Paylaş

ÖĞREN ÇEKİRGE

Bir nevi dikiş referans kitapçığı!

KENDİN DİK DOLABI

Kendin Dik Dolabına Göz Atın!

GEZGİN TERZİ NOTLARI

Dünyaya Turist Gözleriyle Bakan Yazılar

KİM Kİ BU?

Merak edilecek fazla birşey yok...

31 Ağustos 2015


dikiş ipuçları kendi kıyafetlerimi dikmek istiyorum
Bir süredir ihmal edilmiş olan "Öğren Çekirge" dosyamıza yeni bir bölüm ekleme vaktidir değerli Çekirgeler. 

Siteye ilk kez girip de "Öğren Çekirge" de nedir diyeleri önce doğrudan ilgili sayfadaki ders notlarını incelemeye yollayalım: 

Cepler,  mümkün olsa herşeye ekleyebileceğim, benim gibi binbir saçmalığı çantasında taşımaktan kendini alıkoyamayan tüm işgüzar bünyelerin kaçınılmaz kurtarıcısıdır.  Bu şahane minik torbaların yapımı acemi çekirgelerin gözünde büyüyebilir. Ama inanın, bir kez yaptıktan sonra nasıl yapıldığını hemen kapacak ve her yeri bu minik torbalarla donatma isteğinizi bastırmak zorunda kalacaksınız. 

Ceplerin pek çok çeşidi var. Bugünkü dersimiz "yan cep" dikişini içeriyor ;)

Astarlık Kumaşlar için not: Ben astarlarda mümkün olduğunca neşeli (ve çoğu zaman artık) kumaşlar kullanıyorum. Hazır giyime şahane bir alternatif beceri geliştirdiğim için sentetik kumaşlardan da mümkün olduğunca uzak durmaya özen gösteriyorum. Bu nedenle, ince poplin ve benzeri pamuklu kumaşları astarlık olarak aldığım da oluyor. Aklınızda bulunsun; neşeli astarlar, ruhunuzu ferahlatır! 

Okura şu noktaya kadar hevesli terzi heyecanı bastıysa, ben de  kalplere dikiş aşkı aşılayan site yazarı olarak hemen derse başlayayım:

Adım 1: YAN CEP dikişi için 1 astar, 1 giysi kumaşı parçası olmak üzere cep başına toplam 2 kumaş parçası kullanıyoruz.  Astarlık kumaş içte kalacak ve giysi kumaşınız da bel yerinden yan dikiş yerine kadar uzanarak cep açıklığının olduğu yere gelecek; unutmayın. 

Cep dikişine başlamadan önce dikeceğimiz etek/pantolon/elbisenin ön parçasını dikişe hazı hale getiriyoruz. 
Yani, pili vb. detaylarını tamamladıktan sonra önceden kestiğimiz cep astarıyla birleştirmeye hazır bir şekilde dikiş masamıza seriyoruz. 
kolay dikiş teknikleri
 Adım 2: Cep astarını giysi kumaşının ÖN yüzüne aşağıdaki resimde olduğu gibi iğneliyoruz. (Ben teğel dikişi yapmıyorum. Biraz tembel terzi notları bunlar. Dikiş makinasındaki becerilerinizin henüz yeterli düzeyde olmadığını düşünüyorsanız, toplu iğnelerin olduğu yerden bir de teğel dikişi yapın). 

Tela kullanma: Eğer ince / orta kalınlıkta bir kumaş kullanıyorsanız ve cep dikişinizin düzgün görünmesini istiyorsanız, bu iki parçayı birbirine dikerken bir de şerit tela kullanabilirsiniz. Benim bu etek çalışması özelinde tela kullanmaya ihtiyacım olmamıştı. 
  Adım 3: Astar parçasını giysi parçamızın ön yüzüne diktikten sonra, içe doğru çeviriyoruz. Tertemiz bir görüntü elde etmek için, astar ile kumaşın birleştiği yerden ve astarın yüz tarafı dönük şekilde bir düz dikiş daha yaparsanız, cep kenarlarınızın kullanıldıkça biçimsiz durmasını engellersiniz. 
cep nasıl dikilirYine aşağıdaki resimde olduğu gibi, toplu iğneyle düzelttiğim hizayı ütü ile düzleştirdikten sonra, yan kumaşı ekleme işlemine geçebiliriz. 
dikiş blogu sewing blog
   Adım 4: Şimdi sıra yan cep parçasını eklemeye geldi. Unutmayın; bu parçaları birleştirdikten sonra giysinizin ön parçası tek bir parça olacak ve ancak o zaman diğer parçalarla birleştirmeye hazır hale gelecek. 
Yan parçayı önden ve cep astarından düzgün şekilde hizalıyoruz. Tembel terzi olarak ben yine toplu iğne kullanmakla yetindim. Arzu eden, buralara da teğel dikişi yapabilir. 
 Adım 5: Artık parçaları birbirine dikme sırası geldi. Teğel dikişi/iğne yardımıyla sabitlediğimiz yan parçayı aşağıdaki resimde oklarla işaretlenmiş yerlerden, ana giysi parçasına dikiyoruz. 

 Adım 6: Yan parçanın giysinin kalanına düzgünce sabitlenmesinden sonra cep astarıyla birleştiriyoruz. Ben bu işlemi bu sırayla yapıyorum çünkü, özellikle de daha acemi olduğum zamanlarda, iki parçayı birbirine dikerken kaydırıyordum. Neticede, önemli olan, cebin iç taraftan nasıl göründüğü değil, bel ve yan ölçülerinin doğru şekilde denk getirilmesi...
dikiş dikmeyi öğren


Tamamlanan cep dikişini bir de zigzag / overlok dikişle tamamlayarak, etek/pantolon/elbise dikişinin sonraki adımlarına geçebilirsiniz artık. 


Cep dikişlerimiz bittikten sonra işte böyle yakışıklı görünebilir hale gelecektir. 
kendin dik kendin yap




Hadi bakalım. Bu kadar özenli anlatım benden, bunu başkasıyla paylaşarak siteye katkı sağlamak sizden: ;)









20 Ağustos 2015

tafta etek

Hiç sevmezdim ki pembe rengini... Kız çocuğu olarak bana sevmem için dayatılmasından mütevellit, çocukluğumdan beri ayrı durmuştum pembelerden. 

Yaş ilerledikçe, başkalarının benim için ne beğendiği değil, benim kendim için neler beğendiğim hayatımda daha fazla yer tutmaya başlayınca, diğer birçok şeyle birlikte pembeler de öne çıkmaya başladı göz zevki dosyalarımda.
renkli bobinler


Şöyle inceden inceden, fuşya üzerinden gönlümü  almaya durdular. ("Evet ama fuşya!" yazısını hatırlayanlarınız var mı? ;) 

Bu etek bir anda, kendimi pek fuşya hissettiğim bir başka dönemde çıktı ortaya. Evde bir an önce dikiş dikmeliyim diye ellerim titrerken, uzun zaman önce (kimselere söylemeyin ama perdelik parça olarak satılan) bir parça kumaşa takıldı gözüm. 
dikiş dikmek


Eh dedim; madem kendimi bu kadar pembe tonlarına layık gördüm , bari cici bici bir etek çıkartayım şundan...
tafta etek dikiş blog

O anda bulabildiğim tek cici bici model, daha önce çok severek diktiğim ve nedense pek fazla giyemediğim kışlık balon eteğimde kullandığım modeldi. (Bu yazının şarkısını kimler mırıldanmaya başladı şimdiden? :P)
dikiş öğren

Yalnız bu sefer, fermuarı önden değil, arkadan yapmayı istedim. Patlet fermuar değil, gizli fermuarla tafta eteğin daha hoş duracağını düşündüm nedense.  Taftayı astarsız dikmek olmaz; özellikle de yazın. Bu nedenle güzel ve ince bir pamukluyu astar yaptım kendime. Ama astarlı giysiye fermuar geçirmek ilk kez yapacaklar için biraz zahmetli olabiliyor. Belki bu yazı bazılarınıza yardımcı olabilir: Öğren Çekirge: Astarlı Elbiseye Fermuar Takma
etek dikmek istiyorum

Eveeeett, şahane bir fotoğraf çekimi sonucunda hayallerimizin prenses kostümü görüntüsünü elde edemiyoruz. Tamam... Ama sonuçta, bol pilili güzel bir balon eteğimiz olduğu ana fikrine eriştiniz öyle değil mi? ;) 

Benim parça kumaş nasıl olduysa istediğimden 2 cm kısa olunca, her zamanki kestirme çözüm bir kez daha imdadıma yetişti. Benzer renkte bir kurdela, eteğin katlı kenarının üstüne dikilince, hem etek ucunun temiz görünme derdi ortadan kalktı hem de eteğim istediğim boya ulaştı. 

Modelin orijinalinde yandan cepleri vardı. Çok seviyorum böyle cepleri. Ne yazık ki, balon eteğin balonsu etkisini kalem eteklerle bile elde edebilen vücut yapımdan dolayı (!) genelde etek, pantolon gibi alt parçalarda mümkün olduğunca vücuda yapışan modeller kullanmak zorunda kalıyorum. Böyle modellerde de, eller rahat rahat cepte gezemiyor ne yazık ki. Bu etek modelinin en sevdiğim yanı cepleri oldu her iki seferde de.   

etek dikişi

Bu eteğin farklı okazyonlardaki maceralarına ilişkin fotoğraflar paylaşmayı isterdim. Ama bence en güzeli, sakince fotoğraflamaya uğraşırken, benim yercücesinin kadraja bir havayla girdiği an oldu. 
kendi giysilerini kendin dik
Neşeli elbiseler, neşeli bir ruh halini de beraberinde getiriyor! Benden söylemesi ;)


Meraklısına linkler:
Burada kullanılan etek modeli hakkında daha fazla yazılar burada:
İyi Kızlar Cenneteeeğee
- Hanım Kızımız Eteği: Dikiş Detayları

Yazıdaki penye bluza dikkat eden incelikli gözler için "nasıl yapılır" yazısı tam şu köşede:

- Kolay penye bluz yapımı

Fuşya rengiyle aranızı ısıtacak bir yazı denemesi ise burada:
- Evet ama Fuşya!

Bir takım "Öğren Çekirge" notları ise buralardan temin edilebilir:
- Temel Etek Dikimi
- Astarlı Elbiselere Fermuar Takma
- Pantolon fermuarı nasıl takılır


E daha ne olsun! Madem buraya kadar okudun sevgili okur, bu yazıyı sosyal medya ortamlarında da paylaş ki bu garip yazar da mutlu olsun ;)



03 Ağustos 2015

Ne demiş büyüklerimiz? "Gidiyorsa her işin tersine, asimetrik bluzlar dikeceksin kendine!"

Acayip gelişmeler oluyor hayatımda. Yani aslında uzun süreli sessizliğimin tembellikle ya da tatille falan hiç alakası yok. Zaten tembellik yapmaya alışkın bir bünyem de yok. Aslına bakarsanız, uzun zamandır "Oturduğumu mu gördün hayat?!" başlıklı bir yazı yazacaktım ama oturup onu bile yazmaya vaktim olmadı :)

Baktım ben işleri düzleştirdikçe, hayatım yandan yandan yollar çiziyor kendine, ben de bununla en sağlıklı baş etme yöntemi olarak başladım asimetrik bluzlar yapmaya kendime! 
asimetrik bluz tasarımları dikiş moda


Site açıldığından beri düzenli (ve elimden geldiğince zengin içerikli) yazılar yazmaya özen göstermiş biri olarak, bir süredir bitmek bilmeyen sessizliğimi harika mesajlarıyla bozmaya niyet edenleriniz oldu. Kimselere yanıt veremedim; kusura bakmayın. Sağlığım ve huzurum yerinde çok şükür. Ama hayatım hiç düşünmediğim bir hareketliliğe büründü. 

Kendimi puantiyeler giydirilmiş bir ağaç kadar tuhaf hissediyorum. 
Gorky Park

3 ay önce yeni eve taşındım. Taşındığımda ruhumu tüketen projemi tamamlamak üzere son sürat çalışıyordum. Hayatımı kolaylaştırıcı ve harika bir eve geçtim. Ardından çok severek yaptığım ve harika insanlardan oluşan yeni bir projede çalışmaya başladım. Oğlanı içime sinen bir okula yazdırdım. Tam dikiş odamı da yerleştirmeyi tamamlıyordum ki... Hoopppp! Herşey asimetrik kesimler ve verev dikişlerle yön değiştiriverdi birden. Anlatamayacağım şimdilik detaylarını. Ama tuhaf... Pek tuhaf... Puantiyeler giydirilmiş ağaçlar kadar tuhaf...
asimetrik bluz tasarım


Madem ben düz kesmeye çalıştıkça, işler verevine verevine gidiyor; basit bir bluz modeline elde kalan şahane bir şifon parçasını verev ekleyeyim de rahatlayayım dedim. 
moda dikiş blog
Bay KendinDik'in Japon ellerden bulup getirdiği (ve bu garip hevesli terzi tarafından 4 karat prenses kesim pırlanta kıymeti verilen) Japon dikiş kitabının ikinci mahsulü de hayata geçirildi. 
kendin yap bluz
Ne tarafa çeksen oraya gider bir asimetriye sahip bu bluz, hiç utanmadan, her ortamda giyildi ve fotoğraflandı...
japon modası bluz

(Ağlamayın... Ağlamayın! Duyuyorum bakın buradan bazılarınızın sesini! En müsait zamanda paylaşacağım Japon dergisi kalıplarını elimden geldiğince.) 
(Japon dikiş kitabı - ve daha bir dolu mühim konu - ile ilgili bilgi küpü yazı bu adreste: Watashi Wa İrem)

Elbette yaz aylarının vazgeçilmez kumaşı ketenle yapılan deneysel çalışmaları da unutmamak lazım. Ah bir de ütüsü 10 dakika dayansa şu meretin!


Saçma sapan, o gün dikiş masasının neresinden kalktıysam o tarafından kesilen kalıplar, basit bluz modellerini bambaşka havalara soktu. Tavsiye ediyorum herkese, insanın içini ferahlatıyorlar :D

İşin dalgası bir yana, bir süredir dikiş masama oturabilmiş değilim. Bir süredir aynı yerde bile oturabilmiş değilim! Bu 3 bluz da farklı zamanlarda ama benzer ruh halleriyle yapılmış çalışmalardır aslında :) 

Yapımı kolay ve eğlenceli olan bu tasarımları en kısa sürede tek tek paylaşmaya niyetliyim. Zaten bir süredir dikkat ettim de, özellikle son dönem hazır giyim bluz ve elbiselerde de benzer bir tarz var. Yani, dikiş aşkımızın başlangıç fikrine geri dönüyoruz. Basit kalıplardan harika tasarımlar üretebilmek çok kolay ve zevkli!

Tek gereken, biraz ilgi, biraz artık kumaş ve kumaşın düz boyunda gitmeyen birhayat akışı! Hımmm? Ne dediniz? Yalnız değil miyim bu konuda?...

E, peki neymiş bu durumda yapmamız gereken?  :D
keten bluz modeli yazlık dikiş

Sevgiyle kalın! Yakında yeniden görüşmek dileğiyle :)

01 Temmuz 2015


Pırıl pırıl parlıyordu diğer çocuklarınkiler. Lastikleri kocaman ve sağlamdı. Benimki gibi her tarafı yamalı ve her üç çukurda bir patlamaya meyilli değildi. Frene bastıklarında zınk diye duruyorlardı. Benimki ise, sanki benimle alay edermiş gibi, tiz bir kahkahaya benzer ses çıkartıp, frene bastıktan 10 metre sonra durabiliyordu.  10 uzun, alaycı metre... Düşmeden sürmeyi ilk o bisiklette öğrenmiştim. Üzerindeki her çizik, ayrı bir maceranın anısıydı. Ama artık mahalle içi yarışlarda sona kalan hep ben oluyordum...

Bir gün okuldan eve gelirken, mahallemizde yeni açılan beyaz eşyacının önünde sıra sıra yeni bisikletler gördüm. O zamanlar beyaz eşyacılar bisiklet de satardı, evet. Gıcır gıcır bisikletler ilkokul 3'teki bir çocuk için son model Alman arabalarından daha havalıydı. İçlerinden birini gözüme kestirmiş ve hiç çekinmeden gidip kaça satıldığını sormuştum.  İlkokul 3 matematik bilgimle, o bisikleti alabilmek için harçlıklarımı 8 yıl biriktirmem gerektiğini hesaplamıştım. Ama planım hazırdı. En azından bir sonraki bayram harçlıklarımı alır almaz, macun, turbo sakız, leblebi tozu gibi abur cuburlara para harcamayı bırakacaktım. O yaşımda aklımın erdiği en büyük bütçe planlaması buydu. O zamanlar "istediğiniz şeyi düşünün, vizyonlayın, fotoğrafını buzdolabınıza yapıştırın" içerikli popüler bilgiler henüz hayatımızı istila etmediğinden, tek bildiğim her gece yatmadan önce o uçuk pembe gıcır gıcır bisikleti sürmenin ne güzel bir şey olduğunu hayal edip uykuya dalmaktı.

O pırıl pırıl uçuk pembe bisikleti almam 8 yıl sürmedi tabii. İster vizyonlama deyin, ister duanın etkisi, isterseniz de beyaz eşyacının önünden her geçişte içli içli bisikletlere bakan ve harçlığına hiç dokunmayan bir çocuğun anne babada yarattığı vicdan azabı... Bir sonraki yaz mahalle yollarının fatihi ben oldum!

O bisikleti aldığım yazdan 15 yaz sonra, nihayet kendi paramı doğru dürüst kazanabildiğim bir işim oldu. Kendi paramı kazanmaya başlamanın verdiği his muhteşem, kendi paramla yapabileceklerim neredeyse sınırsız geliyordu. Bu özgürlüğün verdiği sınırsızlık hissi nasıl oldu da beni yalnızca ihtiyacımın 10 katı kıyafet, ayakkabı, cd/dvd vb. almaya yöneltti bilmiyorum. Tek bildiğim, bir gün dolabımın önünde durup indirimlerden "süper ucuza" aldığım kıyafetleri artık ağzına kadar dolmuş olan dolabımın içine nasıl sığdıracağımı hesaplarken yaşadığım farkındalıktı... Ne güzel, artık ailemden harçlık almıyor, finansal özgürlüğümün tadını çıkartıyordum. İyi de finansal özgürlüğümün geldiği nokta bu muydu? Hani her sene tatillerimi dünyada görmediğim bir yeri görmek için geçirecektim? Yaptığım planlamalar sadece beğendiğim bir ürünü almak için bir sonraki indirimin ilk gününü beklemeye mi dönüşmüştü? O gün bu anlamsız harcama alışkanlığıma bir son verdim. Kendi paramı nasıl yöneteceğim konusunda pek bir fikrim yoktu açıkçası. Ama en azından, ne kadar ucuza gelirse gelsin alışveriş savurganlığını bıraktım.

Keşke o zamanlar, kazancımı sadece harcadıklarımı ödeme dışında yönetmenin ne demek olduğunu öğreten bir kaynağım olsaydı. Basit, anlaması kolay, uygulaması pratik bir araç... İşte bu son söylediklerimi, bir websitesini inceledikten sonra kurabildim. Hayatta el yordamıyla ve uzun yoldan öğrendiğim para yönetimini, son derece kolay takip edilebilen, akıcı ve pratik şekilde anlatan şahane bir kaynak buldum.  “Paramı Yönetebiliyorum” isimli bir proje, Kalkınma Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği, Visa Europe Türkiye ve  üye bankalarının işbirliğiyle uygulamaya konmuş. Gidin bir websitelerini inceleyin: www.paramiyonetebiliyorum.net Neden böyle hevesli yazdığımı hemen anlayacaksınız.

"Hayal ile hedef arasındaki tek fark planlamadır" diyor ve adım adım anlatıyor. Kasmıyor, yormuyor, tane tane anlatıyor. Ben bunların çoğunu el yordamıyla öğrenmiştim hayatta. Elimdeki tek ders notum yaptığım hatalardan çıkardığım acı derslerdi. Bir bankaya yaklaşırken ürkerdim. ‘Finansal okuryazarlık’ ifadesini cümle içinde hiç kullanmazdım. Siteyi incelerken henüz bilmediğim çok fazla şey öğrendim. Üşenmeyin, gidip siteyi inceleyin. Farklı yaş gruplarına göre farklı eğitimleri var internet üzerinden. Ben her yaş grubunu inceledim! Her bir ders son derece akıcı ve pratik bir dille, günlük ihtiyaçlara yönelik olarak yazılmış. Yaş grubunuz sitedeki gruplarla tutmuyorsa da, yakınlarınızda “büyüklerinin nasihatlerini dinlemekten” sıkılan ama bu bilgilerden faydalanabilecek onlarca gence aracı olun!


25 Mayıs 2015

İki dünya arasında sıkışıp kalmıştı ruhum. Ne birine gidebiliyordum, ne ötekine.  Ne birinin bende yarattığı daralma hissinden sıyrılabiliyordum, ne ötekinin ferah çağrısına kulak verebiliyordum.

Aylardır, ruhumun bedenimin arkasından zar zor yetiştiği bir koşuşturmaca içinde kaybolup gitmiştim. Her sabah gözüm yarı açık yarı kapalı güne başladığım, rujumu arabada sürebildiğim, saçımı iş yerine girmeden hemen önce düzeltebildiğim, akşam yemeklerini neredeyse yemeğe oturmadan hemen önce yapabildiğim, çöpleri sadece kokmaya başladıktan sonra atmayı hatırladığım manik bir düzen içinde yaşamaya alışmıştım neredeyse.

Hayatımda yürütmek zorunda kaldığım en zor projenin içindeydim. Üstelik ne yaptığım işi seviyordum, ne de bunca emek döktüğüm projemin bir yere varma ihtimali görünüyordu... Bir yanda ağır sorumluluk duygusu, diğer yanda alışkanlık hissinin rahat kucağını bırakıp yeniye yönelmek neredeyse imkansız bir fikirdi. Sözleşmemin yenilenme tarihi yaklaşınca, yıllarca içinde çalışma hayaliyle yanıp tutuştuğum işyerimden beklemediğim bir terfi teklifi geldi. İşim sevmiyordum ama iyi yapıyordum. Tek yapmam gereken ruhumu karartan projemi bir yıl daha yürütmekti; sonra istediğim projeye geçebilecektim. Yaratıcılığın 9. kuşak akrabası bir iş tanımı, başka hiçbir şeye vakit bırakmayan yoğun çalışma saatleri ve pek havalı bir iş... Nasıl bir delirme haliyse, teklifi kabul etmeye karar verdim.

Aynı günlerde bir türlü görüşmesine gitmeye fırsat bulamadığım bir işten daha çağrılmaya başladım. Esnek çalışma saatleri, yaratıcılık gerektiren bir iş tanımı, Türkiye'de yapılmasına çok inandığım bir proje ve yepyeni bir ekip. Nasıl bir delirme haliyse,yeni işi reddetmeye karar verdim...

tim burton

Sözleşme uzatımıma onay vereceğim Pazartesi gününden bir gün önce bana bir haller oldu. Hani düğünlerde herkesin kendini kaybedip dansa kalktığı bir an vardır... Sen de bir yandan parmaklarınla ritm tutup, bir yandan da 'aaa ben dans edemem; yerim dar' ayaklarına yatarsın. Sonunda düğünlerin o çok bilen teyzelerinden biri gelir, nazını pozunu dinlemeden çekip kaldırıverir seni. Sen de iki parmak şıklatmanın ardından bir anda kaybediverirsin ya kendini... İşte öyle birşey :)

Aylardır "yerim dar, yerim dar" diye içimde sıkışıp kalan ruhumu ferahlatmaya karar verdim. Eski işimi bıraktım, hemen ertesi gün yeni projeme geçtim ve bir oynadım bir oynadım... tüm kurtlarımı döktüm, inanın! :)))

Mantığıma değil, içimin sesine kulak verdim. Şimdi acil olarak birşey yapmam gerekiyor: Bunca zamandır iki dünya arasında sıkışıp kalmış ruhum için bir ruh kayırma seansına ihtiyacım var benim. 

ruh kayırma seansıSeansın ilk bölümü epeydir uzak kaldığım KendinDik.Com'a yeni yazı yazmakla geçti bile.
İkinci bölümünde, yeni taşındığım evimdeki tüm taşınma dağınıklığını ortadan kaldırma egzersizi var. Davet etmediğin halde evine ziyarete gelip, ne kadar uğraşsan da yayıldıkça yayılan uzak akrabalara dönmüş hurçlarımı, baş köşelerimden kaldırmam gerekiyor artık. Hatta toplu halde evden göndermeye niyetliyim.
Hemen ardından da, yerleştirme sırasını annelik önceliğiyle sona bıraktığım dikiş odamı yoluna koymam gerekiyor.
Ruh kayırma seansımın son aşamasını dikiş makinamı açıp cıvıl cıvıl yaza cıvıl cıvıl dikiş projeleri yapmak oluşturacak. Aklımda onlarca yeni fikir, parmaklarımın ucunda yüzlerce yazılmayı bekleyen kelime var. 1 hafta içinde kesin olarak başlatacağım seansımın son kısmında bana katılmaya ne dersiniz?

Oradaysanız ve gelecekseniz, kapıya üç kere vurun...


MERAKLISINA NOTLAR:
Hayranlarının bir çırpıda anladığı üzere, kullanılan görseller Tim Borton'a aittir: 
İrem'in yeni projesi de neymiş diye merak edip, iki beğeni de ben yollayayım diyenlere Projenin sosyal medya takip adresleri şöyledir:




18 Mart 2015

Yöresel ürünlere pek de öyle özel bir merakım yoktur aslında. Tarhana ve domates kurusunu bunun dışında tutmalıyım tabii. Biri hazır çorba kadar pratik yapılabilen nadir yiyeceklerden olup hayat kurtarır, diğeri doğru oranda ceviz ve sarımsak ile ilahi bir lezzete bürünen mucizevi bir gıdadır. 

Sitenin adının "kendin pişir kendin ye" değil de "Kendin Dik" olduğunu hatırlayarak, gastronomik çağrışımları bir kenara bırakıp söylemek istediğimi doğrudan ifade edeyim. Demek istediğim, yöresel ürünlerde sürekli aynı motif ve aynı kullanım şekillerini görmekten sıkılırım. Son dönem üretim pazen kumaşlar ve benzeri modern tasarımlar dışında, pek çoğunu sıkıcı bulurum. Elbette, yerel kültürleri koruma ve tanıtmanın önemini küçümseyemem ama müzeler ve Avrupa Birliği finansmanlı projeler de bunun için var öyle değil mi? ;) 
dikiş dikmeyi öğrenin

Gelin görün ki ben Gaziantep'te 16. yüzyıldan bu yana üretilen kutnu kumaşını elime aldığımda aşık oldum! Bir arkadaşımın ilkokuldaki folklör müsamerelerimizi anımsattığını söylemesi üzerine, bu güzelim kumaşla bugüne kadar yapılmış çarık, yelek, şalvar vb. ürünler gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti. Ama benim elimde tuttuğum küçücük kumaş parçası öyle renkli, öyle albenili, öyle şahane bir potansiyel doluydu ki, onu belime sarıp türkü çağırmaktan çok daha farklı hayallere daldım. 

Şimdi bazılarınız bıkbık etmeye başlayabilir. Ne halk oyunlarını küçümsüyorum, ne de el emeği yöresel ürünleri. Ama kabul edin; bu şahane malzemeleri döne dolaşa en klişe, en sıkıcı şekillerde kullanmak gerçekten emeğe yazık. Yani kaçınız evde yöresel çarıklarla dolaşıyorsunuz Allah aşkına?! 
Elimdeki kumaştan keşke 1 metre daha fazla olsaydı. Ama modern kesim elbisemi tasarlarken bir karış kumaşla yetinmek zorundaydım.  Kutnuyu kullanırken yaşadığım bir diğer zorluk da kumaşın dokunma şeklinden dolayı ortaya çıkan narinliği idi. Yani bu kumaşı giyim malzemeleri için kullanırken dikişlerin atması, kumaşın akması riski büyük ölçüde var. Peki bu zorluklar bizi bu güzelim kumaşın pırıltılı potansiyelini ortaya çıkarmaktan alıkoymalı mı? Elbette hayır!

Bu uzun girizgahtan sonra benim çözdüğüm kadarıyla kutnu kumaşını elbise tasarımlarınızda kullanmak için yapmanız gerekenleri aktaracağım. 

HAZIRLIK:
Önceki yazıda aktardığım üzere, Antep şivesinin bilmecesini çözmek için verdiğim büyük uğraşlar sonucunda öğrendim ki kutnunun dokuma özelliğinden dolayı kullanmadan önce soğuk suda 2 kez yıkanması gerekiyor. Bir leğene soğuk su ekleyip içinde kısa süre beklettiğiniz kutnuyu fazla sıkmadan durulamalı, bu işlemi 2 kez yaptıktan sonra kuruması için askıya genişçe asmalısınız. Buraya kadarki uygulamalar bana verilen kesin talimatları içeriyor. Bundan sonrası benim uydurduğum adımlardır. 
kutnu kumaşını dikerken dikkat edilmesi gerekenler
ESNEK DÜZ DİKİŞ:
İlk etapta kalıbına göre kestiğiniz kumaş parçalarını, kumaşa zarar vermeyecek bir şekilde düz dikiş ile birleştirebilirsiniz. Dikiş makinasında mümkünse penye iğnesi vb. ince iğne kullanmaya dikkat edin. 
kendi elbiseni kendin dik

DİKİŞ YERLERİNİ KUVVETLENDİRME:
Kutnunun makina dikişinde atmaması için şerit tela kullanmalısınız. Şerit telanız yok ise, benim yaptığım gibi, mevcut telanızı ince ve düzgün bir şerit halinde kesebilirsiniz. Telayı seçerken tek tarafının yapışkanlı olma özelliğine dikkat etmeli ve yapışkanlı yüzeyi kumaşa doğru gelecek şekilde iğnelemelisiniz.
Ben teyel adımını genelde pas geçerim. Fotoğraflar sizi yanıltmasın. Teyel dikişiyle çalışmak size daha rahat geliyorsa, doğrudan iğneleyerek dikmek yerine el dikişiyle teyel yapın. Benim gibi tembel terzi iseniz, dikiş makinasını düzgün kullanmak için ekstra dikkat göstermelisiniz. 
Fotoğraflardan fark ettiyseniz önce iki parçayı düz dikişle birleştirip, ardından şerit telayı, dikiş çizgisini tam ortalayacak şekilde önceki dikiş çizgisinin üzerinden dikebilirsiniz. 

OVERLOK / SÜRFİLE:
Düz dikişi tamamladıktan sonra, telaların üzerinden bir de overlok dikişi yaptınız ve dikiş yerlerini özenle ütülediniz mi giysiniz yeme de yanında yat tadında bir kıvama ulaşacaktır. 
PAÇALAR:
Aynı işlemi kol / etek vb paçasına da uygulayabilirsiniz. Tela ile güçlendirip, overlok / sürfile dikişiyle kapattığınız kenarları tek kat olarak içe katlayıp misler gibi kol/etek ucu görüntüsü elde edebilirsiniz. 
SON ADIM:
Elbette son adımımız kendi tarzımıza uygun takılar ve çarpıcı özgüvenimizle  iş - arkadaş çevrelerimizde süzülmektir. Gerekiyorsa, anlamlı/anlamsız pozlar verip, çevrenizdekilere de pırıltı saçabilisiniz ;-)
modern tasarım yöresel kumaşlar