RETROSPEKT

20 Nisan 2020


Ben hep yazarım. İş hayatım boyunca genellikle başkaları için yazdım. Ama fırsat buldukça kendime de yazarım. Çoğunlukla hikayeler yazarım. Bazen de kendimi kendimle muhabbet sofrasına oturtan yazılar yazarım. 

Bu sabah bundan 5 yıl önce (Mayıs 2015'te) yine kendimle muhabbet halinde yazdığım bir yazıma denk geldim. Beni çok zorlayan işimden istifa etmek üzereyken ve daha Rusya'ya taşınma planları ortaday yokken yazmışım. O gün öyle olacağını bilmiyordum ama, hemen ardından çok daha keyifle yaptığım, daha fazla kazandığım, çok güzel insanlarla tanıştığım bir işe geçmiştim. Hatta imkansız bir şey olmuş ve ben o işi Rusya'ya taşındıktan sonra online olarak bile yapabilmiştim. 

Şimdi tesadüfen karşıma çıkan bu yazıya bakıp, bazı konularda ne kadar yol aldığımı, bazılarındaysa nasıl çuvalladığımı görmek iyi geldi. Sonra da dedim, “Acaba bu korona günleri öncesinde böyle düşünen kaç kişi vardı?” Hayatın koşuşturmacasından bıkanlar, şimdi ne düşünüyorsunuz hayatınızla ilgili? 


Yazımın başında kendime şöyle demişim:

Ne istediğimin listesini yapmayalı epey zaman oldu. Aslında istediğim şeyleri yapmayı bırakalı epey zaman oldu. Yaşamak istediğim hayatın kurgusunu düşünmeye bile zaman ayıramaz olmuştum. Sürekli bir koşturmaca hali. Sürekli bir yetişme telaşı. Sürekli bir şeyleri eksik, bir şeyleri hatalı yaptım endişesi...
Hayatın tadını koşmadan çıkarmayı unuttum. Oğluma 3 saniye içinde çılgınca sinirlenmeme sakinliğini unuttum. Sevdiğim yazıları yazmayı unuttum. Sevdiğim giysileri dikmeyi unuttum. Şimdi kendimi yeni bir bakım kampına alma ve unuttuğum şeyleri daha iyi şekilde yapmayı öğrenme zamanı geldi.” 

Bu zor günleri “unuttuğumuz şeyleri daha iyi yapmayı öğrenme zamanı” olarak değerlendirebilir miyiz sizce? Bu yazı bana çok iyi bir hatırlatma oldu. İyi geldi. Belki aranızdan başkalarına da iyi gelir diye paylaşmak istedim. Instagram neredeyse mini blog oldu herkes için. Ama ben buradan yazmayı da seviyorum. sizlerin yorumlarını buradan okumayı da. Daha kalıcı oluyor. Bu sayfaya uğradıysanız ve selam bırakmak isterseniz, aşağıya bir mesaj bırakın ;)

Sevgiyle,
İrem 

2 yorum

  1. Selam. Bir zamanlar ben de çokça yazardım kendim için. İş için sayfalarca yazsam da kendim için yazmayalı uzun zaman oldu. Aslında yazmak iyi geliyor insana, lakin hayat koşturmacasında yazmak da ciddi bir emek ve zaman istiyor. Sizin yazılarınızı hep çok seviyorum. Bugün de tesadüf bu ya blog okumayı özlemişim, yeni yazınıza denk geldim. Umarım daha çok yazarsınız. Yazılarınızı da dikişlerinizi özledik. Güzel günler sizin olsun.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel tesadüf olmuş. Demek Ki size birisinin bunu hatırlatmasına ihtiyacınız varmış. Bence en yoğun tempoda bile kendinize 15dk ayırıp, iyi de olda kötü de olsa bir şeyler yazma hakkı verecek vaktiniz vardır. Biz kendimize iyi davranmayacaksak, başka kim bize iyi davransın, öyle değil mi? Ben yeniden yazmaya başlayacağınıza inanıyorum ;) Siz ara ara buralara uğrayıp, mesaj bırakmaya devam edin. :)

      Sil

Burada yayımlanan yazı ve görsellerin tüm hakları İrem Sunar Özat'a aittir. İzinsiz yayımlanamaz. Blogger tarafından desteklenmektedir.