KENDİN DİK...: TRT 1 Eline Sağlık Programı

TRT 1 Eline Sağlık Programı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TRT 1 Eline Sağlık Programı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ekranların Aranan Bluzu

23 Ağustos 2013
Görmemişin biri bir gün beyaz ekrana çıkmış... Sonra herkesi bıktırana kadar aynı hikayeyi anlatmış da anlatmış...

Evet! Benim o! 

Ama bu sefer programdan sonra en büyük ikinci alkışı alan bluzun detayları hakkında yazacağım. Çünkü epey soru geldi bununla ilgili. 

Bu garibimi son ana kadar beyazlı olduğu ve beni şişman göstereceğini düşündüğüm için giymeyi akıl etmedim aslında :)) Ekran işine o kadar hakimim yani!

Anlatmamı isteyen çok oldu. Ama bir çırpıda dikilmiş birşey olduğundan dikiş adımlarını detaylı anlatacak çok fotoğrafım yok. Yine de gelen istek üzerine kendisini sizlerle tanıştırmaktan memnuniyet duyarım. 



Buyrunuz, o ekranda akış akış duran bluzun tam boy görüntüsü. 

Böyle şık bir bluz elbette ucuz olamaz (bu bölüm tembel çekirgeler için özellikle kaleme alınmıştır. onlar kendilerini bilirler... kendi giysilerinizi dikmeye başlamayın siz daha!)

- 4 TL -

Fiyatlar el yakıyor!...


Yukarıdaki şifon kumaşa görür görmez vurulmuştum. Nasıl olduysa kimse onunla ilgilenmediğinden bir de indirime girmişti ve metresi 4 tl'ye düşmüştü! Bu duruma asla göz yumamazdım ve koşup 2 mt aldım! (kalan kumaşla da şifon etek mi yapsam diye düşünüyorum)

O zaman "ekranların aranan yüzü" olacağımı ve bluzumun bu kadar popüleritesi bilsem, inanın birkaçınız için kalanı da alır, sonra keser keser gönderirdim :))

Sade ve dökümlü bir model olsun istedim. Ama yeni kalıp arayıp çıkartmaya da vaktim yok... Daha önce kullandığım ve çok memnun kaldığım dantel elbisenin kalıbını kullandım. Ama şifonun esneme payı olmadığını hesap ederek 1 beden büyüttüm kalıbımı -önceki dikişimde ise orijinal kalıbı biraz daraltmış idim. başa dönmüş oldum galiba...

Bu model Burda'nın Mart '12 (03/2012) sayısındaki 102 no.lu bir abiye elbise kalıbıydı. Ben de böyle bir dantel elbise dikmiştim ondan:

Detayları burada: http://www.kendindik.com/2013/01/sarms-perdeyi-ustune-elbise-yaptm-diye.html

Ama şimdi içindeki astar elbisenin aynı boy ve kalıpta olmasının daha güzel olacağını düşünüyorum. Bu yüzden ona da yeni bir astarlık penye dikeceğim fırsatını bulduğumda. 


2010 yılında dikişe başladığımdan beri en çok yapmak istediğim şeylerden biri de incecik tiril tiril ipek kumaşları hatasız dikebilmek. O nedenle böyle kaliteli şifonlar üzerinde dikiş becerilerimi geliştirmeye bayılıyorum. Sanırım sonunda yakayı hatasız yapmayı başardım... Onun fotoları var... Kısa bir Öğren Çekirge yazısı hazırlarım birkaç güne.  



Kol ve etek uçlarını ise düz dikişle kapattım. Etek uçları doğrudan içe kıvrılarak dikildi. Kol uçlarına ise biye kullandım. Tek sebebi yaka için yaptığım biyenin fazla olmasıydı. Yoksa onu da etek ucu gibi geçebilirdim. 


Transparan özelliğinden dolayı içine bir tshirt giymem gerekiyordu. Askılılara baktım ama içimden görünen askıları beğenemedim. Yüzyıllar öncesinden kalma straplez bluz şeklinde kullanabileceğim bir penye parçam vardı. İçime de onu geçirdim, havam 1500 halde stüdyonun yolunu tuttum :)


Bu kadın neden bahsediyor? Artiz mi bu stüdyo/çekim falan geveliyor diyenler bu yazıyı okuyup aydınlanabilir:
http://www.kendindik.com/2013/08/bir-canl-yayn-maceras.html



21

Bir Canlı Yayın Macerası

22 Ağustos 2013

İnsanlık için küçük, İrem için büyük adım

moda dikiş blog yazar

Önceki yazıları okuyanların bildiği üzere TRT Eline Sağlık programının yapımcıları benimle 2 hafta önce irtibat kurdu ve yayına çıkartmak istedilerini söyledi.

Bu programa çıkmaktan çekinmemin tek sebebi bana canlı yayında dikiş diktirecek olmalarıydı. Profesyonel terzi olmadığımdan bunu nasıl kıvıracağımı bilemedim. Üstelik 1 değil 2 etek dikecektik. Hadi bakalım!

Tırsaklığım doruk noktasına ulaştığında kendimi iyi hissetmek için 3 şeyi netleştirmeye karar verdim:

  1. madem bu işi yapacağım, bir iş toplantısına hazırlanıyormuşum ciddiyetiyle hazırlanacaktım.
  2. madem bu işten dönüş yok, her anının tadını çıkartacaktım.
  3. madem ulusal çapta rezil olma riskim var, en azından güzel giyinmiş halde rezil olacaktım!

Hızla kendimi içinde iyi hissedeceğim bir bluz / etek kombinasyonu diktim, hazırlıklarımı yaptım ve 21 Ağustos Çarşamba sabahı beni verdiğim adresten almalarından 2 saat önce kapıdan çıkmaya hazır hale geldim. 



Her yer Taksim, Her yer Dikiş!

Tüm hazırlıklar tamam, yayın akışının üzerinden geçmeye başladık - ki hiiiç takip etmeyi beceremedim yayın sırasında :/ - kanal yetkilileri yanıma geldi ve vurucu uyarısını yaptı:

"İrem Hanım yalnız yayında sosyal içerikli mesajlar vermiyoruz tamam mı?"

Nasıl?
Çapulculuğumu tipim mi ele veriyor yoksa saçlarıma sinmiş biber gazı burnunuza mı geldi? 
Yoksa yayına gelene kadar yakın çevrede yaptığımız yüzlerce espriden birini rüzgar mı uçurdu kulağınıza?
"Her yer Taksim, her yer Dikiş!" desem?
Terbiyemizi takınıyoruz veee dikiş aşkıyla çarpan kalbimizi sakinleştirip yayın için yerlerimizi alıyoruz...


Hazırlıklar tamamlansın... Uçuşa Geçiyoruz...

Program başlıyor... 4, 3, 2, 1 yayındayız!

Kumaş kalitesine göre ayrı ayrı hazır ettiğim iğneler el değmemiş halde bir uçta, vakit kalırsa diye anlatmayı planladığım çalışmalar diğer uçta, hızla başladık yayına. 8 dakikada eteği bitirmeniz lazım diyorlar. 


Ben ve bir anda vücudumda beliriveren 8 kol ölçtü, çizdi, biçti, dikti derken... yayın bitiverdi.


Kameralar bana dönük değilken dikiş dikemiyorum. Kamera bendeyken hem konuşup hem tüm işleri yetiştirmem gerekiyor... Oy oy oy... 

Program bitip de kendime geldiğimde şöyle dedim:
"Seneler sonra geriye dönüp baktığımda canlı yayında dikiş de dikmiştim diyeceğim..."


"Çay bile yok!" esprisi ve bir kariyerin başlamadan bitişi...

Beni oraya "bakın ne de kolay dikiş dikebilirsiniz" diye çıkarttılar. Kolay dikiş tamam da biz deli miyiz arkamızdan koşturan varmış gibi dikiş dikecek? Dikiş dikmek keyif işidir şöööyle keyifle, diktiğin şeyle muhabbet halinde. 
Sanıyorum televizyonculuk mantığına azcıcık ters bir durum bu...
Bakmayın siz onlara laf attığıma.. Yönetmen de, sunucu da, yapımcı da, orada tanıştığım herkes son derece keyifli, son derece profesyonel bir çalışma sergileyip, beni çok rahatlattılar. Şöyle diyeyim, ben bu yazıyı yazıp paylaşıncaya kadar çoktan 2 saatlik bir canlı yayın programını daha tamamlamıştı onlar. Şebnem hanım doğru noktalarda araya girmese, konuşurken nasıl saçmalama potansiyelim olduğunu bir bilseniz! Harika idare etti beni. Yönetmeni de biraz kızdırdım ama olsun artık o kadar ;) 

Ekranların Aranan Yüzü

Program bitti. Herkes beni telefondan zırzır arıyor, hava 1500 hale geldi. Bir anda "Ekranların Aranan Yüzü" pozlarına bürünmekte zorluk çekmedim.  Bu pozla eve girerken, birden kaçınılmaz soru aklıma geldi: "akşama çocuk ne yiyecek?"

Üst baş değişti, eller yıkandı ve ekranların aranan yüzü hemen mutfağa girip yemek yapmaya koyuldu...

Gerçek hayat... 4, 3, 2, 1 yayındayız!

Yayının kesilmiş biçilmiş halini yaptım. Buradan takip edebilirsiniz. Umarım bir telif hakkını çiğnememişimdir :) Çiğnediysem de dava açmadan önce uyarın, kaldırayım :)))


Yayının tam hali de burada:
http://trt1studyosu.web.tv/video/a2uxvyvzczy

35
Burada yayımlanan yazı ve görsellerin tüm hakları İrem Sunar Özat'a aittir. İzinsiz yayımlanamaz. Blogger tarafından desteklenmektedir.