KENDİN DİK...: düğün

düğün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düğün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

MIRA ZWILLINGER TASARIMI GELİNLİKLER

31 Temmuz 2014
Evet... Bayram tatili telaşından duymayan var ise bir de ben aktarayım. Beren Saat - Kenan Doğulu çifti 27 Temmuz 2014 günü Los Angeles'ta evlendi. 

Bugüne kadar en sansasyonel magazin haberlerini dahi "Hıh hıhhh..." düzeyinde tepkiyle geçiştirmeye alışkın bu gözler, Beren Saat'in gelinliğini gördüğü anda birden parlayıverdi. 

Hızlıca gerekli araştırmalar yapıldı ve Malibu sahillerinde yapıldığı anlaşılan düğündeki nefis tasarım detayları KendinDik.Com okurlarıyla buluşturulmak üzeri kollar sıvandı. 

Bu kareyi bu kadar güzel yapan şey çiftin birbirine duyduğu aşk mıdır, Kenan Doğulu'nun buz mavisi damatlığıyla bir anda klasik düğün fotoğraflarına getirdiği bambaşka hava mıdır, Beren Saat'in şahane gelinliği midir yoksa onun su gibi güzelliği midir karar veremedim. 
19

BİR ÇİFT LOUBOUTIN VE...

30 Kasım 2013
Hayatımda ilk kez birinin nedimeliğini yaptım! Yani öyle ağırbaşlı adımlarla papaza doğru yürüdüğünüz, "itirazı olan varsa ya şimdi konuşsun ya da sonsuza dek sussun" repliğinin ardından heyecanlı bekleyişin yaşandığı düğünlerdeki gibi nedimelikten bahsetmiyorum. 

Papazı bilmem de "itirazı olan varsa ya şimdi konuşsun..." ile başlayan cümlenin yerel kültürümüzde pek karşılığı olmaz bana göre. Bizde böyle bir gelenek olsa, düşünsenize kaç düğün madara olurdu? Hanginiz diyebilir benim akrabalarım arasında öyle maymunluk yapabilecek kimse çıkmaz diye? Yok şekerim. Bizde tutmaz...


Neyse, diyeceğim başkaydı benim. İlk kez nedimelik yaptım. Yani ilk kez bir arkadaşımın düğün günü sabahtan akşama yanında olup, onun gelin olma heyecanına siper ettim kendimi. Makyajcıya çemkirdim. Fotoğrafçıyı fırçaladım. Yemekler niye geç geliyor diye hava bastım falan...


Sabahtan kuaförümüze gittik. "Tarz sahibi şehir kadını" saçlarından seçtik.




Atladık arabaya nikahın yapılacağı salona geçtik. Heyecan dorukta!




İlk kez nikah şahidiyim bir de... Havam binbeşyüz.


Nikah kıyıldı, benden afili bir imza...
Şak şak boy fotoları... 
Aile öpüşüp koklaşmaları... 
Yemek masasına geçiş... 
Kibar kibar bakışlar... 
Fonda hoş latin müzikleri. 
Kim bu karşımdakiler?  
"Yine en kibar hallerimizle boş sohbetler yapacağız bütün akşam" bakışmaları... derkennnn...

Angara'nın bağları da

Büklüm büklüm yolları...

Offf of! Mimikler hazır. "Ayyy bu ne? Bu düğünde bile mi bu çalınıyor şekerim yaaa?" diyoruz falan ama bir yandan omzum başladı seyirmeye... 


Yanımda Bay KendinDik yemin verdiriyor: "Bak kızım, ben biliyorum seni. Kalkacaksın birazdan dayanamayıp. Sakın bana gel hadi diye baskı yapma!


"Aaa töbe kalkmam. Çok yüksek topuklularım var hayatım."


Ayaklarım benden bağımsız ritim tutmaya başladı bile! 

Ne zaman sarhoş oldun da

Kaldıramıyon kolları...

Off of! Yıllardır bir düğüne gitmişliğim yok. Çağırdılar mı da kapıdan bir görünüp kaçarım hemen. Ne işim var benim pistin ortasında?! Sincanlı Oğuz şarkılarında?!!


Ben sevdim eller aldı da

İçimde acı kaldı...

Masamın karşısında yeni tanıştığımız havalı çift de kalktı... Yok olmuyor! Ay dayanamıyorum ... Kalktım... Açılın!


Çekirgeyi salıverdim 

Yazıya yazıya
Pot koymadı koyun ile
Kuzuya kuzuya

Ayağımda Louboutin'lar... Hopluyorum...


Hoplayıver çekirge

Zıplayıver çekirge
Benim canım çekirge
Pıtı pıtı pıtı pıtı çekirge

Louboutin Louboutin olalı böyle çile çekmemiştir. Bu ne sentez yarabbim!




E tabii binbir naz niyazla Bay KendinDik de kaldırıldı sahneye. İki göstermelik alkış tuttu; sıvıştı hemen :) Ben ise hız kesmeden şova devam ediyorum.

Masamızı paylaştığımız çift karşımda... Döktürüyoruz birlikte. Bir ara öyle sapıttık ki karşılıklı "kaprisli dansöz" çekişmesi yapmaya başladık. (O ne diye sormayın. Anlatılmaz... İçten gelir öyle...) Artık erkek tarafı ne gördü ne izledi beni ilgilendirmez :))



Oynamaktan çatlama kıvamına gelmişken, çok şükür benim güzelim Ege havalarıma sıra geldi de yavaş yavaş İzmirli genlerim yerlerine oturmaya başladı.


Ankara'nın saygın opera sanatçılarından bir büyüğümüz kalktı ve nefis bir harmandalı oynadı. Bize de huşu içinde onu izlemek düştü. 


Hafif batı müziği tınılarıyla başlayan düzeyli gecemiz, nasıl olduysa Sincanlı damarına bağlandı, oradan Egeye uçtu ve son olarak asker popülasyonu olan bir düğün olması münasebetiyle Harbiye Marşı'yla gözyaşları içinde tamamlandı. 


Yıllar yılı asla evlenmem diyen canım arkadaşımı da böylece evlendirmiş olduk :)

Siz çok yaşayın e mi! Siz bir yastıkta kocayın. 


Hayatınızdan kahkaha, kalbinizden sevgi, gözlerinizden şefkat eksik kalmasın! 


Sizi seviyorum :))


Meraklısına not:Kendin Dik marifeti düğün elbesine ilişkin bilgiler burada:http://www.kendindik.com/2013/10/kucuk-siyah-elbise.html  




20

Kız tarafı burada... Düğün nerede?!

11 Mayıs 2013

moda blog tasarım dikiş abiye Niye diktim ben bunu şimdi? Yıllardır ben düğün sevmem diye diye kuruttum sosyal çevremi. Artık kimse çağırmıyor düğününe (gerçekten de sevmiyorum basmakalıp düğün kutlamalarını... huysuzum işte n'apıyım?!) Peki bu elbise nereden çıktı şimdi? Markete yoğurt almaya gittiğimde mi giyeyim yoksa oğlanı okuldan alırken havam olsun diye mi üzerime geçireyim?...Kumaşçı gezerken bayılarak aldığım bu dantel bir anda işte böyle birşeye dönüştü dikiş masamda. Ben de böyle birşey çıkacağını tahmin etmemiştim işe başlarken :) 








abiye moda tasarım dikiş blog elbise dantel
Bu güzelim bluz aslında ikinci kat bir elbise olarak dikilme planıyla serilmişti dikiş masama.
Sonra nasıl olduysa birden, dümdüz bir dantel elbisenin çok sıkıcı olacağına karar verdim ve danteli kendisiyle uyumlu renkte olan su yeşili iç elbisenin üzerine bluz olarak dikmeye karar verdim. 
Bluz modeli araştırırken de nedense (envelop mu denir?) "wrap dress" formunda bir üst olması fikri uyandı (havamdan değil, vallahi çıkartamadım modelin adını).
Sonuç budur arkadaşlar :))

su yeşili dantel bluz dikiş blog moda abiye
Peki bu şaheser bluzun altında yatan elbise nedir? Son derece sıradan bir modelin son derece sıradan bir uygulamasıdır. Öyle sıradan ki dikerken ruhum sıkıldı. Sanırım bir daha bu yaka detayıyla kullanmam bu modeli. 


Bu elbise için kullandığım kalıbı aslında daha önce de yaz / kış tepe tepe giydiğim şu kelebek elbisem için kullanmıştım. Derin V yakaya sahip iki elbisenin üst üste giyilmesinden oluşan bu model Burda dergisinin Haziran 2012 sayısında yayımlanan 116 no.lu kalıbı. Bir önceki dikiş projesinin detayları burada: 


Giysi hayatına bir elbise olma hayaliyle başlayan bu bluzun detaylarını göstermek için siyah bir elbise daha uygun olurdu sanırım. Ancak dolabını birbirinden renkli giysilerle doldurmasını marifet sayan bu hevesli terzimiz bugüne kadar düz siyah bir elbisesi olmadığının farkına varmamış! Yapılacaklar listesine eklendi :) Neyse ki terzi mankenim yardımıma koştu ve bu incecik dantel bluzun detaylarını rahatça çekebildim. 

dantel bluz tasarım moda blog
Zaten acayip ince olan bu dantelin yaka kısmını da verev kesince, toparlaması da dikmesi de benim beceri seviyemdeki bir terzi için neredeyse imkansız hale geldi. 
Acemi terziliğimi hemen "tasarımcı" havasıyla kapatarak en pratik çözümü dantelin içinde bulunan gümüş renginde bir saten biye kullanmakta buldum. 

moda tasarım dantel bluz wrap model
Biyeyi de arkadan uzun bıraktım mı oldu bize envelop bluz :)) Yani aslında kenarlardan dikecektim. Biyenin duruşu çok hoşuma gidince son bir manevrayla arkadan kurdele olarak dolamaya karar verdim. 
Dikiş dikmek işte böyle zevkli bir iş! ;)

Peki herhangi bir astara tutturmadan dikmeye çalıştığım bu incecik dantelin kenarlarını ve dikiş bağlantılarını nasıl düzgün tuttum dersiniz?
Netten araştırdığımda anlayabildiğim ya da o an için benim derdime çare olacak bir bilgiye ulaşamadım. 
Bu nedenle her zamanki gibi çaresizlik anlarında ortaya çıkıveren "yaratıcılığımı" kullandım ve şöyle bir teknik izledim :

  • Elde bulunan kağıt telaları şeritler halinde kestim. 
  • Ardından, dikiş yapacağım dantel kenarına ters yüzü üste gelecek şekilde diktim. 

  • Daha sonra kağıt telanın yardımıyla sertleşen tülün kenarını içe doğru kıvırarak düz dikiş yaptım.

  • Sonra bir kez daha kıvırıp "Fransız dikişi" benzeri bir iş çıkardım. Ancak dikiş paylarını o kadar ince döndürdüm ki teknik anlamıyla bir "Fransız dikişi" olduğu söylenemez. Tamamen durumu kurtarmaya yönelik bir dikiş yöntemiydi benimki :( Yine de temiz bir dikiş çıkardığımı söyleyebilirim. 

Eveeet. Bu havalı elbisemiz tamam. Şimdi İrem nereye gider bu nefis elbiseyle sizce? 

Herkese keyifli haftalar!

40
Burada yayımlanan yazı ve görsellerin tüm hakları İrem Sunar Özat'a aittir. İzinsiz yayımlanamaz. Blogger tarafından desteklenmektedir.