26 Temmuz 2014

Zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Dünyanın birçok yerinde günlük haber rutini olarak geçiştirilen olaylar, bizim hayatımızın bir parçası durumunda neredeyse. 
Taraflı ve çıkarcı yayınlarını dinlemek, daha da önemlisi çocuğuma dinletmek istemediğim için çoğu zaman oğlan ayaktayken haber kanalı açılmaz evimizde. Yine de Türkiye'de yaşıyor olmasından dolayı hayatın kaçınılmaz bazı gerçekleriyle burun buruna yaşıyor 5 yaşındaki oğlum da. Yolda giderken yaşıtı olan Suriyeli kaçak mültecilerle karşılaşıyor mesela. Biz tertemiz kıyafetlerimizle yanlarından geçip giderken, en son ne zaman vücutlarına su değmiş olabileceğini düşünüyorum ya da gece nerede yattıklarını. 

Savaş ve acının bu coğrafyanın değişmez kaderi olduğunu kabul etmek istemiyorum. Çığ gibi artan nefrete nefretle karşılık veremiyor içim. 

Dilek hakkımı tek birşey için kullanmak istiyorum bu bayramda. Herkesin kalbinde sevgiye daha fazla yer açmasını diliyorum.  Kalbim Filistin'de atıyor bu aralar. Tüm sevgi dolu dualarım Filistin'e gidiyor. Elle tutulur somutluktaki nefret dalgasına nefretle karşılık veremiyorum. 

Dünyanın birçok yerinde her an birbirinden acımasız olaylara maruz kalan insanlar var. Gördüklerimize üzülüp, görmediklerimizi umursamamazlık edemiyorum. Bu benden, o benden değil ayrımını insanlığıma yakıştıramıyorum. Her insanın varoluşunun bir parçası olan sevgi özüne içinde daha fazla yer açmasını diliyorum.

Kimse için "bunlar hep böyle" diye genelleme yapamam. Yakın tarihimizde kendi ülkemizde yaşadığımız bazı olayları hatırlayınca hiçbirşey için tek bir ırkı suçlama aptallığını gösteremiyorum. Düşüncelerinden ve mezhebinden ötürü Sivas'ta canlı canlı yakılan insanlarımız geliyor aklıma mesela. Herkesin gözü önünde can alanlar başka memleketlerin insanı mıydı? Fırsat bulsalar daha fazlasını da yakmazlar mıydı diye düşünüyorum... Susuyorum. 

Oturup uluslararası platformda olan biteni takip ediyorum. Filistinlilere verdiği destek protestosundan dolayı yaka paça gözaltına alınan İsraillilerin videolarını izliyorum. Dünyanın farklı yerlerinden, farklı dinden, farklı ırktan insanların göz göre göre yapılan bu kıyıma verdiği tepkileri okuyorum. 
Bu sesler az da olsa, eskisi kadar cılız değil artık. En azından insan olarak sevgiye doğru evrildiğimiz yönünde bir umut ışığı görüyorum kendi adıma. Gidecek daha çok yolumuz olsa da...

Bu bayram dilek hakkımı herkesin kalbinde sevgiye ve güzelliğe daha fazla yer açması için kullanıyorum. 


Hepinize iyi bayramlar. 

Tagged: ,

4 yorum :

  1. Elinize kocaman yüreğinize sağlık... gözlerim dolu boğazımda düğüm... söylemek istediklerimi anlatmışsınız

    YanıtlaSil
  2. Gezmek yemek içmek hiçbirşey sinmiyor.bazıları öyle istiyor diye hiçbirşey yapmadan oturmak tepkimizin işe yaramaması canımı sıkıyor.o çocuklar enzakların altından çikarılmaya çalışılırken tatil istemek haram geliyor.1 yasindaki kızıma ağlarken "annen baban yasiyor basımıza bomba yağmıyor, neden ağlıyorsun anneciğim diyorum".keske çocuklar hiç ölmese.onlara zarar veren insanlar bundan mutluluk duyarken sevgi ve merhametin bazılarına ne kadar uzak oldugunu anlıyorum.ya da anlayamıyorum bir çocuk öldürdüm diye mutlu olan insanları.insallah da hiç anlamam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşı henüz çok küçük de olsa, siz yine de çocuğunuza böyle söylemeyin bence. İyi bir şansla dünyaya geldiği için kendini suçlu hissetmesin.
      Üstelik olumsuz duygular ekerek, dünyamızı daha güzel bir hale getirmemiz mümkün değil.
      sevgiler.

      Sil