25 Mayıs 2015

İki dünya arasında sıkışıp kalmıştı ruhum. Ne birine gidebiliyordum, ne ötekine.  Ne birinin bende yarattığı daralma hissinden sıyrılabiliyordum, ne ötekinin ferah çağrısına kulak verebiliyordum.

Aylardır, ruhumun bedenimin arkasından zar zor yetiştiği bir koşuşturmaca içinde kaybolup gitmiştim. Her sabah gözüm yarı açık yarı kapalı güne başladığım, rujumu arabada sürebildiğim, saçımı iş yerine girmeden hemen önce düzeltebildiğim, akşam yemeklerini neredeyse yemeğe oturmadan hemen önce yapabildiğim, çöpleri sadece kokmaya başladıktan sonra atmayı hatırladığım manik bir düzen içinde yaşamaya alışmıştım neredeyse.

Hayatımda yürütmek zorunda kaldığım en zor projenin içindeydim. Üstelik ne yaptığım işi seviyordum, ne de bunca emek döktüğüm projemin bir yere varma ihtimali görünüyordu... Bir yanda ağır sorumluluk duygusu, diğer yanda alışkanlık hissinin rahat kucağını bırakıp yeniye yönelmek neredeyse imkansız bir fikirdi. Sözleşmemin yenilenme tarihi yaklaşınca, yıllarca içinde çalışma hayaliyle yanıp tutuştuğum işyerimden beklemediğim bir terfi teklifi geldi. İşim sevmiyordum ama iyi yapıyordum. Tek yapmam gereken ruhumu karartan projemi bir yıl daha yürütmekti; sonra istediğim projeye geçebilecektim. Yaratıcılığın 9. kuşak akrabası bir iş tanımı, başka hiçbir şeye vakit bırakmayan yoğun çalışma saatleri ve pek havalı bir iş... Nasıl bir delirme haliyse, teklifi kabul etmeye karar verdim.

Aynı günlerde bir türlü görüşmesine gitmeye fırsat bulamadığım bir işten daha çağrılmaya başladım. Esnek çalışma saatleri, yaratıcılık gerektiren bir iş tanımı, Türkiye'de yapılmasına çok inandığım bir proje ve yepyeni bir ekip. Nasıl bir delirme haliyse,yeni işi reddetmeye karar verdim...

tim burton

Sözleşme uzatımıma onay vereceğim Pazartesi gününden bir gün önce bana bir haller oldu. Hani düğünlerde herkesin kendini kaybedip dansa kalktığı bir an vardır... Sen de bir yandan parmaklarınla ritm tutup, bir yandan da 'aaa ben dans edemem; yerim dar' ayaklarına yatarsın. Sonunda düğünlerin o çok bilen teyzelerinden biri gelir, nazını pozunu dinlemeden çekip kaldırıverir seni. Sen de iki parmak şıklatmanın ardından bir anda kaybediverirsin ya kendini... İşte öyle birşey :)

Aylardır "yerim dar, yerim dar" diye içimde sıkışıp kalan ruhumu ferahlatmaya karar verdim. Eski işimi bıraktım, hemen ertesi gün yeni projeme geçtim ve bir oynadım bir oynadım... tüm kurtlarımı döktüm, inanın! :)))

Mantığıma değil, içimin sesine kulak verdim. Şimdi acil olarak birşey yapmam gerekiyor: Bunca zamandır iki dünya arasında sıkışıp kalmış ruhum için bir ruh kayırma seansına ihtiyacım var benim. 

ruh kayırma seansıSeansın ilk bölümü epeydir uzak kaldığım KendinDik.Com'a yeni yazı yazmakla geçti bile.
İkinci bölümünde, yeni taşındığım evimdeki tüm taşınma dağınıklığını ortadan kaldırma egzersizi var. Davet etmediğin halde evine ziyarete gelip, ne kadar uğraşsan da yayıldıkça yayılan uzak akrabalara dönmüş hurçlarımı, baş köşelerimden kaldırmam gerekiyor artık. Hatta toplu halde evden göndermeye niyetliyim.
Hemen ardından da, yerleştirme sırasını annelik önceliğiyle sona bıraktığım dikiş odamı yoluna koymam gerekiyor.
Ruh kayırma seansımın son aşamasını dikiş makinamı açıp cıvıl cıvıl yaza cıvıl cıvıl dikiş projeleri yapmak oluşturacak. Aklımda onlarca yeni fikir, parmaklarımın ucunda yüzlerce yazılmayı bekleyen kelime var. 1 hafta içinde kesin olarak başlatacağım seansımın son kısmında bana katılmaya ne dersiniz?

Oradaysanız ve gelecekseniz, kapıya üç kere vurun...


MERAKLISINA NOTLAR:
Hayranlarının bir çırpıda anladığı üzere, kullanılan görseller Tim Borton'a aittir: 
İrem'in yeni projesi de neymiş diye merak edip, iki beğeni de ben yollayayım diyenlere Projenin sosyal medya takip adresleri şöyledir: