KENDİN DİK...: yazar

yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

NEREYE GİDECEĞİNİ BİLEN GEMİYE TÜM RÜZGARLAR YARDIM EDER

01 Temmuz 2015

Pırıl pırıl parlıyordu diğer çocuklarınkiler. Lastikleri kocaman ve sağlamdı. Benimki gibi her tarafı yamalı ve her üç çukurda bir patlamaya meyilli değildi. Frene bastıklarında zınk diye duruyorlardı. Benimki ise, sanki benimle alay edermiş gibi, tiz bir kahkahaya benzer ses çıkartıp, frene bastıktan 10 metre sonra durabiliyordu.  10 uzun, alaycı metre... Düşmeden sürmeyi ilk o bisiklette öğrenmiştim. Üzerindeki her çizik, ayrı bir maceranın anısıydı. Ama artık mahalle içi yarışlarda sona kalan hep ben oluyordum...

Bir gün okuldan eve gelirken, mahallemizde yeni açılan beyaz eşyacının önünde sıra sıra yeni bisikletler gördüm. O zamanlar beyaz eşyacılar bisiklet de satardı, evet. Gıcır gıcır bisikletler ilkokul 3'teki bir çocuk için son model Alman arabalarından daha havalıydı. İçlerinden birini gözüme kestirmiş ve hiç çekinmeden gidip kaça satıldığını sormuştum.  İlkokul 3 matematik bilgimle, o bisikleti alabilmek için harçlıklarımı 8 yıl biriktirmem gerektiğini hesaplamıştım. Ama planım hazırdı. En azından bir sonraki bayram harçlıklarımı alır almaz, macun, turbo sakız, leblebi tozu gibi abur cuburlara para harcamayı bırakacaktım. O yaşımda aklımın erdiği en büyük bütçe planlaması buydu. O zamanlar "istediğiniz şeyi düşünün, vizyonlayın, fotoğrafını buzdolabınıza yapıştırın" içerikli popüler bilgiler henüz hayatımızı istila etmediğinden, tek bildiğim her gece yatmadan önce o uçuk pembe gıcır gıcır bisikleti sürmenin ne güzel bir şey olduğunu hayal edip uykuya dalmaktı.

O pırıl pırıl uçuk pembe bisikleti almam 8 yıl sürmedi tabii. İster vizyonlama deyin, ister duanın etkisi, isterseniz de beyaz eşyacının önünden her geçişte içli içli bisikletlere bakan ve harçlığına hiç dokunmayan bir çocuğun anne babada yarattığı vicdan azabı... Bir sonraki yaz mahalle yollarının fatihi ben oldum!


9

TELGRAFIN TELLERİNE...

28 Kasım 2014
telgrafın telleri


"Bugünkü istek parçamız Ankara Radyosu ses sanatçılarından Muazzez Şenses'in güzide sesi eşliğinde, blogundan uzak kalmış bir yazara ve onun ihmal edilmiş tüm sadık okurlarına geliyor efenim..."
27

DÖNDÜM BAK... GELDİM ŞİMDİ...

05 Ekim 2013
DÖNDÜM BAK... GELDİM ŞİMDİ... BUGÜNÜ ASLINDA NASIL SABIRLA BEKLEDİMDİ...

ınının...ınnnınınınını....

*****
Bitti... Sonunda bitti... Bir yıllık tempolu bir projeyi dün tamamladık. Şu an yaz tatiline çıkmış çocuk gibiyim. Tatil sonsuza dek sürecekmiş gibi gelen ve ödevlerle ilgili hiçbir sorumluluğu olmayan çocuk gibi :)

Dün, herşeyi bitirip Ankara'ya dönerken bu şarkı dilime dolanmış, durduğum yerde hoplayıp duruyordum. Yanımda seyahat eden talihsiz arkadaşımın tüm tehditkar bakışlarına karşın yeniden sivil hayata dönmenin verdiği enerjimle başa çıkamadım :D

Projenin kapanışını dün İstanbul'da yaptık. Bir yandan protokol konuşmaları, bir yandan sonraki çalışmaların sözleri derken kendimi dikiş masamı ve sizlerle yaptığımız sohbetleri çok özlerken buldum :)   
Milliyet
05.10.2013

Ama çok güzel işler yaptık. Ağrı'da bir okulda çektiğim bu fotoğraf, bu güzel çocuk yüzleri, böylesine anlamlı bakışlara şahit olmak harika bir anı oldu. Ben bitirdim; benden sonra çalışmaya devam eden tüm güzel insanlara kolaylıklar dilerim. 
"Ağrı'da Çocuk Olmak"
Erken Eğitimi Seç Şenlikleri
Mayıs 2013

Ama bir süre ara... Bir süre mola vereceğim. Önce zihnimden sonra bedenimden Ankara'nın protokol ve siyaset dolu işlerini çıkarmak ve sadece kreatif işlere odaklanmak istiyorum :)



Eveeettt... Gelelim Kendin Dik çalışmalarınaaaa...Tekrar sahnelere dönme vakti gelmiştir arkadaşlar. 

İlk olarak, söz verdiğim üzere "Türkiye'nin Kumaş Pazarı Haritası"nı tamamlayacağım. İş yoğunluğum sırasında ara ara girerek doldurduğum harita gerçekten de epey vaktimi aldı. Ama vatana millete faydalı bir eser olacak, çok mutluyum ;) 

İkinci olarak, bu yıl yine 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarımız çerçevesinde kırmızı-beyaz giysiler üretme etkinliği düzenleyeceğim. Birçoğunuzun Cumhuriyet Bayramımızı bir de böyle kutlamak isteyeceğine eminim ;) 

Elbette dikiş masama yeniden dönüş yapmamla birlikte aklımdaki birçok dikiş projesini hızla hayata geçireceğim diye umuyorum :)) Bu arada yapabildiğim tek dikiş olan puantiyeli bluzu da sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum. Zira etkinlik sırasında bulduğum dünya şekeri profesyonel fotoğrafçıya yaptığım tüm arsızlıklar sonucu bol bol fotoğraf çektirdim. Bana gönderdiği anda pek havalı pozları ayıla bayıla yayınlıyacağım buradan. 

Aklımda dolaylı olarak Kendin Dik ile alakalı bir süper çalışma daha var. Ama onun biraz daha olgunlaşması lazım. Düşüncesi içimde hop hop hopluyor. Ama şimdilik söyleyemem ;)

Geçtiğimiz süre içinde yorumlarına, sorularına yanıt vermediğim ya da geç yanıt verdiğim herkesten özür diliyorum. Normalde çok hızlı geridönüş sağlamaya gayret ediyorum ama bu aralar gerçekten çok yoğundum. Tüm o sıkışıklık içinde cep telefonumdan okuyabildiğim yorumlarınız bana çölde vaha bulmuş etkisi yarattı. Hepiniz harikasınız! Çok teşekkürler :))

Haydi bakalım!... Yeni yayın dönemimizi açıyorum ;) 




26

ARADIĞINIZ KİŞİYE ŞU AN ULAŞILAMIYOR

22 Eylül 2013

Aradığınız blog yazarı bir süre ulaşıma kapalı olacaktır...

Projemin kapanışına yaklaşırken son günlerim rapor yazımları, kapanış etkinliği hazırlıkları derken oldukça yoğun geçecek. Bu süre zarfında çok sevdiğim site yazılarına bir süre ara vermek durumundayım. 

Ama Ekim ayından itibaren süper fikirlerim ve çok eğlenceli proje çalışmalarım var blogla ve dikişle ilgili :)

O güne kadar, yazılar biraz aralıklı çıkacak. Ama bu aslında henüz okunmamış eski yazılara göz gezdirmek için nasıl da güzel bir fırsat öyle değil mi? Üstelik bunun için sadece sağ menüdeki tarih sıralamasına göre gruplanmış ARŞİVe tıklamanız yeterli ;)

Hadi sağlıcakla kalın. Bana da kolaylıklar dileyin ki şu yoğun dönemimi su gibi geçirip tekrar eğlenceli blog dünyasına geri dönebileyim!

moda dikiş blog


18

"Kim Ki Bu?" sayfası yenilendi!

11 Şubat 2013
Çok mu gerekliydi? Hayır...

Ama hakkımda sorulan sorular ve 1 yıllık blog yazarlığının sonunda anonim kalma refleksinin gereksizliğini anlayışım, "hakkımda" sayfasını yenileme ihtiyacını doğurdu bende.

Buyrunuz, bu hiç de gerekli olmayan yeni yazıyı da paylaşayım :D

***

1977'de dünyanın en güzel memleketlerinden birinde, İzmir'de doğdum. 
Girit kökenli bir ailenin bol ot/balık yiyen coşkulu bir çocuğu oldum. 

Çocukluğumun yarısını iğde ağaçlarının tepelerinde, 
Diğer yarısını da denizci bir babanın dünyayı dolaşan yük gemilerinde geçirdim.
6 yaşıma basmadan 60 memleket gezdim. 

Okumayı çok sevdim. 
 İlk gençliğimi İzmir Amerikan Kolejinde geçirdim. Asırlık ağaçların gölgesinde dünyanın en güzel kitaplarını okudum, en dürüst dosluklarını yaşadım. 

Sonra ne gereği varsa Ankara'da yaşamaya karar verdim. ODTÜ'de Psikoloji, Mülkiye Mektebi'nde Siyaset Bilimi okudum. Okudum da okudum... 

"Çok acayip önemli işler" yaptım. "Çok acayip havalı ünvanlar" kazandım. 
Ama 32 yaşıma geldiğimde kendime ilk kez  dürüstçe sordum: 
"Dünyada sonsuz param ve kimseye birşey ispat etme derdim olmasa ne iş yapardım?"

İçimden gelen yanıtla, yaşadığım aydınlanmanın parlayıp sönmesi bir oldu:
"Dikiş dikerdim! Kendi tasarımlarımı yapardım!"

Halbuki o ana kadar ben dikiş dikmesini bile bilmezdim. Yani belki onca sene biraz daha okusam, harika bir terzi yamağı olacağımı keşfedecektim :)

Hala Türkiye'de sosyal politikalar, kalkınma ve uluslararası ilişkiler alanlarında 
"çok acayip havalı işler" yapmaya devam ediyorum.
 Hala - çok gerekiyormuş gibi- Ankara'da yaşıyorum.
Ama bulduğum her fırsatta dikiş masama koşuyorum ve bir gün iyi bir terzi olmayı umuyorum!

Burada paylaştığım herşey işte bu maceranın bir günlüğüdür :D





19

Kim ki bu?

10 Şubat 2011
irem sunar özat

1 Şubat 1977'de İzmir'de doğdum. Çocukluğumun yarısını iğde ağaçlarının tepesinde, diğer yarısını denizci bir babanın dünyayı dolaşan yük gemilerinde geçirdim. 

Önce, İzmir Amerikan Lisesi'nde okudum. Asırlık çınar ağaçlarının gölgesinde, ilk hikayelerimi yazdım. Ardından, ODTÜ Psikoloji Bölümünden mezun oldum. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde Siyaset Bilimi Yüksek Lisansı yaptım. 

2003'ten itibaren, Türkiye'de sosyal kalkınmanın desteklenmesine yönelik uluslararası çalışmalarda görev aldım. Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve diğer birçok yabancı kuruluş tarafından yürütülen proje ve programlarda çalıştım. Sivil toplumun güçlendirilmesi, çocuk hakları, kadın hakları, engelli hakları ve istihdam alanlarında çalışmalar yürüttüm.  Sosyal kalkınma alanında onlarca projeye iletişim kampanyaları hazırladım.

2016'da taşındığım Moskova / Rusya'da, eşim, oğlum ve köpeğimle birlikte yaşamaya devam ediyorum. Bir yandan bir kadın kuruluşunda Editör olarak görev yapıyor, bir yandan da yeniden sıcak denizlere inmenin hayalini kuruyorum. 


Burada yayımlanan yazı ve görsellerin tüm hakları İrem Sunar Özat'a aittir. İzinsiz yayımlanamaz. Blogger tarafından desteklenmektedir.