23 Şubat 2015

saray kumaşı kutnu


"Saraylara layıksın sen" dedim kumaşı elime aldığımda. Başlangıcı 16. yüzyıla uzanan bu dokuma yüzyıllarca padişah kaftanlarında kullanıldığı için "saray kumaşı" olarak anılırmış.

Kutnu. Gaziantep'in geleneksel el sanatlarının incisi. Dünyada daha basma kumaş bile üretilmez iken ticareti yapılan bu kumaş, binbir emek gerektiren işlemlerin ardından son haline kavuşturulurmuş. İpek gibi yumuşacık. Ama ipek değil pamuklu kumaş. %100 doğal. Olağanüstü canlı renklerle bezeli.

Geçtiğimiz yıl Gaziantep'e haftasonu gezisi yapan ablamın dayanamayarak aldığı turistik paketten birbirinden renkli 3 küçük parça kumaş çıkmıştı. Sayıları zaten çok azalan kutnu üreticilerinin zanaatlerini tanıtmak amacıyla yazdıkları broşürün de içinde olduğu paket, 1 yıl boyunca benim cesaretli bir hamlemi bekledi. Hediyemi ilk aldığımda paketini çocuk gibi parçalarcasına açtığımdan, içindeki "ilk kullanımdan önce yapılması gerekenler" bilgisinin yazılı olduğu broşürü kaybedivermişim!

Hangi modelde nasıl kullanacağım belli, dikişe zaman ayırabileceğim nadide gün belli, ama gel gör ki ben bu kumaşı önce hangi işlemlerden geçireceğimi bilemiyorum bir türlü! Hemen instagram / facebook sayfalarımdan aklımdaki soruları sordum.

İlk gelen yanıtlar gerçekten pek ümit vericiydi! Kumaşı halkoyunları kostümüyle bir tutan mı ararsın, kaynatıp suyunu içmemi söyleyen mi... Ne yapsam da dikişe ayırabileceğim kısacık zamanımdan önce gerekli işlemleri tamamlasam diye dertlenirken, internet sitesi olmayan ama internetten cep telefonu numarasının rahatlıkla bulunabildiği Kübbüşah Kutnuculuk'un sahibini aradım!
kutnu elbise tasarım

Dükkan sahibi, turistlik malzeme, aksesuar ya da en fazla perdelik kumaş olarak kullanılmasına alıştıkları kutnuyu şık bir ofis kıyafeti olarak kullanacağımı duyduğunda şaşırsa da bana hemen yardımcı oldu:

·       "Kullanmadan önce ne işlem yapmam lazım?" dedim.
·       "ikkigerreyikaycandeymgassıaacıreccinesiylemezeklenyrcumku" dedi...
·       "Whaaaaaaaaaattttt?" dedim.
·       "ikkiteneyikaycandeymgassıaacıreccinesiylemezeklenyrcumku" diye tekrarladı gayet kendinden emin şekilde...

Telefonun diğer ucunda afallamış şekilde kalakaldım. Yeni bir aborjin diliyle karşılaşmış her dilbilimcinin yaşayabileceği heyecanla karşımdaki yerliyi ürkütmeden dilinin şifresini çözmeye gayret ettim. Ben ısrarla sordukça karşımdaki de Japon bir turiste açıklama yaparmış gibi heceleyerek konuşmaya devam etti:

·       "İkki gerre yikaycan deyymm... Gassı aacı..."
·       "Ga.. ne?"
·       "Gassı gassı.. Gassı var ya. Yiyin hanni.."

kutnu kumaşı ile neler yapılır

Epey bir gayretin Sonunda anlamıştım! Kullanmadan önce iki kere soğuk suda yıkayacaktım çünkü dokuma esnasında ipliğin sert kalıp kopmaması için kayısı ağacı reçinesi kullanarak mezeklenirmiş! Artık bu kadim zanaatın bir parçası olduğumu hissettim derinden. Ben mutluluk içinde teşekkür ederken,  bir sonraki sefere benim bizzat dükkanını ziyaret etmem sözüyle telefonu kapattık!

Eve gider gitmez gerekli işlemleri yaptım. Cumartesi günü sabahtan kalıbımı kestim. McCall's firmasının 6460 numaralı kalıbını kullandım. 2 yıl kadar önce bir kez daha kullanmış ve bu modele bayılmıştım! Ne yazık ki bu muhteşem renklerle bezeli kumaşım gerçekten çok kısaydı. Elimdekini en iyi şekilde kullanmaya özen göstererek elbisemi tamamladım ve bugün ofiste bu güzelim kıyafetle salınıyorum! :D

El dokuması bu nefis kumaşın elbiselerde kullanılması biraz riskli. Dikişe başlamadan önce Gonca ile yazıştık. Kumaşın dikiş yerlerinden kaçabileceğinden bahsetti. Kutnuyu kullandığım her parçanın dikiş yerlerini ekstra kuvvetlendirdim. Altına epey esnek bir kot kumaşı kullandım. Kalıbımı da ne yazık ki 42 bedenin tüm ihtişamıyla kestim! 

M6460 modelinin reglan kollu seçeneğini kullandım. Fazla yumuşak olan kutnu kumaşının yakada yayılmasını elimden geldiğince engelleyebilmek için yakaya yine kot kumaşıyla biye geçtim. 
m6460


Bir sonraki yazıda kutnu için ne işlem yaptığımı daha detaylı anlatırım. Şimdi elbisemle Salınarak Pazartesi yığılan işleri toparlamam lazım ;)

Bir sonraki yazıya kadar esen kalın ve kutnu kumaşını elbiselerde kullanacaksanız sakın unutmayın: ikkiteneyikaycandeymgassıaacıreccinesiylemezeklenyrcumku...



Bu kalıbı kullanarak diktiğim bir diğer elbise için istikamet:
http://www.kendindik.com/2013/02/puantiyeler-ve-cocukca-hayaller_9.html

Kutnu kumaşının kolay dikiş yöntemiyle ilgili ipuçları için istikamet:
http://www.kendindik.com/2015/03/kutnu-kumasinin-piriltili-potansiyeli.html 





09 Şubat 2015


Bu Shelby... 3 yıldır birbirimizi bloglarımızdan takip ediyorduk. 2 yıldır "e hadi ne zaman kumaşçı buluşması yapıyoruz?" deyip duruyorduk. Sonunda geçtiğimiz Cumartesi günü Ankara'nın adına yakışır berekette olan İzmir Caddesinde buluştuk. Buluşmaz olaydık!
Ankara kumaş alışverişi

Bir kere şunu söyleyeyim: arkadaşlar, ben 1980 sonrası doğumlu kimselerle görüşmek istemiyorum. 80 sonrasında doğan herkes bana 8 yaşında geliyor ve ben onlara bakınca kendi yaşımı algılayamıyorum. İstemiyorum yaaa! Konuşmayın benimle!

Ayriyeten gitmiş benim her baktığımda dibimi düşüren, kalıpsız şekilde nasıl tasarlayıp diktiğini yakından bile baktığımda anlamadığım nefis bluzunu giyip gelmiş! Biliyorum sadece beni sinir etmek için giydi onu! Ayrıca güzel. Ayrıca benden uzun! Ayrıca zeki. Ayrıca nefis kumaşlar seçiyor. Ayrıca 84'lü. Rahatsız oldum...

Buluşma öncesinde, 3 boyutlu olarak ilk kez görüşeceğimiz için, birbirimizi tanımama ihtimaline karşı "buluşma yerinde elimde makasla bekleyeceğim" dedim. "Tamam. Ben de yakama makara takacağım" dedi. 

Olay yerinde buluştuk. Ben tabii başladım çançan konuşmaya. Kızımız pek kibar. "Ben pek sosyal değilimdir; Mühendisim ben. Konuşamam herkesle öyle" diye tersledi beni. Aman sağ olsun; gerçekten de hiç sosyal değilmiş. Kumaşçıda ayakta karşıladılar kendisini. "Ooo Seher Hanım hoşgeldiniz", "Çayımızı içer miydiniz?" den tutun da en güzel kumaş nerede var, ona kaça verirler falan bir muhabbet bir muhabbet aklım şaştı!

Bozuldum tabii. "Niye onu tanıyorlar da beni kimse tanımıyor?" dedim. Bugüne bugün ben de bir internet celebrity'siyim (bkz: internet ünlüsü - günlük okur sayısı 2000'i geçen blog yazarlarının kendini kaptırdığı sanal şöhret)
Niye ona çay var da bana yok anlamıyorum yani diye sinir yapmaya başlamıştım ki biri arkamdan bana seslendi! "İrem Hanım ben sizi tanıyorum. Ben sizin çekirgelerinizden biriyim! Yanınızdaki de Seher Hanım galiba" der demez, boynuna atlayacaktım okurumuzun :))

Bu kadarcık ego tatmini bana yetmişken, bir de gidip şahane kumaşlar bulunca sakinledim. Shelby'ciğim de gözüme daha bir sevimli gelmeye başladı. 8 yaşında ya...  Bir yandan lak lak yapıyoruz, bir yandan o kumaş mı olsun bu kumaş mı derken acayip yorulmuşuz. Alışverişimize ara sıcak vermek maksadıyla oturduğumuz yerde de birlikte okuduğumuz diğer  yazarların dedikodusuna başladık. 
Ankara'da kumaş nereden alınır
"Aman" dedim; "şu Ornitorenk Gonca ne acayip birşey öyle? Bir de gidiyor dünyanın en güzel manzalarından fotoğraflar çekip yolluyor, benim denizim şöyle güzel, havam böyle sıcak, ben feci cool bir tipim tavırları falan... biz Ankara'da ölelim o zaman!"

"Ya şu Çiğdem'e ne demeli? Ne o öyle bu işin esas hocası benim havalarında dikiş dersi dikiş dersi? Laf edecek diye dikiş hatalarımı nasıl kapatacağımı bilemiyorum fotoğraflarda; bu kadarına da pes yani" dedim!

"Evet ama Antigone'ye ne diyorsun? Gitmiş doktor olmuş hala internette ben bunu şöyle şahane diktim böyle müthiş pozladım falan. Yakışıyor mu yani?" dedi. "Şekerim ben ona Antigone mi yoksa Antigon mu demeliyim daha onu bile bilmiyorum!" dedim.

"Aaa aman o poz becerilerinde Minsk güzeli Meri'yi unutmamak lazım" diye fiştekledim hemen! "Evet yaa," dedi. "Kaç yaşına gelmiş. Hala manken gibi, sadece moral bozmak için yapıyo, biliyorum" diye aldı pası.

"O Yasemin de eksik kalmasın. Her gün öyle boncuk boncuk gözlerle poz veriyor. Bence kesin boya zaten onun saçları!" dedim...

"Bir de hemşerim Gooogoook var. Feci kıskanıyorum yaptıklarını ama seviyormuşum gibi yapıyorum" dedi...

Elbette hepsini uydurdum! Hepsi instagramda buluşma fotoğraflarımız üzerine bize laf atan ve attıkları lafları boş bırakmak istemediğim birbirinden güzel dikiş blogu yazarları.  Daha burada sıralayabileceğim bir sürü sevdiğimiz blog yazarı daha var. İyi ki de varsınız :D

Ne dedikodusu! Bir yandan aklımıza gelebilecek her şeyi konuşup, bir yandan 3 saat boyunca kumaşçılarda gezmekten helak olduk. Öyle kaptırmışız ki kendimizi, tam ayrılırken fotoğraf çekmeyi unuttuğumuzu hatırladık! Allahtan Bay Kendindik beni toplamaya geldi de ondan 2 fotoğraf çekmesini istedik. Ama sonuçta Vogue Ankara çekimleri yapmayı beklerken, benim yer cücesinin sabotajından kurtulamayan fotoğraflar çıktı ortaya.

Peki bunca laklağın arasında neler mi aldım?



İlk buna öldüm bittim. Çok kalın bir kumaş. Satanlar bile cinsinin ne olduğunu bilmiyor. Şeker pembe bir tarafı asimetrik siyah çizgiler diğer tarafı. Gözümün önüne hemen birkaç Machka modeli geldi ;)
ilginç desenli kumaşlar, emprime, kumaşçı

Asilzade hayvan desenleri olur da,  İrem almaz mı?! Emprime kumaş tiril tiril bir asalet... 

Bu da çift yönlü kumaşlardan bir diğeri. Bir tarafı balık sırtı bu aralar takıntı yaptığım yeşil tonunda. Diğer tarafı siyah üstüne yeşil noktacıklı. Dar kesim havalı bir elbise olmayı beklemeye başladı bile. 

Görüntüsü deri / süet havasında olmakla birlikte, aslında yumuşacık olan pek ilginç bir kumaş daha bulduk. Gittik kardeş kardeş ikimiz de aldık. Bunun dışında düz renk pantolonluk bir kumaş daha aldım ama bunların yanında fotoğraflanmaya utandı kendisi. 


Bir Ankara kumaşçı maceramız da böyle tamamlandı ;-)