14 Kasım 2014

Dikiş dikmeyi meslek olarak yapmayan, bunu hiçbir eğitim almadan kendi gayretiyle öğrenen biri olarak, hem el emeğiyle birşeyler üretmeyi hem de üretileni büyük bir keyifle kullanabilmeyi her zaman büyük bir meziyet olarak gördüm. Dolayısıyla da bu mesleğe duyduğum saygıdan dolayı kendimi her zaman "hevesli terzi" olarak tanıttım. 

Merak edenlerin çoktan "kim ki bu" sayfasından öğrendiği üzere, dikiş ve modanın çok dışında bir eğitim ve kariyer hayatım oldu. Yaptığım işi ve bugüne kadar edindiğim ünvanları ironik biçimde “pek havalı işler” olarak tanımladım ilk başta. Sonra baktım, ironik ifademi anlamaktan çok uzak yorumlar gelmeye başladı; ben de kaldırdım.

Pekala, baştan anlatayım. Benim -kimilerine göre-  şöyle okkalı şekilde göz dolduran bir iş hayatım var :) Kendini pek önemli gören kurumlarda çalışmışlığım, toplumun yararına olduğunu düşündüğüm çok sayıda işe katkı sağlamışlığım bulunuyor. Ama gel gör ki, bir de dikiş dikiyorum! Ben?! Bir “terzi parçası”? Pöh!
Bir terzi parçası... El emeğinin inceden küçümsenmesi sadece terzilik mesleğiyle sınırlı değil.

Bir iki yıl önce, iyi bir pozisyondan emekli olduktan sonra profesyonel fotoğrafçılık yapmaya başlayan çok hoş bir kadınla tanışmıştım. Benden yaşça büyük olduğundan, benim karşılaştığım tepkileri daha sert şekilde yaşadığından bahsetmişti. Tutkuyla yaptığı hobisini profesyonelleştirdiğinde, kızının ve eşinin sıkıntı duyduğunu görmekten büyük üzüntü duymuş; yine de yolundan dönmemiş. Ailesinin verdiği tepki fotoğrafçılık yapmasına değil, başkalarının tavırlarındaki değişiklik üzerine olmuş. Daha önce gittiği davetlerde son derece saygın karşılanan biriyken, fotoğrafçı olarak katıldığı davetlerde “servis elemanı” muamelesi görmesine çok tepki duyduklarını söylemişti. “Ben yaptığım işi öyle seviyordum ki, hiç takılmadım bu tavırlara. Ama eşim ve kızım yeni işime alışıncaya kadar onların da katıldığı davetlerde çalışmama kararı aldım” demişti.  

Tüm bu vızırdama nereden mi çıktı? 
Geçtiğimiz günlerde kimilerine göre “pek bir önemli” bir iş davetine katıldım. Çoğu uzun zamandır görmediğim, yıllardır aynı iş çevresinde olduğum kişilerden oluşan bir davetti bu. Epey zamandır görüşmediğimiz için de neler yaptığımızı sosyal medya ortamlarından takip ettiğimiz kadarıyla biliyorduk. 

Dikkate değer sayıda insanla arka arkaya aynı olayı yaşadım:
Kibar sohbetlerimiz, bir şekilde KendinDik.Com üzerinden paylaşımlarım üzerine dönmeye başladı. Halihazırda ne işte çalıştığımı bilmeyenlerin gözlerinde ince bir alaycılıkla “sen de dikişle uğraşıyormuşsun” demeleri üzerine, içimden fışkıran dikiş aşkıyla onları doğruladım: “Evet, gerçekten çok seviyorum kendi kıyafetlerimi dikmeyi. Siz de deneyin, çok seveceksiniz...” 

Ardından, aynı coşkulu ifadeyle falanca yerde çalıştığımı söyleyince bakışlar değişti.  Dikiş dikmeyle meşgul olduğumu konuştuğumuz sırada maruz kaldığım bakışlar hızla şaşkınlığa dönerken, alaycı dans sırası bana geçti. 

Yine de dönüp “Çok üzgünüm” diyemedim: “Tüketime bu kadar bağlı olup, el emeğiyle birşeyler üretmeye bu kadar alaycı yaklaştığınız için çok üzgünüm...
dikiş seti, dikiş aşkı, kendi giysilerini kendin dik

Ama terzi değilsin değil mi? Yani tasarım yapıyorsun da... Terzilik başka birşey tabii...” diyen oldu. “Yoo... Hevesli terziyim ben. 1 metre kumaştan sınırsız olasılık üretme heyecanına bayılıyorum” dedim. 

Evet sadece bu işi de yapıyor olabilirdim. Harika da olurdu! Çünkü dikiş masamın başına geçtiğimde, bir çocuğun en sevdiği oyuncağının başına geçmesinin heyecanını taşıyorum ben. Herşeyin ışık hızıyla tüketildiği bir düzende, giyeceğim bir ceketi yapmak için belki günlerce uğraşıp, sonra ürettiğim şeye hayran hayran bakmanın modası geçmiş keyfini yaşıyorum. 

Mis gibi mesleğin var tabii...” Haklısınız, mesleğim mis; kazandığım para bereketli. Ama biliyor musunuz? Ben de büyürken, ailemden “bu kadar okul okuttuk sana. Gidip de terzi / fotoğrafçı / oyuncu / yazar / çizer / müzisyen / marangoz ... mu olacaksın başımıza?” sözleriyle büyüdüm. Kendime inancımı kaybetme pahasına, yıllarca anlamsız hedefler peşinde koştum durdum. 

düğmeler, dikiş aşkı

Ben herkesin yaşamını sürdürmek için çalışması gerektiğine inanıyorum. Geçiminizi sağlayacak paranızın olması, kadınlık/erkeklik rolleri mealinde değil bu dediğim. Herkesin dünyaya kendi yaşamını idame ettirecek bir yetiyle geldiğini ve üretkenliğin doğamızın bir parçası olduğunu söylüyorum. Bundan koptuğumuz için çalışma hayatı sadece para kazanmaya dönüştü çoğumuz için. Bunu gözden kaçırdığımız için aşkla yapılabilecek işler yerine, ünvan - makam -garanti iş meselelerine daha önem verir olduk.  

Evet, şahane bir terzi parçasıyım ben! Kendi giydiklerimi keyifle ve özenle yapabiliyorum. Üretebiliyorum...

ve herkesin kalbinde yatan hayaliyle birgün buluşma cesaretini göstermesini diliyorum. 

E daha ne olsun?! ;-)

İrem 
bir hevesli terzi

Tagged: , , , ,

105 yorum :

  1. Ne kadar güzel bir post olmuş,yazdıklarınıza katılıyorum,üretmek kadar güzel bir şey var mı?Bunu 'ayıp' mış gören zihniyeti anlamak gerçekten zor!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayıp'tan ziyade, el emeğini küçümseme meselesi bu biraz. Birini yapan diğerini yapmaz gibi saçma bir durum ;)

      Sil
  2. söylediklerinize aynen katılıyorum insanın kendi ürettiğini kullanması kadar zevkli ve anlamlı olan bir şey yok bence. Varsın bakışlar bizlere böyle olsun ama insanlar tatmadıkları bir şeyin tadını bilemezki......

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürler Anne Eli ;)
      sevgiler!

      Sil
  3. Tek kelimeyle muhteşem bir yazı olmuş

    Çalışan bir anneyim ve internetten araştırıp bir şeyler üretmeye çalışmak çok hoşuma gidiyor bunun tarifi anlatılmaz üstelik üretmeye çalıştığım şey gönlüme hoş geliyorsa değmeyin keyfime :)

    şimdi lif örmeye merak sardım değişik değişik renk renk lifler :) lifleri satıp satmadığımı bile merak eden arkadaşlarım var :)
    yada lif örerken '' zaten akşama kadar çalışıyorsun yorulmuyor musun ? birde bunlarla uğraşıyorsun diyenler de var.

    Oysa bilmiyorlar ki bir şeyler üretebiliyor olmanın tadı bambaşka :)

    Gönülden sevgiler yolunuz açık olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne güzel bir yorum olmuş bu!
      sevgiler :D

      Sil
    2. Kesinlikle üretmeyi bilmeyen dışardan gerekirse en pahali kıyafetleri almayi bir meziyet bilen o tuketici canavarlari bilmiyor ki gerektiğinde 1 kira gerektiginde daha fazla kumaslarla tek kendimize ait tek bizde olan kiyafetlerimize hayran hayran baktiklarinin farkinda değiller
      Ben ev hanimi olmama rağmen sizin maruz kaldığınız olaylarla karşılaşıyorum kimi hic aklimin olmadigini ugrastigimi kimi begenisini ama ben aldirmiyorum kendimle gurur duyuyorum ve sizin gibi insanlari da ornek aliyorum
      Iyiki varsiniz iyiki sizi tanidim sizi yakindan takip ediyorum
      Yolumuza devam Irem hanim

      Sil
    3. Siz de iyi ki varsınız!
      Sevgiler :)

      Sil
  4. Bunlarla alakasiz Iki universite mezunu biri olarak modelistlik kursuna gidiyorum ve evde, arkadas cevremde hatta kursta bile aynen anlattiginiz tepkilerle karsilasiyorum. Oysa benim cocukluk hayalim bunlar. Gozumdeki degeri o iki diplomanin kat kat ustunde. Bence bu islerle de hayatimi surdurebilirim ama ayni sayginlik olmuyor tabi, maalesef.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yooo, saygınlığı biz yaratıyoruz yaptığımız işlerde. siz ne kadar sahiplenirseniz, karşı taraf da o kadar saygı duyuyor. yaptığınız işler harikaymış. aynen devam! ;)

      Sil
    2. Evet bence de saygınlığı biz yaratıyoruz. Sözlerini ciddiye almadan dik durabilmek gerekiyor sadece. Sonradan kıskanç bakışlar ile karşılaşmamız da muhtemel. :)

      Sil
  5. evet nedense ''terzilik'' gözde değil de tasarım süper bir yetenekmiş gibi değerlendiriliyor.Yıllarca kendi diktiğim kıyafetleri hazır aldığımı söyledim insanların bu tepkilerinden ötürü.Bakmayın 20 sene önce dikmek tam bir gözden düşme idi.Aman paran yokmu da dikiyorsun sözlerini çok duyduğum için ben de diktiğimi söylemez olmuştum.BU seferde her diktiğim kıyafeti beni eleştirenler nereden satın aldığımı soruyordu ben de yurt dışından aldım diyor hırsımı çıkarıyordum.Dikiş dikmeyi seven bir insan anlar dikmenin ve üretmenin ne değişilmez olduğunu.
    şimdi şimdi adı tasarım ol du da değerli oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tabii tabii... tasarımcı olunca başka oluyor çünkü o tasarımları dikmek ayıp :))
      sevgiler!

      Sil
  6. Çok tanıdık bir hikaye :) Ben senin kadar cesur değilim İrem Hanımcığım. Hobilerimi paylaştığım insanlar konusunda daha seçici davranıyorum. Çünkü anlayamıyorlar. İnsanın hobisinin aynı zamanda mesleği olması rüya gibi bir şey olurdu her halde. Ama bu şansı çok az sayıda insan tadabiliyor.
    Vaktiyle bilinçsiz bir şekilde tercih yapıp kazandığım üniversitenin bana açtığı yoldan gidip profösyonel iş hayatımdan paramı kazanıyorum. Ama bu kendimi duygusal açıdan tatminde yetersiz kalıyor. İçimdeki potansiyel enerjinin bende, sessiz sakin dururken ara ara, yanardağın küçük gaz kaçakları gibi dikişler, örgüler, resimler olarak dışarı fışkırdığını düşünüyorum. Her dağın içinde nasıl bir lav kütlesi bulunmuyorsa, etrafımızdaki insanların içinde de bizimle empati kurmalarına vesile olacak kadar bile güzel sanatlar duygusunun bulunmadığını biliyorum. Üstelik sistemin insanlara empoze ettiği şey "akıllı çocuklar yüksek puanlı okullara gidip doktor, mühendis olur" ön yargısı değil midir hep? "Olduk işte tamamdır" diyen insan senin dikiş dikmeni anlamakta zorlanıyor. Dolayısıyla o mecranın da kendince en üst basamağı olan "tasarımcılık" rütbesine oturtup sistemin kabul edilmiş temellerini sağlamlaştırıyor: "İrem akıllı kız, iyi okullara girdi, iyi bir mesleği oldu, üstüne bir de tasarımcı oldu. Akıllı kız bir terzi olamaz."
    Bizi anlamaktan uzak insanlarla karşılaşma ihtimalimiz her zaman daha fazla olduğundan, genellikle çok iyi ölçüp tartmadan kimseye nelerle meşgul olduğumu anlatmıyorum. Çok tuhaf bakıyorlar. "Amaaan işin mi yok, ihtiyacın yok ki, nasıl vakit buluyorsun" en çok karşılaştığım tepkiler. Elbette herkes dikiş dikecek, örgü örecek, ahşap boyayacak veya müzikle uğraşacak değil. Ama insanda bir takdir duygusu ve anlama yeteneği olmasını bekliyorum. Sanırım bu da zamanla ve eğitimle olacak güzel ülkemde; yoksa öğretimimiz fena değil çok şükür :)
    Blog alemine girişim de sanırım bu yüzden. Blogda beni anlayacak insanlara yaptıklarımı gösteriyorum. Çünkü çok basit bir şekilde, tıpkı çocuklardaki gibi bir duyguyla "baaak, bunu ben yaptım" demek istiyoruz. Blogcular da zaten böyle insanlar olduğu için anlam sıkıntısı yaşamıyoruz. Son olarak şunu da söylemek isterim; iyi ki mesleklerimiz var. Ya sevdiğimiz hobimiz mesleğimiz olsaydı ve bizler kazanamayan terziler, fotoğrafçılar, ressamlar, müzisyenler veya romancılar olsaydık? Izdırabın büyüğünü o zaman yaşardık. Sonuçta SSK'sı olan garantili bir iş iyidir İremciğim :) Boş zamanlar yaratıp konsantre bir şekilde de etek dikmenin keyfi ekstra yaşanır. Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne güzel yazmışsınız sevgili Nurten.
      onu da yaparım, diğerini de... birinin diğerinden daha kıymetsiz olma durumu yok zaten.
      sevgiler! :D

      Sil
  7. Harika bir yazı olmuş kaleminize sağlık sayfamda yayinladim 😊😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim!
      sevgiler :)

      Sil
  8. İrem hanım çok güzel dile getirmişsiniz ben de uzun zaman dikiş dikmek için harcadığım çabayı kimseyle paylaşamamıştım.Ama benim çevrem sizinkinin tam tersi bi durumla karşıladı dikiş hevesimi .bazıları ise o kadar takdir ettiler ki dikiş makinası bile edindiler .Tamam bizim ülkemizde giyim ucuz diktiğine değmez diyenler de var ama bu nasıl diyeyim benim emniyet sibobum, enerjim düştüğü zaman güzel bir mola yeri ya da altın bilezik ayrıca babannemden gelen aile geleneği yok mu tersini düşünenler vardır mutlaka onlara tavsiyem psikologlara vereceğiniz parayı dikiş malzemelerine yatırın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. harikasınız!
      ama çok sayıda psikolog arkadaşım olduğundan son yorumunuza bir destek atamayacağım :))

      Sil
    2. İrem hanım psikolog arkadaşlarınıza hastalarının reçetelerine hobi malzemeleri yazmalarını önerebilirsiniz.İnsanlık için küçük ,hastalar için büyük bi adım olabilir:))

      Sil
    3. :))))))) söyleyeceğim bunu mutlaka tanıdığım arkadaşlarıma!
      harika teklif! :D

      Sil
  9. BENİM HİKAYEMDE BUNA BENZER. TAM ZAMANLI ÇALIŞIYORUM İKİ KÜÇÜK ÇOCUĞUM VAR AMA KENDİ KIYAFETLERİMİ KIZLARIMIN KIYAFETLERİNİ HATTA KARDEŞLERİM VE ANNEMİN BİLE KIYAFETLERİNİ BUYUK BİR ZEVKLE DİKİYORUM. HATTA BİR ARA İŞİ BIRAKIP BEN SADECE DİKİŞ DİKEYİM YEMİŞİM ÜNİVERSİTESİNİ MESLEĞİNİ DE DEDİM AMA HAYATIMI KAZANMAKTA AYRI BİR ZEVK BENİM İÇİN. KAFAM BEDENİM BİR AN BOŞ KALMIYOR KALMASINDA BEN BÖYLE MUTLUYUM. KIZLAR UYUDU HEMEN BİRŞEY DİKEYİM. BUGÜN OTOTBÜSE BİNDİM KITABIMI OKUYAYIM GİBİ SUREKLİ İÇİNDE BULUNDUĞUM DURUMA UYGUN YAPILACAK İŞ BULMAK BENİ ZİNDE TUTUYOR. ARKADAŞLARIM BİRGÜN KENDİ ATÖYLESİ OLAN BİR TERZİ OLMA HAYALİMİ MİS GİBİ MESLEĞİN VAR DELİ MİSİN DEYİP HEVESİMİ KIRMAYA ÇALIŞIYORLAR YORULMUYOR MUSUN DEYİP BİTKİN KENARDA OTURMAMI BEKLİYORLAR. AMA BU BİRGÜN OLACAK DİYE UYANIYORUM HER SABAH. HER SABAH HEDEFLERİMİ GÖZDEN GEÇİRİP HEYCANLA YAŞIYORUM GÜNÜMÜ. SELAM OLSUN BENİM GİBİ YAŞAYAN DÜŞÜNEN İNSANLARA. BEN İNANIYORUM HEDEFİNİZE ULAŞIRSINIZ. YAPARSINIZ SİZ...:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :) Ne güzel yazmışsınız!
      ben de işimle ve dikişimle mutlu yaşıyorum :) kinayeli mesajım el emeğiyle yapılan işleri hala küçük görebilenlere yönelikti ;-)

      Sil
    2. BİRDE BU YORUMLARI BİR TON PARALA ALDIKLARI KIYAFETİ GİYEN KISKANÇ İNSANLAR YAPIYOR BENCE:) KIZIM GEÇEN DİYOR ANNE BEN ANNE OLAMAYACAĞIM. NEDEN KIZIM. ÇÜNKÜ DİKİŞ DİKMEYİ BİLMİYORUM. İŞTE O AN GÖZLERİM DOLDU KIZIMI KUCAKLARKEN. ONA İSTEDİĞİ KIYAFETLERİ DİKEREK ANNELİĞİME ANNELİK KATMIŞIM. TAKTİR ETMEYEN KÜÇÜMSEN UMURUMDA BİLE OLMAZ:)
      SEVGİLER İREM HANIM SİZE VE TÜM DİKİŞ SEVERLERE...

      Sil
    3. Adsiz hnm :) dogum izninde dikis makinesi almama, bu saate bu siteye girmeme neden olan bayan:) enerjine hayranim.. İyikisenin gibi bir arkadasim var..herkese boyle gaza getiren bir arkadas lazim :) iyiki varsinz siz de irem hnm:) ellerinize emeginize saglik

      Sil
  10. Ben şanslıyım, çevremden hep takdir gördüm. Zaten takdir etmek, maşallah sana demek yerine başka başka laflar edenleri dinlemiyorum, duymuyorum :) diktiğimi, giyerken bile okşuyorum ki kimin ne düsündüģü umurum olmaz! Ve duymaktan en hoşlandıgım iltifat oldu; "sen bayağı bi terzi oldun!"
    Iremcim sen de bayağı bi terzi oldun ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. vallahi ben de ayrı bir salınıyorum kendi diktiklerimi giydiğimde :)
      iltifat da süper oldu ;)

      Sil
  11. Super bir yazı olmuş gercekten, bende boyle tepkilerler karşilaşiyorum, hatta halk egitime başladigimda bir suru teyzelerle otururken biri bana sen akilli kizsin liseyi okudunmu bari dedi, teyzecim ben yuksek muhendisim zaten deyince suratini gormeliydin :) sonrada neden burda zaman harciyosun iş bulsana diye başladilar, zaten calişiyorum ben ama her gun gitmiyorum bana ihtiyac olunca gidiyorum dedim, ama pek inanmadilar sanirim :) neyse sonucta muhendis oldugumu ogrenince bana sayginlik geldi valla hocadan cok benim ne dedigime bakiyolar, malesef bizim toplumda once diploma şart!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorumuna öyle güldüm ki! :)) Demek ki yaşayan anlıyormuş demek istediğimi :) Yazarken aklıma hiç gelmeyen yorumları okuyunca anladım.
      Eferim müyendis kızıma :))

      Sil
  12. İrem Hanım, ben bu tepkilerle hiç karşılaşmadım, yakın çevrem üretkenliğin önünde saygıyla eğilebilecek insanlarla dolu :) Ben hep üretmenin insanı pozitif etkilediğine inanırım, kendi üzerimde de bunu test etmişliğim var. Hayatım sadece işten ibaret olsaydı ki ben işimi de aşkla ve heyecanla yapan biriyim, gerçekten çok üzülürdüm ve hayattan kopabilirdim. Her sabah 06:00 da kalkıp, 13-14 saatimi işim dolayısıyla dışarıda geçiririm, ama eve gelip evdeki işleri halledip bir an önce dikiş dikmek için de can atarım. Bir kumaş aldığımda, bir model beğendiğimde, dikmeye başladığımda hep heyecan benimledir, şükürler olsun ki:) Bu sebeple üretmeyen, üretmenin nasıl bir duygu olduğunu bilmeyen, hayatta çok az şey için heyecanlanan, çok az şeye sevinen ve aşık olan insanlar için çok üzülüyorum. Aslında tuhaf olan bizi bu denli heyecanlandıran işler (her ne olursa) ve tercihlerimiz değil, bunu hiç yaşayamayıp bir de üstüne bu şekilde tepki göstermek, eğer bir birey kendiyle mutluysa gerisi teferruat olmalı...
    Biz sizi kalplere dikiş aşkı aşılarken sevdik, bu heyecanı bizimle paylaştığınız ve bizi de heyecanlandırdığınız için teşekkürler ve sevgiler :)))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel yazmışsınız!Ben de işimi çok severek yapıyorum çok şükür.
      benim komiğime giden, elişi yapmanın hala küçümsenebilir birşey olarak görülebilmesi ;)

      Sil
  13. harika bende o terzi parçası olmak için hevesle canla başla çalışıyorum haberin olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ooo haberim olmaz olur mu?! ;-)
      sevgiler!

      Sil
  14. owwww birazcık kızdırmışlar mı ne :))) sadece tüketmeye alışmış ve en iyi markaları giymenin bir halt olduğunu sanan insanlar bizi anlayamazlar maalesef. Onun için biz keyfimize bakalım ve üretmeye devam edelim. boşveeeeeerrrrrr :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yooo kızdığım için yazmadım ki ben bu yazıyı... bir gözlem paylaştım sadece ;-)

      Sil
  15. Büyük şehirde yaşamanın sonucu olsa gerek. Ben küçük bir ilçede yaşadığım için kıyafetlerini kendin dikebilmek önemli görünüyor. Burada mağazalar sınırlı yani aldığız bir kazağı bile başkasının üzerinde görmeniz %100. LCW bile daha bir senedir var düşün artık. Dikmek hem mesleğim hem de çocukluk sevdam her ne kadar şu aralar tembellik etsem de :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet.. haklısın sanırım. Bu açıdan bakmamıştım.
      Seni ne zaman hareketlendirsek de yeni dikiş projelerine geçiş yapsan sevgili Aycan? ;-)

      Sil
    2. Bu sıralar kendimi iyi hissetmiyorum İremcim. Bu kafayla kaç kumaş ziyan ettim bilemezsin. O yüzden biraz toparlanayım yapıcam birşeyler.

      Sil
    3. en kısa sürede toparlanır da aramıza dönersin umarım.
      sevgiler! :D

      Sil
  16. Irem hanım yazınızı çok beğendim umarım birilerini aydınlatmıştır biraz olsun.benim sizden bir ricam olacak hiç gelinlik diktiniz mi bilmiyorum ama ben kendi gelinliği min üzerinden tesettür gelinlik dikmek istiyorum.ama maalesef kalıp yok.yaka kol beden.nasil çıkacak bilmiyorum da burda dergilerinden kalıp aradım bulamadım bu konuda bana yardımcı olabilir misiniz çok teşekkür ediyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pınar Hanım,ben kendi gelinliğimin büyük ölümünü kendim diktim,Hiç bir zorluğu yok aslında.Öncelikle nasıl bir model istediğinize karar veri ve o modele benzeyen Burda kalıplarıyla çalışın.Bir kalıbın üst bedenini,bir kalıbın alt bedenini kullanabilirsiniz.Kalıplar standart zaten.İlla da gelinlik kalıbına ihtiyacınız yok.Ayrıca eski Burda'larda gelinlik kalıpları da var.Kolay.gelsin.

      Sil
    2. Çok teşekkürler dikiş kız! ben sizin gibi yanıt veremezdim :)
      sevgili Pınar, sanıyorum bu yanıt size yardımcı olacaktır.
      sevgiler!

      Sil
    3. şey,haddimi aşmış olmayayım,dayanamayıp atladım da hemen.Yani kendi gelinliğimi diktim demenin hazzı o kadar yoğun ki....Ayrıca Kendin Dik Sensei makamına gelmiş bir kişilik yani ,saygımız sonsuz.:)))))

      Sil
    4. yok yahu. ne sensei'i... ben bilmiyorum ki o kadar ;)

      Sil
  17. Ben de bulunduğum ortamda çok karşılaştım bu durumlarla. Ama zamanla onların küçümsemesi beni eğlendirmeye başladı. En çok da "amaan ne uğraşıyorsun, giyim zaten çok ucuz" demelerine gülüyorum. Evde benim kumaşa, boyalara, bir sürü malzemelere yatırdığım parayla her yıl gardrobumu yenilerim aslında. Bu aralar kaç beden giydiğimi soranlara "valla hiç bilmiyorum her şeyimi kendim diktiğimden hiç haberim yok" demek de çok zevk veriyor. İşim cebimi hobilerim ruhumu dolduruyor. Birini diğerinden ayırmaya ya da üstün tutmaya çalışmak olaya çok yüzeysel bakmak olur bence. Geçen gün oğlum bir şey dikmemi isterken "anne, sen terzisin ya " diye söze başlayınca dünyalar benim oldu. Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahahaha :) harika! benim oğlan da bebekken kitapta gördüğü dikiş makinasını hemen tanıyınca çok mutlu olmuştum :))

      Sil
  18. Tam da bu moddayım şu sıralar,makinama her bakışımda içim kıpır kıpır oluyor resmen,saatlerce,günlerce başında vakit geçirmek istiyorum,içimde fırtınalar kopuyor adetaa:):):)ama gel gör ki minnak bir kızım var oturamıyorum,oturamadıkça da içimdeki istek daha da büyüyor.Eşim sağolsun destek oluyor,dikiş kursuna da yazıldım ama nedense onlar bile beni tatmin edemiyor,hevesli terzi ablam ne olacak benim bu halim:):):):

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. vallahi benden söylemesi... sizin hal hiç iyi değil... tez zamanda daha fazla dikiş projesi tedavisiyle iyileşmeniz lazım... ;)

      Sil
  19. Sözün özü ne biliyor musun İrem'ciğim (izninle sen ve ciğim diyeceğim,yaşça oldukça büyük olmanın rahatlığına sığınıp,umarım kızmazsın);o eleştiren sözler,hor bakışlar kendi yetersizliklerinden.Bunca yorum yapılmış,bir şey çok dikkat çekici,bu kadınların tamamı hayatlarını devam ettirmek için bir iş yapıyorlar zaten ama bu durumun arkasına sığınmadan bir şeyler üretmeye de devam ediyorlar.İşten geldim yorgunum demiyorlar,evde üretilen her şey hayata katkıdır.İlla çalışmaları da şart değil,aramızda ev hanımları da var ama hanımlık yemek pişirip ev temizlemekle bitmediğinin farkındalar ve ha bire üretiyorlar..Çalışan kadın ya da ev hanımı,bu blogları paylaşan tüm kadınlar üreterek mutlu oluyorlar.İnsan olmanın gereği bu bence.Aynı tepkileri hepimiz yaşamışız,tıp fakültesinde okurken balo kıyafetlerimi diktiğim için dalga geçenler bile olurdu.Ben böyle insanlara acırım sadece,yetenekleri yok ve bunu itiraf edip yardım istemekten bile acizler.Hepinizi takdir ediyor ve önünüzde saygıyla eğiliyorum.Türkiye'nin kokteyllerde,günlerde gezen kadınlara değil üreten kadınlara ihtiyacı var,ATATÜRK'ün evlatlarına da bu yakışır bence.Üretmeye ve kıskandırmaya devam....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar güzel bir yorum olmuş bu da!
      harika paylaşım; çok teşekküler Dikiş Kız! :D

      Sil
    2. bu bloga boşuna dememişsin;kalplere dikiş aşkı aşılayan site diye,zeki kadınsın vesselam.Klinik tecrübelerime dayanarak söylüyorum IQ değerin en az 120 falandır.Valla fazla samimi olacak ama,görmeden seviyorum seni İrem

      Sil
    3. aaa ben 135,5 falan olur diyordum ;))
      çok teşekkür ederim. ben de sizi seviyorum!

      Sil
    4. Hahahaaaa,işte klasik zeki insan yanıtı.....

      Sil
  20. Ağzınıza sağlık ne güzel gözlemlemiş dile getirmişsiniz :))

    YanıtlaSil
  21. Ben küçüklüğümden beri hep insanların bir şeyler üretmeye çalıştığı, özellikle kadınların ellerinin boş kalmadığı ortamlarda büyüdüm. El emeğinin kıymetini öğrendim ve her zaman bu işleri yapanları, zanaatkarları takdir ettim. Dikişe başladığımda, çevremde herkes olumlu tepkiler verdi, örnek alanlar oldu, yıllarca istedim cesaret edemedim diyenler oldu.
    Demek ki ben şanslı olan terzi parçalarındanmışım. Çevremdeki herkes üretilene saygısı dışında bir şey belirtmedi. Acaba aksini yapan anlattığınız insanlar kıskançlar mı ya da içlerinde kalmış yapamadıkları şeylerin acısını alayla, küçümsemeyle, burun kıvırmayla mı çıkarmaya çalışıyorlar? Dikiş dikmenin, ahşap oymanın, örgünün, dantelin, vb. zevklerin bir tadına baksalar hala böyle yaparlar mı acaba?
    Vay be, hepimiz bu konuda yazdıkça yazıyoruz :) Kıymet bilmeyen insanlar sayesinde, biz yaptıklarımızın kıymetini daha çok biliyoruz. Yaşasın üretebilmek!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Verilen tepkilerin kıskançlıktan kaynaklandığını sanmıyorum aslında. Bu anlattığım daha çok, toplumda saygın yere gelme merakı içinde el emeğiyle yapılan işleri daha alt sınıf görmelerinden kaynaklı gibi. Biri entelektüel bir kazanım, diğer işçilik.... Tasarımcılık / terzilik arasında böyle fark görülmesinin de sebeplerinden biri bu galiba. Yani, öyle tahmin ediyorum. Tam bilemeyeceğim :))

      Sil
  22. Ben farkli tepkiler aliyorum. Orta yasin uzerindeki ruslar hayranlikla bakiyorlar diktiklerime. Cogu cesaretlendiriyor, yol gosteriyor daha iyisini dikebilmem icin. Sosyalist donemeden kalan aliskanlikla onlar da dikiyor. Ama gencler ozellikle isyerindeki gencler farkli dusunuyor. Onlara gore ben cimriyim, kiyafetleri daha ucuza getirmek icin dikiyorum.Iyi kazanan, is hayatinda saygin bir yerim oldugunu kiyafetlerimin iyi bir markadan olmasi gerektigini soyluyorlar. Tabii dedikleri bir kulagimdan giriyor, otekinden cikiyor. Butun dunya tuketmekten yana, kimse uretmek kendisi birseyler yapmak istemiyor, yapani da kucumsuyor. Sorun bu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim 2 nesil önce yaşadığımız tüketim toplumu deneyimini onlar daha ilk nesilde yaşıyorlar tabii.
      Bu konu algı yönetimi açısından çok ilginç geliyor bana gerçekten. Örneğin batı ülkelerinin çoğunda son yaşanan ekonomik krizin ardından ev tipi dikiş makinelerinin satışında dikkate değer bir artış olmuş :) Er ya da geç, geliyor herkes kıvama :)

      Sil
  23. Benim babam çok iyi terzidir Allah nur içinde yatırsın. Hep kumaş tozlarının kokularının içine büyüdük hepimiz. Babam işten gelince mis gibi kumaş tozu kokardı üstü, saçları :-) bugün gibi burnumdadır kokusu. Emeğe saygıyı ondan öğrendik biz. İğneucunla dikiş dikerek, emeğini en sevdiği işe yatırarak parasını kazanıp hepimizi büyüttü, ceketleri pantolonları etekleri gömlekleri gururla gösterirdi :-) hiç bir bayram kutlama doğum günü kıyafetini okul formamı mağazadan almadım bununla da gurur duydum. İster hobi olarak ister meslek olarak yap terziliği(yada emek vermeyi sevdiğin neyse) ama zevk alın aynı babam gibi. Bende ve ablamda babamdan el aldık sanırım ikimizde. Küçükken babama cep keserken, iğneyi ipliğe geçirirken bir sürü şey öğrenmişim :-) dikişle ilgilenmek hep istedim ama babam gibi ablam annem gibi gerçek terziler varken onlar kadar iyi olamayacağımı düşündüm ve hep bir sevda olarak kaldı. Ama evlendikten ve işten ayrılıp bambaşka bir yerde yeniden hayat kurmaya çalışırken sizin blogunuzu buldum. Sizin ve komşum sayesinde dikişe başladım. Usta değilim şu anki halimle çırak bile olamam sadece kızıma kıyafetler, yastıklar, küçük hediyelikler, eski kıyafetleri yeniden kullanılan eşyalar haline getirme halindeyim henüz. Öğreniyorum, azimliyim. Bu bile çok mutlu ediyor. Keşke her insan sizler gibi üretken olsa el emeğinin göz nurunun değerini bilse. Ay o abuk subuk konuşanlara da tek cevabınız olsun ben kendi kendimin tasarımcıyım, benim yaptıklarım tek ve bana özeldir , giydiğim her kıyafetin bir eşini dahi bulamazsınız derken aynı kıyafeti giyerek pişti olduğu bir diğer şahsı gösteriverin :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Babacığınız nur içinde yatsın... Öyle bir sevgiyle yazmışsınız ki, o kumaş tozu kokusu taa buralara, burnumun ucuna kadar geldi :)
      paylaşım için teşekkürler!

      Sil
  24. Benim etrafımdakiler de 4 çocuklu yüksek tahsili bir kadının dikiş dikiyor olmasını yadırgıyor.Hayatlarını ev temizliğine adamış bu arkadaşların "birşey üretebiliyor olma"ihtiyacımı anlamalarını beklemiyorum.En son klozetin üzerindeki tozun nasıl temizleneceğini tartışıyorlardı mesela..Dikiş dikerken bazen çok sıkılıyorum fakat elimdeki iş bittiğinde aldığım haz bana yetiyor.Anlamayan da anlamasın ne yapayım..

    YanıtlaSil
  25. 8 yaşında ilk elbisemi dikmiştim, takma kollu, kare yakalı eteği fırfırlı, arkası düğmeli üstelik boyum makineye yetişmediğinden elimde dikmiştim.Harika dikişler diken yengemi izleyerek öğrendim ben dikiş dikmeyi! Hemde hiç bir eğitim almadan şimdi 39 yaşındayım bu yaşa kadar 6 yıl çalıştım sektörde, sırf nasıl daha güzel dikiş dikilebilir diye tekstil atölyelerinde, moda evlerinde a.den z ye her şeyi bilmeme rağmen iplik temizlemekle başladım çalışmaya 2 ay sonra çok da kazanan, aranılan model makineci oldum sektörde! Ama bu benim dikiş aşkımı öldürüyor dahası beni köreltiyordu! Fakat bunu anlayıp algılayabilecek bir Allah.ın kulu çıkmadı karşıma şimdiye kadar.Sabahın 6'sında kalkıp dikişe başlar öğleden sonra giyip giderken bendeki heyecanı hep aşağıladı çevremdekiler, ya biriniz de saygı duyun!
    Şimdi dikiş dikmeyi öğretiyorum insanlara ve öyle tiplerle karşılaşıyorsunuz ki aklınız şaşar! Terziliğin meslekten öte bir zanaat olduğunu bunun değerinin parayla ölçülemeyeğini anlayamayan zavallılar pek çoğu maalesef.
    2,3 yıldır tasarımı yanlış anlamış yeni yetmeler çıktı ya geçenlerde ünlü! bir stil danışmanı " tasarım yapmayı bilmiyorsanız bari terziyim deyin " demez mi..Öyle işte.....
    Ben çok dolu ve kırgınım bu konuda,yıllardır ısrarla butik aç butik aç baskılarına BEN KENDİME DİKMEYİ, SADECE CANIM İSTEDİĞİNDE aşkla dikmeyi seviyorum diyorum diyorum da bununla bile dalga geçiyorlar nasıl para hırsı bürümüş bir toplum olmuşuz yazık ki.
    Velhasıl sadede gelip teşekkürlerimi iletiyorum güzel yazınız için.
    Not:Özellikle bir mesleği olup çalışan bu arada üretmeye çalışan bayanlara hayranım onlarla gurur duyuyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. mesajınız bende daha fazla yazma isteği uyandırdı. yazdıklarınıza bilahare değinecek ben!
      sevgiler :)

      Sil
  26. Ne güzel tercüman olmuşsunuz çoğumuzun hissettiği şeylere .Kimsenin ne düşündüğü çok da mühim değil aslında, istediğin kıyafeti özgürce , tam üzerine göre dikebilmek ve bunu ben diktim edasıyla salınmak, paha biçilemez. kendine dikebilmenin artıları o kadar çok ki. Bu, bazılarına göre cimrilik, bazılarına göre gereksiz, bazılarına göre yorucu sayılabilir , ancak yaklaşık iki yıldır kendime dikebiliyorum ve çok çok mutluyum.. adeta terapi gibi. ben böyle mutluyum ve sizler gibi aynı şeyleri düşünen blog arkadaşlarımın olması beni yüreklendiriyor. Eskiden kıyafet alışverişi için meğer ne kadar çok vakit kaybediyormuşum ve para harcıyormuşum ve üzerime göre istediğim ürünü bulamamanın verdiği o sinir bozucu ruh hali... Şimdi zamanım cebimde , param cebimde, istediğimi hayal ediyor ve özgürce dikip giyebiliyorum ve giyip işime gidebiliyorum aynı zamanda çok şıksın , ne kadar hoş gibi ...diktiklerimle bir çok iltifat bile alabiliyorum. Mutluyum , huzurluyum ya o yeter. :) Herkese mutlu dikişler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hazır giyimle ilgili bir de şöyle kötü bir hissim olduğunu hatırladım yorumunuzu okurken: sunulan model mankenin üstünde süper ötesi, benim üstümde ise çekiştir çekiştir hiçbir şeye benzemez durumunda kaldığımda yaşadığım moral bozukluklarını :) dikiş dikerken bedenimin özelliklerini daha bir takdir eder, daha fazla sever oldum :)

      Sil
  27. Ben sizin sitenizi takip ederek dikişe başladım Siz beni cesaretlendirdiniz. İnsanlar hep mevkiye paraya saygı duyuyorlar şimdi ama sizin gibi insan gibi düşüne bilecekler mi acaba. Hiç bir mevki sizin o içinizin samimiyetini sağlıyamaz. Ben sizde farklı bir samimiyet yakaladım bunun içinde size teşekkür ederim. insanın kendi emeğiyle sitilini yansıtması çok güzel bir şey.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle mesajlar aldığımda öyle mutlu oluyorum ki! çok teşekkür ederim :)
      kucak dolusu sevgiler :D

      Sil
  28. Merhaba, Süper cevaplar vermişsiniz. Okurken eğlendim yine. :)
    Ben daha çok kızıma dikiyorum ve olumlu tepkiler aldım. Tabii benim çok yakınımdakiler biliyor dikmiş olduğum kıyafetleri. Ülkemizde diploma illa ki çok önemli. Ama insanlar bilmiyor ki sevdiğin işle uğraşmak insanı daha mutlu ediyor.
    Bu siteye bayılıyorum, hangi ruh halinde olduğum fark etmiyor ne zaman gelsem gülümsemeden ayrılmıyorum. :)
    Paylaşımın için çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  29. Wallahi en cok da bu yaninizi seviyorum sizin.Hepimizin duygularina tercuman olan bu yazilar baglamisti beni bu siteye.Meziyetsiz insanlar daha bir kıskanç oluyor sanki. Saldirma sebepleri bu olsa gerek...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben aldığım tepkilerin büyük kısmının kıskançlıktan bile kaynaklandığını düşünmüyorum. çünkü kıskançlık da yapılan işe bir değer biçerek verilebilecek bir tepki bence.
      Benim kendi adıma gözlemlediğim, bildiğiniz düz anlamsız el işçiliğinin alt sınıf görülme tepkisiydi. Komik ve ilginç geldi bana da..

      Sil
  30. Noktasına virgülünlem kadar katılıyorum. El emeği hele de bu beceriye sahip olmak paha biçilemez. Etrafınızda öyle insanlar olduğuna üzüldüm ama çok da yakın çevreniz değil sanırım. Çünkü bizim onlardan tek beklediğimiz destek takdir edilmek. Kaldı ki dediğiniz gibi bu iş para kazanmak için de yapabilirdiniz. Bu zihniyette insanlar karakter olarak zayıf insanlar bence sevgisiz anlayışsız üzüldüm şimdi onlar için ;-) sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Sevda,
      siz konuya zaten rumuzunuzla yeterince açıklık getirmişsiniz ;)
      Hobilerimi(bendeçok)seviyorum! ;D

      Sil
  31. Harikasın sevgili İrem,insanın iç barışı ve mutluluğu o kadar önemli ki bunu dış faktörlerle sağlamaya çalışanlar ne yazık ki başarılı olamıyorlar.Üretmenin tadı bir başka,ruhu doyuran inanılmaz bir aşk bu...Ben de öğrencilerimi ( velileriyle zıtlaşma uğruna da olsa ) bir ömür boyu aşkla çalışacakları işleri seçmeleri için yönlendiriyorum.... Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım öğrencileriniz arasından sizi duyanların sayısı çok olur.
      sevgiler!

      Sil
  32. Sevgili İrem Ablacım,
    Senin gibi havalı bölümlerde okuyup havalı masterlar yapıp Türkiye'ninde en en en lerine girebilecek firmada çalışan biriyim. Ama gel gör ki haftasonu dikiş kursumdan geri gelmeyip kendi eteklerini dikmeye çalışan biriyim. Sen dikiş aşkından sakın vazgeçme, sevilerek takip ediliyorsun :)


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim sevgili Begüm!
      :D

      Sil
  33. O kadar güzel anlatmışsınız ki durumu üstüne çok bişey söylemek gereksiz ama bu yazınon verdiği keyifle de yorum yapmadan geçemiycem. Kadınıyla erkeğiyle öyle bir koşturmacanın içindeyiz ki trafiğin stresi iş hayatının hızı, yüksek standartlara sahip bir yaşam beklentimiz ... hepsi hayatımızı aslında daha değersizleştiriyor basitleştiriyor bence. Sevdiği işi hobi olarak yapmak da, biraz geriye çekilip düşünmek okumak da yapılabilecek en değerli işler. Kesinlikle hem her kadının hem de her erkeğin bir hobisi olmalı. Ben birazcık maymun iştahlı olsam da farklı farklı alanlarda ufacık işler ortaya çıkarmaktan inanılmaz keyif alıyorum. Dikiş, boyamak, el işi... Eşim de çiçek yetiştiriyor hobi olarak. Herkese tavsiye ederim. Zaten ortaya ürün çıkarmanın verdiği zevkten haberdar olsa insanlar öylesine yüzeysel konuşup hafife almazlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnanın bana, aynı cümleyi o kadar çok kişiye kuruyorum ki! "bu koşuşturmaca hayatların içinde herkesin mutlaka en az bir hobisi olmalı!"
      sevgiler :D

      Sil
  34. Herkes ne de güzel ifade etmiş dikiş aşkını... ben de herkesle tamamen aynı duyguları yaşıyorum... bunu yaşamayan bilemez asla... kendi ürettiklerini giymenin zevki paha biçilemez ama tepki konusunda sanırım şanslı olan kesimdenim... benim çevremdeki herkes (açıkçası çok da geniş bir çevrem var sayılmaz ailem ve öğretmen arkadaşlarım diyelim ) yaklaşık bir yıl öncesine kadar dikişle uzaktan yakından hiçbir alakam yokken aniden ortaya çıkıveren dikiş hevesimi, özellikle diktiklerimi üzerimde gördükten sonra çok takdir etti, bazıları heveslendi... fakat işin komiği alaycı demeyeyim de acıma ifadesini asıl mesleğimi söylediğimde alıyorum bazı çevrelerde... :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahahaaaa... vallahi esas meslek öğretmenlik galiba :)) yazıya facebook üzerinden gelen yorumlarda da vardı bu vurgu :D
      sevgiler!

      Sil
  35. Her gün aynı şeyi yaşıyorum zaten ama senin farkın kendini kelimelerinle güzelce ifade edebilmen. Bense esprilerimi bile içimden yapıp içimden gülüyorum:) Daha dün bir masada toplu sohbette sağlam bir şekilde aşağılandım ve küçük görüldüm, hatta bazıları benimle sohbet etmektense başını denize çevirdi ve sustu. Hayal kırıklığına uğrattım onları sanırım. Çoğu üst düzey yönetici idi büyük kurumlarda bazıları da o kurumları kuran kişilerdi. Düşünsene bense sadece terzi miyim? Aslına sorarsan o bile sadece amatörce:) Senin gibi tutkumdan bahsetmedim ben ama ben de sustum ve onların pozisyonları ve yönetme kabiliyetleri ile hava atmalarına izin verdim ve egolarını tatmin etmelerini sabırla bekledim:) Sonuçta bir gün böyle bir masada otururken patlayan pantalon dikişleri için bir terziye ihtiyaç duyacaklardır ama bulana kadar açıkata kalan popoları yüzünden küçük düşecek olan onlar olacaktır:D Aklımdan bunlar geçti ne yapayım:D İçimden gülüyordum gene onlara:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. inan bana, benim de aklımda kısa filmler çekip kendi kendime eğlenmek durumunda kaldığım öyle çok an oluyor ki! :)
      güzel senaryo olmuş!

      Sil
  36. şu anda benim kendi evimde yaşadığım tam da bu.....
    " bizim yeni terzi" aşağılamaları...
    en yakından gelince, daha bir acı oluyor... hem de çok acı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kısa yanıt veremeyeceğim. yeni yazı yazacağım bu hususa sevgili aşyedeniz ;)

      Sil
  37. Dikişe ilk başladığım zamanlar bu endişeyle sadece yakın çevremle paylaşmıştım blogumu ve diktiklerimi. İnsanlarla paylaştıkça o kadar büyük destek aldım ki, benden örnek alıp dikişe başlayan arkadaşlarım bile oldu. Hobisi olan insan her alanda çok daha verimlidir bence:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne kadar güzel dedin Shelby'ciğim. Çok yönlülük her alanda verimi artırıyor bence de...

      Sil
  38. yine duygularımıza tercüman olmuşsun İrem, klavyene sağlık arkadaşım. ben de bir çoğumuz gibi hayatımın her döneminde maruz kaldım bu muameleye maalesef. daha ilkokuldayken annemim dikiş makinasına ne zaman yaklaşmaya kalksam, annemin "sen boşver böyle şeyleri, okuyup düzgün bir meslek sahibi olacaksın sen" sözüyle karşılaştım. annem de çalışan bir anneydi ve dikişi keyif için değil, maddi imkansızlıklar nedeniyle yapıyordu maalesef. ne söylesem kar etmedi, hiç birşey öğretmedi bana. sadece ailem değil tabii, çevremdeki herkes aynı kafadaydı; lisede iç mimar olacağım" dedim, güldüler; "ne biçim meslek o öyle!" diye. üniversitede tiyatro ile uğraştım, "mis gibi mesleğin var zaten, ne uğraşıyorsun böyle boş şeylerle" dediler. öyle ya, doktor olacaktım. başım göğe erecek, toplumun en üst mertebesine ulaşacaktım! okulu bitirdim, sonrasında Psikiyatri ihtisası yapmak istedim, bu kez ailem dışındaki insanlardan tepki geldi; "ola ola deli doktoru mu olacaksın!" diye. o yaşlarda artık mevzuya uyanmaya başlamıştım yavaş yavaş, "kim ne derse desin, ben bildiğimi yapacağım!" dedim. psikiyatri ihtisası yaptım ve mesleğimi çok seviyorum. bu arada mesleğin o yoğunluğu arasında kendime dikiş makinası alıp, kendi kendime öğrendim dikmeyi. şimdi dikiş dahil sevdiğim herşeyi yapıyorum zaman ayırabildikçe. bu alanda bir meslekte çok daha mutlu olur muydum bilmiyorum, ama böyle çok mutlu olduğumu biliyorum. ve yıllar süren engellemelere ve hala maruz kaldığım alaycı tavırlara rağmen yaptıklarımı benden fazla savunan ve hobilerimle gurur duyan bir eşim var, çok şanslıyım. bu konuyu dile getirdiğin için tekrar çok teşekkür ederim. İyi ki varsın, iyi ki buralardasın ;))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tıp okumadım ama psikoloji alanı seçimimle ilgili tamamen aynı tepkileri almıştım "deli doktoru mu olacaksın" diye :)
      kimsenin hakkımızda düşündüklerini kontrol edemeyeceğimizi anladığımda şöyle bir rahatlama geldi.. ama bu rahatlamaya kadar da 20'li yaşlar geçti gitti :D
      Sen de iyi ki varsın. Sevgiler!

      Sil
  39. Sevgili İrem yazına ve seni destekleyenlerinde yazılarına bayıldım Kız meslek lisesinde giyim öğretmeniyim öğrenci sayımız çok çok azaldı çünkü popiler meslekler tercih ediliyor fakat aynen dediğiniz gibi belkide monoton hevessiz isteksiz bir meslek yaşantılarının olacağını göz ardı ederek ve ailelerininde zorlamasıyla öğrenciler diğer branşlara kayıyor herkes bu işi yapar herkes yapmalı demiyorum fakat öyle yetenekli öğrenciler çizimleri çok güzel olan öğrenciler tanıyorum 9.sınıftayken 10. sınıfta birde bakıyorum o öğrenci başka bir okula gitmiş yada popiler bir branşı tercih etmiş ne diyebilirim ki paramı mutlulukmu isterdiniz diyorum bu durumdaki öğrencilerime başka birşey diyemiyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama bu sorduğunuz soruya bırakın yanıt vermeyi, soruyu anlamak için bile belli bir birikim gerekiyor! O birikimi de hayat herkese er ya da geç kazandırıyor :)

      Sil
  40. o kadar güzel bir yazı olmuş ki bende 2 tane lisans bitirdiğim için babam modelistlik eğitimi almama karşı çıkmıştı ama yeni kıyafetler tasarlamayı dikiş yapmayı en önemlisi de diktiğimi giymeyi ve ve başkalarını giydirmekten büyük keyif alıyorum... Ben elalem ne der olgusundan erken yaşta çıktım. Nasıl mutluysak öyle yaşamalıyız bence... Kendi yaptıkları işten mutsuz olduğu halde bunu kendine itiraf edemeyen bir sürü insan var. Üretemeyen üretenleri de alkışlayamayan bir de üzerine yeren insanlar hepimizin çevresinde var ne yazıkki. Ben onları kendi mutsuzluklarıyla başbaşa bırakıp kendi mutluluğumu seçmeyi tercih ediyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. harika seçim! :D
      ne güzel yazmışsınız. sevgiler ;)

      Sil
  41. Merhaba İrem Hanım, ben de içinde bir terzi yatan diplomalılardanım, bir de akademisyenim üstelik! Ama aldığım tepkiler konusunda şanslıyım, sanırım tasarım alanında, emek yoğun bir mesleğim olduğundan, -mimarım- iş çevremden hep takdir gördüm. 10 yıldır dikiş dikiyorum, annemden geçen bir uğraşı, zihnimi çok dinlendiren bir iş… Kalıp çıkaracak kadar profesyonel değilim ama değişiklikler ve detaylarla mevcut modelleri kişiselleştirmek, kumaşları kombine etmek, aksesuar eklemek, kısacası emek harcayıp bir ürün ortaya koyabilmekten büyük keyif alıyorum. Ufak-tefek olmamdan dolayı hazır elbiselerin üzerime uymaması, dikiş dikmeyi pratik olarak da çok yararlı hale getiriyor benim için… Ama ne yazık ki bir arkadaşım dışında özellikle kendi yaş grubumdan dikiş diken kimseyle tanışmamıştım şimdiye kadar. Sanırım yurtdışında bunu hobi olarak benimsemiş daha fazla genç insan var, ve çok güzel kumaş dükkanları… Ama maalesef yaşadığım şehirdeki kumaşçılar bir bir kapanıyor. En sevdiğim 60 senelik dükkan da son günlerini yaşıyor, indirim yaptığından hiç olmadığı kadar dolu. Sadece dikiş değil, insanlarımızın meslekleri dışında güzel uğraşıları olsa keşke, zamanı ve maddi gücü olmasına karşın üretmek yerine tüketmeyi, zaman öldürmeyi seçen pek çok insan var. Siz ve sizin gibi insanların varlığından haberdar olduğuma çok sevindim, selamlar…

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de sizin bu paylaşımıza sevindim. bir dahaki sefere adınızı da bırakın lütfen ;)
      sevgiler!

      Sil
  42. Ağzınıza sağlık… Ne güzel anlatmışsınız
    İşim ile ilgili bir hususu 1 saat kadar sonra unuturken, iplerim kumaşlarım dergilerimle ilgili konuları üzerinden 5 yıl bile geçse hatırlıyorum. Hep içimde ukde kaldığından ara ara burda dergileri almaya devam ediyordum. Dikişle ilgili hayallerimi hep emekli olacağım zamana erteliyordum. İlgili siteleri gördükten sonra niye bekliyorum ki diye düşündüm ve dikiş makinemi alıp bu yola çıktım. En azından başlamak bile huzur verdi kendimle ilgili gerçekleri daha iyi gözlemledim.
    Kendi iç huzurum her şeyden önce gelir. Başkalarının düşüncelerinden (olumsuz olanları duymuyorum bile) bana ne benim beğenmiş olmam yeterli diye düşünüyorum. Sevgiler : ))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. iyi ki de beklememişsiniz! herkesin bir hobisi olması lazım özellikle de tempolu bir hayat sürenlerin..
      sevgiler ;)

      Sil
  43. Çok güzel bir yazı olmuş gerçekten. Malesef çok garip bir toplum haline geldik. Bazı şeylere çok tuhaf anlamlar yüklüyoruz. Buna misal toplu taşımayı kullananın durumu iyi olmadığını düşünür haldeyken el emeğiyle bi şeyler üretmenin tadınıda bilmeyenlerin böyle yorumlar yapması bence sadece komik. Bu birazda içi boş kişiliklerden kaynaklanıyor. Kendini geliştiremeyen insanlar basit şeylerle ön plana Çıkma çabasındalar sadece bu. Iyi bir eğitim almış toplum ve birey bilinci gelişmiş insanlar onlara sadece tebessüm ederler. Istedikleri kadar alaycı tavır takınsınlar kendilerinden daha alay konusu olacak başka kimse yok o durumda. Tüketen değil üreten birey olmak kadar güzel bişey yok. Insan daha başka mutlu oluyor. Ben mimarım mesleğimi bende çok seviyorum yaptığım işlerin ortaya çıkmasıyla hissettiklerim paha biçilemez. Aynı şekilde diktiğimiz bir elbise çektiğimiz bir fotoğraf yaptığımız bir yemek bunlar da aynı duyguları yaşatır yeter ki yaptığımız şeyleri severek yapalım Ve birbirimize SAYGI duyalım. Ne kadar basit gözükürse gözüksün yapılan her iş önemlidir kimse denemeden küçümsemeye kalkmasın !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. paylaşım için teşekkürler Züleyha Hanım ne güzel özetlemişsiniz.
      sevgiler ;)

      Sil
  44. Hep canımı sıkan bir konu bu benimde. Heryerde böyle lanse ediliyor. ''Mimar,mühendis.doktor,tasaromcı!?'' gibi sadece süslü etiketli bir işiniz varsa mutlusunuzdur,paranız vardır. Araba tamircisi olupta mutlu olunamaz sanki, yada duvar boyayarak, evlere temizliğe giden bayanlar hep mutsuz,basit ve cahil olmalılar. Yahu bu nasıl birşeydir anlamıyoruM. Hep bir müdahale ve hep bir yorumlama durumundayız. Küçümsüyoruz. Evet herkes okul okumalı, herkes dev plazalarda çalışmalı. Filmlerde debu böyle anlatılıyor. Günümüz çocukları bunu böyle biliyorlar. offf çok kızıyorum çok. Neyse yazınızdan dolayı kutlarım sizi, keşke herkes sevdiği işi utanmadan sıkılsa yapsada mutluluk sadece etiket olmasa. sevgiler

    YanıtlaSil
  45. Aman Allahım bu blog alemi nasıl hareketliymiş böyle,Ya hepimiz ne kadar dertliymişiz böyle,Ben kendimi yalnız sanıp anormal olduğuma karar vermişken bunları okumak ilaç gibi geldi, ama asıl hareketi kaçırmışım ona üzüldüm.Merak etmeyin arkadaşlar dikiş dikmeye itibar kazandıracağız evelallah.Eskiden evden kaçan ailesi ile bozuşan kızlar şarkıcı,manken olup bir anda şöhret olurdu.Sevgili Aliye ile trend değişti tasarımcı olmaya başladılar.Şimdi herkesler tasarımcı.Allahım nasılda kolay tasarımcı olunuyor.iki şey çiziktiriyor, bol bol sevgili peşinde koşuyor,,artık hangi arada derede o kıyafetler hazırlanıyor kimler dikiyor bilinmez, Tata tatam koleksiyonlar hazır ve sevgili kızımız meşhuur modacı ve tasarımcı oluyor.Tabi bunlarla biliçaltları doldurulan gençler de emek vermenin zorluğunu ama aynı zamanda da hazzını bilmeden bol para peşinde koşup emeği küçümsüyor.Yalnız bunda sevgili annelerimizin de dahli var.Aman ben çok çektim kızım sakın benim gibi olma ,aman kendi paranı kazan ,çok kazan diye diye kızları böyle yaptılar.Çok para kazanarak mutlu olacağını zanneden kızlar onuda beceremedi ,küçük şeylerle de mutlu olmayı bilmedikleri için herkesler ya depresyonda yada tükenmişlik sendromunda.Ayy ne çok konuşmuşum ya .Ben de şişmişim demek ki.Neyse arkadaşlar hepinizle tanıştığıma memnun oldum.Yalnız olmadığımı bilmek iyi geldi.Şimdi sıra eğitimli !!! meslek sahibi !!! ama amatör terzilerle mesleğe itibar kazandırmakta...

    YanıtlaSil
  46. Selamun Aleykum ben de terziyim normal ve averlok dikiş makinelerim var şimdi Her bir dikişi gupuru düğme yeri dike bilecek makine arıyorum Janome ve Singerle bilgim var daha iyi Hangi makineleri önerirsiniz?

    YanıtlaSil