımıza?” sözleriyle büyüdüm. Kendime inancımı kaybetme pahasına, yıllarca anlamsız hedefler peşinde koştum durdum. 

düğmeler, dikiş aşkı

Ben herkesin yaşamını sürdürmek için çalışması gerektiğine inanıyorum. Geçiminizi sağlayacak paranızın olması, kadınlık/erkeklik rolleri mealinde değil bu dediğim. Herkesin dünyaya kendi yaşamını idame ettirecek bir yetiyle geldiğini ve üretkenliğin doğamızın bir parçası olduğunu söylüyorum. Bundan koptuğumuz için çalışma hayatı sadece para kazanmaya dönüştü çoğumuz için. Bunu gözden kaçırdığımız için aşkla yapılabilecek işler yerine, ünvan - makam -garanti iş meselelerine daha önem verir olduk.  

Evet, şahane bir terzi parçasıyım ben! Kendi giydiklerimi keyifle ve özenle yapabiliyorum. Üretebiliyorum...

ve herkesin kalbinde yatan hayaliyle birgün buluşma cesaretini göstermesini diliyorum. 

E daha ne olsun?! ;-)

İrem 
bir hevesli terzi

10 Kasım 2014

ATATURK beyazlar içinde


“Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerimi inkâr edenler ve bana taan edenler çıkabilir. Hattâ bunlar benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. 
Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidir ki, bu fikirler, Hind’den, Mısır’dan döner, dolaşır  gene gelir, feyizli neticeleri kalpleri doldurur!”
1937, Atatürk

09 Kasım 2014

anlatımlı dikiş, adım adım dikiş, bluz dikişi

Bir önceki yazıda omuz pilisi, dirsek pensi ve kol takmayla ilgili ipuçlarını anlattığım bluzun bir sonraki dikiş adımındayız bugün. 

Bu yazıda yakada görmüş olduğunuz ilginç detayı nasıl yaptığımdan bahsedeceğim. Dikiş dikmenin ABC'sini yeni öğrenenler için söylüyorum: buna biye deniyor sevgili Çekirgeler ;) Yani, giysilerin yaka, kol, etek ucu vb. çevresine kendi kumaşından ya da başka bir kumaştan eklenen kumaş şeridi. Benim yazılarımı düzenli takip edenlerin de bildiği üzere, özellikle kontrast renklerden, o olmazsa bu çalışmada olduğu gibi desenli kumaşlardan kullanmayı çok sevdiğim bir detaydır kendileri. Biyeyle ilgili diğer yazılarımın linklerini bu yazının sonunda bulabilirsiniz. 
evde dikiş, dikiş kursu, kendi giysilerimi kendim dikiyorum

Biye, kumaşların esnek özelliğinden faydalanması için genelde verev kesilen şeritlerden oluşur. Ancak bugün anlatacağım çalışmada, ben tam tersi bir yol izledim ve yakamın ucundan çizgili bir kumaş olarak gözükmesini istediğim biyeyi mümkün olduğunca sert yaptım ki dik dursun. Zaten, bluz için kullandığım kumaş da sert dokulu olduğundan, yakanın esnemesi gibi bir durum pek söz konusu değildi. 
Biyemi hazırlarken, kumaşı verev değil, sadece enden kestim. Daha da sert durması için içine tek tarafı yapışkanlı tela ekledim ve birbirine yapışması için ütüledim. Ardından biye şeridimi ikiye katlayarak ütüledim ve sert bir kurdele etkisi elde ettim ;-)
biye nasıl yapılır, renkli biyeler

Biyeyi yakaya monte etmeden önce kenarını da sürfile / overlok dikişiyle kapattım; iplik artıklarını temizledim. Biyem artık bir kurdele gibi, doğrudan kumaşa dikilebilecek kıvama geldi. 
DIY projeleri, giysilerini biyelerle değiştir.


Bu biyeyi yakaya doğrudan ekleyebilirsiniz. Yani bluzun düz yüzünün üstüne iğneyeyip, düz dikiş geçtikten sonra ters çevirebilirsiniz. Ama ben biraz daha uzun bir yol tercih ettim. Önce yakayı düz dikişle 1 kat kapattım - ne anlatıyor bu gene diye uçmaya başlayanlar, fotoğrafın üzerine tıklayarak resmi daha da büyütebilir ve konumuza geri dönebilir ;-)


Biyeyi ise daha sonra, sanki içten çıkan ayrı bir katmış gibi dikiş çizgisi üzerinden yeniden diktim. İşte böyle: 


Neden mi? Tamamen farklı bir estetik kaygısı sebebiyle. Yani, bu çift dikiş size zor gelecekse, doğrudan yakaya tek sıra düz dikiş ile ekleyebilirsiniz. 

Biye dikişiyle birlikte, bluzun üst kısmı tamamlanmış oldu. Şimdi iç dikişlerinizi temizlemeli ve bir sonraki adımı heyecanla beklemeye başlamalısınız :D


Biyeyle ilgili diğer zihin açıcı yazılar şu adreslerde ilginizi bekliyor:
Cekete biye yaka: http://www.kendindik.com/2012/12/sal-yaka-ceket-yapm-asamalar-2.html
Peter Pan yakaya biye geçirme: http://www.kendindik.com/2013/01/ogren-cekirge-peter-pan-yaka.html
Fitilli biye de ne demek oluyor şimdi?!: http://www.kendindik.com/2013/02/ogren-cekirge-fitilli-biye-yapm.html
Dantel bluz yakasınının ayıplarını biyeyle kapatma: 
http://www.kendindik.com/2013/05/kz-taraf-burada-dugun-nerede.html
Sök yakayı, tak biyeyi: http://www.kendindik.com/2013/09/diy-biye-yaka.html

"Aaa deli mi ne? Oturmuş kitap yazar gibi emek vermiş. Bari ben de ona oy vereyim. E hadi hayırlısı" linki: 
http://hur.so/dbzzcn   
Başkaları da oy versin diye destek verme butonları:

07 Kasım 2014

dikiş adımları, kırmızı wrap bluz

Bu yıl 3. kez düzenlediğimiz 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını Kırmızılarla kutlama etkinliğinin ardından, etkinlik için yaptığım bluzun dikiş adımlarını paylaşmaya geldi sıra. 

3 bölümde paylaşmayı planladığım bu adımlar, özellikle (vaktinde benim de yaptığım gibi) dikiş dikmeyi kendi başına ve internet üzerinden öğrenen Çekirgelere hitap eden bir dille yazılmıştır. İlgilenenlere duyrulur ;-)

Bluzun benzerini dikmek isteyenlere önceden bildirdiğim üzere, bu model Burda Dergisi Ekim 2014 sayısındaki 128 no.lu kalıptan yola çıkarak yaratıldı. 

Bluzun teknik çizimi böyle iken:


İrem versiyonu buna dönüştü: 

Dergiden kalıbımı çıkartırken, etek midir tünik midir ne olacağına kendi de karar verememiş olan alt parçayı safdışı bıraktım. Verev gelen ön parçaları ise biraz daha uzattım. Çünkü, bluzun tanıtım yazısında da paylaştığım üzere, mevcut kalıbı biraz daha farklı bir modele dönüştürmek istedim. 

Kalıplarımız hazır, kumaşımız kalıba göre kesildi ise dikiş adımlarına geçebiliriz. 



(Dergiden kalıp çıkartmayı henüz bilmeyenler için ilgili "Öğren Çekirge" yazısı şu köşede:
http://www.kendindik.com/2013/01/ogren-cekirge-dergiden-kalp-ckartma.html )



1- Dirsek Pensi: Bu detay artık çok fazla kullanılmıyor gömlek ve elbiselerde. Genelde yarım kol giymeyi seven biri olarak, çok da sevdiğim bir detaydır benim de. İncecik bir çizgi dikişini andıran dirsek pensini hızlıca dikiyoruz. Pens dikişlerinde ilk olarak pensin geniş yerinden başlayıp, ince ucuna doğru dikiş yaptığımızı unutmayın ;)
dirsek pensi, gömlek dikişi


2- Yine bu bluzda da kol boyunu 1/4 oranında kısalttım ve kol kalıbını dirsek ile bilek arasında bir yerde kalacak şekilde ucundan kısalttım. Daha sonra kol uçlarını düz dikiş ile kapattım. Son olarak da kolun iç dikişini tamamladım. Şimdi gövdenin tamamlanmasını beklemek üzere tribüne alındı kendileri. 
kendi kıyafetlerini kendin dik

3- Ön parçaları daha bol görünsün diye kalıp çıkartma aşamasında verevine doğru hafif uzattığımdan bahsetmiştim. Bu şekilde kesilmiş 2 adet ön parçamız bulunuyor. 
Ön parçalarda bulunan omuz pilileri bluzun en ilginç detaylarından biri - dikmesini bilene tabii... Bilmeyenler okumaya devam etsin ;-)

Omuz Pilileri: Kalıbı kumaşa aktarırken pens ve pililerin başlangıç noktalarını minik bir makas darbesiyle işaretlemek size sonrasında kolaylık sağlayacaktır. Pililerin nerede biteceğini rahatça görebilmek açısından da terzi kalemi ya da sabun yardımıyla geçici çizgiler oluşturmanız da işinizi kolaylaştırır.



4- İyice işaretlediğim pilileri, çizgiler birbirinin üzerine gelecek şekilde iğneledim. Doğrudan iğneleme yaparak çalışmada rahat etmiyorsanız, burayı teyelleyebilisiniz de.  
pili nasıl dikilir



5- Sonrasında kumaşın üst kısmından (makasla çentik attığınız yerden) aşağı doğru düz dikiş ile pililerimi kapattım. Dikişin bitiş yerini düğümledim. 
dikiş detayları, kendi başına dikiş öğren


6- Ön parçalar da tamamlandıktan sonra, ön ve arka parçaları düz dikiş ile yanlardan ve omuzlardan birbiriyle birleştirdim. 

7- Şimdi sıra geldi kolları ana parçaya monte etmeye...
Kol dikişi, kendi kıyafetlerimi dikmeye başladığım ilk zamanlarda benim en çok zoruma giden konuydu. 
Dikiş dikmeyi kendi başına ve tamamen internet (ve biraz da kitap) üzerinden öğrenen biri olarak, bazı noktalarda bir öğretmenin yaparak gösterdiği derslere katılanlardan çok daha fazla takıldığım oluyordu haliyle. 
Kol takmayı sadece fotoğrafla anlatmak pek kolay değil. Bunun için sizlerle kaliteli bir video paylaşıncaya dek, benim de çok faydalandığım yabancı bir kaynağı kullanmayı tercih edeceğim. 
İngilizce bilmeyenler biraz sabırlı olsun. Çekimler oldukça açıklayıcı ve yavaş kurgulanmış. Kol dikişini düzgün beceremeyen birçok acemi terzi için oldukça faydalı olacağını düşündüğüm videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz:


Bugünlük bu kadar! Bir sonraki yazıda yakayı nasıl kapattığımı anlatacağım. 
İzlemeye devam! 

İrem 

03 Kasım 2014

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı her alanda en neşeli, en sahiplenici, en kapsayıcı şekilde kutlamaya destek verme fikriyle ortaya çıkan "En Güzel Kırmızı, En Güzel Beyaz" etkinliğini, bu sene de Cumhuriyet Bayramımızın olduğu gün güzel bir katılımla sonlandırmıştık. 

Özel bir uygulama sayesinde herkesin fotoğraflarını kendi kendine yüklediği sayfa, ertesi gün de sadece eğlencesine,  oylamaya açılmıştı. IP numarasına göre kısıtlama getirilerek, herkesin tek bir oy hakkı olduğu oylamada en sevilen çalışmaları seçtik. 

İşte sonuçlar ;)

3 gün içinde ilgili yazının okunma sayısı: 2205
Oy kullanan sayısı: 257
En çok oyu alan ilk üç - da da da daaaaaa 

1. Kırmızı üzerine siyah dantel aplike çalışmasıyla, aynı adlı blogun da sahibi Sevgili Siyah Dantel!
51 OY

2. Kırmızı Balerin Elbisesi çalışması ile Sevgili Güzin! (Kreatif çalışmaları çok keyifli olan bu katılımcımızın henüz bir blogu yok ne yazık ki)
47 OY 



3. Çalışmalar arasında en sevilen 3. proje ise, Bir Dik Bin Bak blogunun güzel sahibi Elif olmuş!
36 OY

Diğer çalışmalara göz gezdirmek isterseniz şu sayfayı ziyaret ediniz:
Cumhuriyet Bayramımızı Kırmızılarla Kutluyoruz!

Katılım gösteren herkese çok teşekkür ederim. Seneye daha da şenlikli bir 29 Ekim Etkinliğinde buluşmak üzere! ;-)