Paylaş

ÖĞREN ÇEKİRGE

Bir nevi dikiş referans kitapçığı!

KENDİN DİK DOLABI

Kendin Dik Dolabına Göz Atın!

GEZGİN TERZİ NOTLARI

Dünyaya Turist Gözleriyle Bakan Yazılar

22 Eylül 2014

Eveeet biliyorum... KendinDik.Com sitesi açıldığından bu yana siteden hiç bu kadar uzak kalmamıştım. Ancak hayatım da son 2 yıldır hiç olmadığı kadar acayip ilerliyor bu aralar. 

Yukarıdaki kozmik şakacının benim için epey eğlenceli planları varmış bu aralar meğerse. Aslına bakarsanız yakın zamana kadar şakalarının çoğuna gülebilmiş değildim. 
Sitesini bana bıraktığı yorumlardan bulduğum Shadoweyes On the Way isimli güzel sitede daha önce nasıl olduysa hiç okumadığım bir şiir gördüm Mevlana'ya ait. Şiirin son dizeleri şöyle seslendi bana:


Öyle garip bir dünya, 
Olmaz dediğin ne varsa olur. 
Düşmem dersin düşersin.
Şaşmam dersin şaşarsın. 
En garibi de budur ya; 
Öldüm der durur, yine de yaşarsın... 

Bunu okur okumaz başladım gülmeye :)) Stresten yere yapışmış bir haldeyken, başladım gülmeye... 

Ve sonra herşey değişmeye başladı. İşler sakince yoluna girmeye koyuldu. Daha yeni temposuna alışamadığım heyecan verici bir projeye başladım. Dikiş projesi değil bu sefer ;-) Elbette yeni düzene alışmak için biraz daha zamana ihtiyacım var. Elbette yeni işim için 3 günde yepyeni bir gardrop diktim :))) Yeni gardrobun müsebbibi yeni iş gibi görünse de, aramızda kalsın ama son zamanlarda aldığım kilolar sebebiyle eski iş kıyafetlerime giremez olmuştum ;-)

Diyeceğim o ki, laf birikti. Projeler fotoğraflanamadan giyilmekten eskidi. Ama sahnelere dönmem yakındır. Spontan yazılar olmasa da iş düzeni içinde belli aralıklarla yazılar yayınlamaya başlayacağım yakında. 

Unutmadan söyleyeyim: Bu süre zarfında yapacağım ilk iş Bluz/Gömlek dosyasını yeniden düzenlemek olacak. Çok sayıda yorum geldi. Google'ın azizliğine uğramış fotoğraflar kaybolmuş. Hepsini yeniden yerine yükleyip, yeni bir dosya olarak yayınlayacağım ilk fırsatta. 

Özel gelen yorumlara hiç yanıt veremiyorum arkadaşlar. Lütfen kusura bakmayın. Bir süre daha bu artistlik irtifasında uçmaya devam edeceğim. 

Arayıp soran, neden sesin çıkmaz oldu diye mesaj atan herkese ayrıca kucak dolusu öpücükler. Harikasınız! Desteğinizi hissetmek harika bir duyguydu bu sürede. 

Hadi İrem kaçar. En kısa sürede görüşmek üzere! 

05 Eylül 2014

Uzuuun bir aradan sonra nihayet söz verdiğim yazlık bluz yapımı için fotoğraflarımı tamamladım. Gerçi yaz da bitmek üzere ama olsun. Bu altın değerindeki bilgiler, akıllı kadınlar tarafından mutlaka bir sonraki yazda kullanılmak üzere kavanozlanarak salçaların yanına yerleştirilecektir ;)
tişört dikişi


Bu basit bluz / üst parça dikişi için çok az şeye ihtiyacınız var. Hemen sıralayayım:
1- Az bir dikiş bilgisi (yeni başlayanlar için harika bir dikiş pratiği olacaktır)
2- Az bir motivasyon 
3- Güzel bir fon müziği
4- Beden ölçülerinize oranla 1 metre penye kumaş 
5- Penye iğnesi

İşte bu son derece komplike bluzun kalıp ölçüleri:


penye dikiş adımları



1- Önce kalça genişliğinizi hesaplayın
2- Ardından göğüs çevrenizi ölçün
3- Kalçanızın ölçüsünü aldığınız yer ile göğüs çizgisi arasındaki mesafeyi hesaplayın (ben bunu elbise yaparım, havamı da basarım diyenler bile kalça ölçüsü hesabını yapmalı)
4- Kalça - göğüs ölçüsü = aradaki farkı bulun. - Bu fark çok fazla ise bile 2 parmak ölçüsünü geçmemeli. Tecrübeyle sabittir, sonra kol altı çok fazla açılıyor. 
5- Göğüs çizginiz ile omuz arasındaki mesafeyi hesaplayın. Kaç cm çıktıysa katlama payı için + 5 cm daha ekleyin. Ortalama 22 - 25 cm uzunluk işinizi görecektir.

Aldığınız göğüs / kalça ölçülerini ön ve arka parçalara ayıracağımız için ikiye bölmeniz gerekir. (ör: Kalça ölçüsü 90 cm / 2 = 45 cm)

Penye dikişlerinde ölçülerimizi dikiş payı eklemeden kullanırız. 

Tüm bu ölçüleri çıkardıktan sonra, oldukça komplike kalıbımız şu şahane çizimdeki gibi görünecektir:

Kalıbımız son derece detaylı olduğundan, arzu ederseniz kalem ve cetvel yardımıyla bunu doğrudan kumaşınızın üzerine çizebilirsiniz. Kumaşın üzerinde çizim yaparken açık renkli bir kumaş kullanıyorsanız benim tembel terzi kalemi olarak adlandırdığım şahane bir ürünü tavsiye edeceğim. Arzu ederseniz bu ürün Tuhaf Tuhafiye'de bulunuyor. Linki budur: Tembel terzi kalemi
dikiş malzemeleri online tuhafiye



Yukarıda kalıp çıkarma adımlarında söylediğim bir detayı tekrar edeceğim. Kol oyukluğunu fazla verirseniz, bluzu kullanırken sıkıntı çekersiniz. Kumaşın jarse özelliğinden dolayı o oyukluk açıldıkça açılıp sizi sinir edecektir. Benden söylemesi...



Kumaşımızı kestikten sonra dikiş makinasını hazırlamaya geçebiliriz. Masuralarınızı uygun renkli iplikle sarıp, iğnenizi bir penye iğnesiyle değiştirmelisiniz. Yine şiddetle tavsiye edeceğim bu malzeme, sadece penyeleri değil, esnek her türlü jarse, ipek, saten vb kumaşları da zımba gibi dikecektir. Mutlaka dikiş malzemeleriniz arasında bulunmalı. Bu iğnelerin en standardı Singer'in 90/14 kalınlığındaki iğnesidir. Bu ürünü kendi çevresinde bulamayanlar ya da çarşı / pazar gezip alışveriş yapamayacaklar için müessesemizden dev hizmet burada.


penye iğnesi satış

İğneyi de taktıktan sonra makinaları penye ayarına getirmelisiniz. Bu ayar hemen her marka makinada düz dikişe benzeyen 3 düz dikiş çizgisiyle gösterilir. Benim makinamda düz dikiş işaretinin yanındaki mavi çizgilerde olduğu gibi. Pfaff'ta ise doğrudan ayrı bir stretch ayarı olarak gösteriliyor. 


dikiş ipuçları jarse dikişi


Makinamızı da ayarladıysak, ön ve arka parçaları kol oyukluğuna kadar yavaşça dikmeye başlayabiliriz. Bu penye ayarı biraz daha sıkı bir dikiş olduğundan, makinanızın hızını biraz yavaş tutmakta fayda var. Hata ihtimalini azaltmış olursunuz. 

penye nasıl dikilir


Yan dikişler tamamlandıktan sonra kol oyukluğu ve yaka katını yapmaya geldi sıra. Kenarları düz dikişle kapatmadan önce uçlara sürfile / overlok dikişi yapabilirsiniz. 

Kol oyuklarını düz dikişle düzgün şekle getirdikten sonra kurdela geçireceğimiz yaka katını hazırlıyoruz. Bunun için aşağıdaki fotoğrafta iğnelerin tutturulduğu hizayı dikmeniz yeterli. Kenarları boş bırakmalısınız ki daha sonra oradan kurdela geçirebilelim.
kolay dikiş çalışmaları


Bu bluza hava veren en önemli, hatta belki de tek unsur, gösterişli bir kurdela. Kurdelanın takılma şekline göre de her seferinde farklı bir bluz görünümü elde edebilirsiniz. 

Kurdelayı yandan düğümlemek çok kolay ve cazip bir çözüm olmakla birlikte, bende ortaya çıkan şeker kız havasının yaş itibariyle akide şekeri yumuşaklığında olacağını düşündüğümden, kurdelayı arkadan bağlamayı tercih ettim. Bunun için de ense hizasının tam ortasından ve sadece tek katta kumaşa minik bir delik açtım. Kumaş penye olduğundan etrafını dikişle kapatmama gerek kalmadı. Eğer başka türlü bir kumaş kullanacaksanız, mutlaka el dikişiyle de olsa deliğin çevresini sürfile dikişiyle sağlamlaştırmalı, kumaşın sökülmesinin önüne geçmelisiniz. 



Kurdelayı da taktıktan sonra işlem tamam!  


Bu bluzdan 3-4 tane yaptım. Zaten yarım saatte bitiyor. Her seferinde farklı kurdela kullandım. Standart kurdela değil, saten kumaştan yaptığım kendi kurdelalarımı diktim. Onun yapılışını bilmeyenler için de dikiş ipuçlarını başka bir yazıda anlatacağım. 

Şimdi, bir önceki zihin açıcı yazıda anlatmış olduğum gibi (bkz: Prensesler Gibi), eğer kurdelanızı upuzun tutarsanız arkanızdan fıldır fıldır gezen, bünyenizde prenses etkisi yaratan bir giysi elde edersiniz. Hatta uzunluğuna göre kurdelayı öne dolandırıp fular havası bile verebilirsiniz.



Uzunluğu nasıl olursa olsun, kurdelanın kalınlığını geniş tutmanızı tavsiye edeceğim. Bu sayede bluzunuzun yakası feci havalı gözükecektir!

Ortalama 30 dakikalık bir dikiş ve 3-5 TL'lik bir maliyetle harika bir yaz kıyafetiniz oldu bile! ;-)
tasarım penye bluz

Ben kurdela yapmasını bile bilmiyorum diyenler için istek parçamızı bir sonraki yazıda çalacağız; unutmayın ;) 


Hepinizi öpüyorum kocaman!

24 Ağustos 2014

kolay bluz yapımı, penye bluzlar, irem sunar özat


PRENSESLER GİBİ

- Yavrum Elif, nasılsın kızım görmeyeli? Nasıl gidiyor evlilik?

- Çok teşekkür ederim Leyla Teyzecim. Evim, işim çok iyi gidiyor. Mutluyum. Prensesler gibiyim çok şükür. 

- Ay evladım öyle deme. O prenses gibi hayatlar hiç dışardan bakılıp da imrenilecek gibi değil yavrum. Senin dediğin Pamuk Prenses değil mi? Kolay mı 7 tane adamın derdini sırtlanmak? Kirlisi var, huysuzu var. Ben bir adamın işine zor yetişiyorum. Evimin işin geçtim. Her gün yeni gömlek istiyor uğursuz! Bir gün de otur kendin yap bakalım o gömlek ütüsünü? Bakalım kaç tane yapmaya canın yetişecek! O Pamuk Prensesi de geçenlerde komşudan duydum. "Yetti, bıktım artık" diyormuş. "Şöyle bir vursam kafayı vallahi kaldıramayacağım kendimi yataktan" diye ağlıyormuş.  

basit bluza hava katan detaylar- Yok vallahi Leyla Teyzeciğim. Öyle prenses değil. Gerçekten mutluyum ben. Prensesler gibi derken, yani çok iyi hissediyorum kendimi; saray soylusu gibi rahatım demek istemiştim. 

- Amaan güzel kızım. Şan, şöhret, ünvan hepsi laf bunların. İnsanın bahtı güzel olacak. Bizim bir Halime Hanım vardı. Saray yavrusu gibi döşediydi evini. Hepimiz bakar bakar gıpta ederdik. Hilton banyo muydu neydi, ilk onun evinde gördüydük tuvalete mobilya konulduğunu. Öyle zengin idi vaktinde. Ne zaman altın gününde sıra ona gelse, daha bir özenli giyinirdik hepimiz. Saray gibi eve yaraşmaya mı gayret ederdik bilmem. O varlık içinde insan misafirini daha bir gösterişli ağırlar diye beklersin değil mi? Nerdeee… Koyardı pişileri önümüze; daha ilk tabaktan tıkanırdık! Öyle zenginlik mi olur?! Birkaç çeşit kanepe falan yap en azından misafirlerine. Geçenlerde gördüm zaten, evi satıyorlarmış. Adam gizli gizli kumar borcu yapmış. Amaan, evlerden ırak olsun öyle varlık…
kendin dik blog- Yani aslında benim demek istediğim, biz bize yetiyoruz çok şükür. Öyle ne kazanıyorsak onu yiyoruz Leyla Teyzeciğim. Mutluyuz çok şükür. 

- Biz bize yeteriz deme yavrum! Aman sakın! Öyle onu beğenmem, bunu beğenmem diye diye yapayalnız kalırsın şu hayatta. İnsan insana muhtaçtır. Öyle kendini içine kapatırsan içten içe kemirir dertler seni sonra. Bizim bir Gül Hanım vardı rahmetli. Ser verir sır vermezdi kendiyle ilgili. Ne zaman görsen adı gibi gül yüzlü derdin. Hep güler, ne zaman sorsan "İyiyiz çok şükür" der, başka da birşey demezdi. Kimseyle bir derdini paylaşmadı da ne oldu sanki… O da öldü gitti bir gün. 

- Hastalanmış mı? 

- Yok… Trafik kazası…

- Aslına bakarsan Leyla Teyzeciğim, elbette bizim de kendimize göre sıkıntılarımız oluyor zaman zaman. Hangi evin derdi yok ki? Ama biz üstünde durmuyoruz. Çok şükür mu…

- Ha şöyle desene yavrum! Dur ben bir çay koyayım hemen. Sen üzme canını, Leyla Teyzenden hiç laf çıkmaz...


tasarımcı blog
Başım kalabalıktı bu aralar. Bir süredir yeni yazı çıkamadı. Epeydir yanıt bekleyen yorumları da yavaş yavaş yanıtlayacağım. Benden cevap bekleyenler, havamdan değil vakitsizlikten yanıtlayamadığımı bilsinler ;)

Hadi bakalım. Yaz bitmeden herkese bu penye bluzlardan yaptırıyorum. Yapması çok kolay, çeşitlendirmesi çok zevkli.

Toplayın jarse kumaşları. Bir sonraki yazıda bu basit bluzun yapım aşamalarını 
anlatacağım

Leyla Teyzeye söylemeyin ama, upuzun da bıraktınız mı kurdelasını, kendinizi prensesler gibi hissedeceksiniz; garanti! ;-)


07 Ağustos 2014

Ot, su, yulaf… Dikiş dikmenin ardından, hayatta en sevdiğim egzersiz çeşidi olan yemek yemenin azıcık abartılması sonucunda hayatıma giren yeni üçlü.

Ot, su, yulaf… Hani insanoğlu her zaman daha iyiye, daha ileriye evrilirdi? İnek miyim ben?

Ot, su, yulaf… 30'larıma kadar ne güzeldi hayat! 2 akşam yemek yemeyeyim hemen iniverirdi kilolar. Adaletin bu mu dünya?!
***
Kilo alımımın önlenemez yükselişi sonucunda, kış başında hayatımda ilk kez diyetisyene gitmeye karar verdim. Diyetisyenin benim için büyük hayalleri vardı. 3 ayda uçacak, 5 ayda kaçacaktım. 

Günler günleri, haftalar haftaları kovaladı. Diyetisyenin sıkı denetiminde geçirdiğim 4 ayın ardından, kaybetmiş olduğum dolu dolu 4 kiloyla birlikte tombalak hayatıma geri döndüm. 
Neymiş? Daha fazla kilo vermem için spor da yapmam gerekirmiş.  Bu mudur?
Neymiş? En güzel spor yürüyüşmüş. Bu bozkırda deniz kıyısı var mı şöyle keyif keyif yürüyecek? Her ne kadar yüce gönüllü belediye başkanımız sık aralıklarla "Hayaldi, gerçek oldu. Ankara'ya deniz geldi!" minvalinde onlarca belediyecilik başarısına imza atmış olsa da, benim doğuştan deniz tuzu kokan ruhum bir türlü ferah yer bulamıyor yürüyüş yapmak için. 


Hal böyle olunca, yeterince koşuşturmacalı ve yer yer stresli hayatımdaki tek eksiğin koşu bandı olduğuna karar verdim. Satın alırken yapılan tüm uyarıları haklı çıkartır şekilde, o da kısa sürede havaleli bir elbise askısı olarak varlığını sürdürmeye başladı.

Ama yenilgiyi kabullenmem hemen olmadı tabii. Örneğin, kendime rahat ev kıyafetleri yapayım, taytlarımın üstüne tünik misali giyeyim dedim. 
dikiş tasarım blog

Pek çoğunuzun birkaç ay önce düzenlemiş olduğum dikiş etkinliğinden hatırlayacağı üzere (bkz. "HEYECANLI ÇEKİRGELERİZ BİZ "), basit bir bluz kalıbının farklı şekillerini yapmaya çalışırken, arada bir de rahat bir tünik dikmeye karar vermiştim.baykuş desenli
Şaşkın bakışlı baykuşların ev sahipliğindeki emprime kumaşı siyah ketenle dengeleyeyim istedim. Rahat battığı için de siyah ketenleri katlamalı şekilde yapayım tam olsun dedim. Kalıpta yaptığım değişikliklerin dikiş açıklamalarını başka bir yazıda paylaşırım. Şimdi derdim başka benim.

Diyorum ki, ipin ucunu kaçırdım. Fazla kilolar aldı başını gidiyor. Şişkin şişkin gezme hissinden içim şişti! Hal böyle olunca, döndüm rejimin temel prensiplerine. 

Ot, su, yulaf... Hani - deniz, rakı, balık - gibi, ama onun yürek burkan benzeri. 
Ot, su, yulaf... Spora duyduğum ilgi yukarıdaki animasyon ciddiyetinde olduğundan, gelsin bakalım tabak tabak.
Ot, su, yulaf... Geçer mi böyle hayat?!
irem sunar özat









04 Ağustos 2014

Kendi kıyafetlerimi öğrenmeye başladıktan kısa bir süre sonra başka bloglarda ve hazır giyim ürünlerinde gördüğüm overlok dikişine hayran hayran bakmaya başlamıştım. Kendime bir overlok makinası almadan önce de dikiş işinde epey uzmanlaşmam gerektiğini düşünüyordum. Yanılmışım

Şimdi size öyle bir gaz yazısı yazacağım ki, halihazırda kendisine overlok makinası alacak bütçesi olmayan dikiş tutkunlarından şimdiden özür diler, tez zamanda iyi bir overlok makinası için kenara para ayırmalarını tavsiye ederim. 
overlok makinası önerileri

Piyasada bulunan ev tipi overlok makinalarının büyük bölümü hem sürfile dikişi hem de reçme yapabilen makinalardan oluşuyor. Sadece sürfile dikişi için niye kocaman bir makina alayım diye düşünebilirsiniz. Overlok makinamdaki kullanım hatasını çözdükten ve makinayı hakkıyla kullanmaya başladıktan kısa bir süre sonra anladım ki, bu güzide alet dikiş keyfinizi 4'e katlayıp, elinizdeki işi bitirme sürenizi yarı yarıya azaltıyor. Nasıl mı? İsterseniz konuya en başından başlayayım...

Karikatür için "Bayan Yanı" isimli mizah dergisine teşekkürler ;)




Bazılarınızın hatırlayacağı üzere yaklaşık 4 ay önce çiçeği burnunda iş girişimim olan Tuhaf Tuhafiye'den elde ettiğim ilk kazanç ile, epeydir almaya niyet ettiğim overlok makinası için piyasa araştırması yapmaya başladım. Hangi makinayı almalıyım diye sorduğum bir soruya birbirinden değerli onlarca yorum ve görüş geldi. Farklı makinalara ilişkin değerlendirmeleri bulabileceğiniz (yorumlar kısmını dikkatli okuyunuz) yazı bu adreste: "Size Bir Sorum Var".

Tüm yorumları okuduktan sonra Pfaff'ın Hobbylock 2.5 isimli modelini almaya karar verdim. İnternetten satın aldığım için mağazaya gidip de ürünün kullanımını öğrenme gibi bir hizmet alamadım. Zaten mağazaya gidip almaya vaktim olmadığı için internetten sipariş vermiştim. 

Birkaç yıldır dikiş dikme konusunda ortaya koyduğum insanüstü becerilerden cesaretle, kitapçığında belirtilen adımları takip ederek overlok makinasını kurdum. Fakat ortaya çıkan sonuç benim hayallerimi süsleyen overloklardan dalga dalga farklıydı! İşte böyle:



İplik ayarlarıyla nasıl oynarsam oynayayım bir türlü bu hatayı düzeltemiyordum. Acil site üzerinden bir yazı daha yazdım. Gelen onca yardımcı yoruma rağmen mümkün değil düzeltemedim bu dalgaları. Benim bu konuda yeteneksiz olmam mümkün olmadığına göre kesin makinada bir hata olmalıydı! 

Birkaç hafta sonra başlayan Kendin Dik Atölyesi'ne sponsor olan firmanın temsilcisi ve giyim alanında diplomalı öğretmen olan sevgili Çiğdem Hanım'a götürdüm makinayı. Benim iplikleri yerleştirmemi görür görmez başladı gülmeye. Meğer ben her işi düzgün yapıyormuşum ama iplikleri makinaya yerleştirmeden önce alttaki fotoğrafta dik duran tutma kolunun altından değil, üstünden geçiriyormuşum. Daha doğrusu ben makinayı taşımak için ilk kez kaldırdığım kolun iplik yolunu engellediğini hiç akıl edememiştim :)) Sorun sadece bu kadar basit ve saçmaymış anlayacağınız. 
pfaff overlok makinası


Sorunumu çözdükten sonra kim tutar beni! Evdeki herşeyi overlokladıktan sonra hızımı alamayarak önüme çıkan heryeri overloklama isteği kabardı içimde. Bir giysiyi dikerken en uzun zamanı alan iç dikişler saniyede tamamlanıverdi. En zor kumaşlar kalıp gibi dikilmeye başladı. İç dikiş, etek ucu vb. dikişlerde en vakit alıcı işlerden biri olan fazlalıkları kesme işlemi de hızlıca bitti. Makinanın bıçakları öyle iyi ki, havuç koysanız doğrar. O derece! :D
reçme makinası önerileri
İç aksamı minik bir labirenti andıran iplik geçirme yerleri, kullandığım iplik rengini değiştirmem gerektiğinde başlarda bana çok zahmetli gelse de, kısa sürede onun da kısayolunu öğrendim. Benim gibi Amerika'yı kendi başına keşfedecek olanlara bir minik desteğim olsun bu ipucu:

İplikleri iplik yoluna girmeden önce kesip, yeni konulan ipliklerle düğümleyin.

Ardından düğümlü kısımdaki fazla iplikleri, düğüm açılmayacak şekilde ancak mümkün olduğunca kısa kesin ve yeni iplikler iğnelerden geçip, iğnenin olduğu kısımdaki iplik zinciri yeni renklerle yapılır hale gelinceye kadar boş dikiş dikin. Boş dikiş derken kastım kumaşı yerleştirmeden dikiş yapmanız. Zaten overlok makinalarında - dikiş makinalarının aksine - kumaş üzerinde dikişe geçmeden önce ve geçtikten sonra 5-8 cm'lik iplik zinciri oluşturmanız gerekiyor(muş). 
overlok makinası nasıl kullanılır

Bu kadarlık bilgi bile benim herşeyi overloklama heyecanına kapılmama yetti. Dar dikiş, geniş dikiş, 3 iplik, 4 iplik derken daha reçme manevralarına geçmeden bile dünya kadar iş hallettim. 
dikiş blogları öneriler

kolay dikiş teknikleri


"Dikiş dikme benim için 2 günlük heves değil" diyen herkese tez zamanda overlok makinası almasını tavsiye edeceğim. Tecrübeli terzilerin değil, bilhakis dikiş dikmeyi orta karar bilenlerin işine gelecek bir icatmış kendileri. 

Kendi başıma overlok makinasının özelliklerini çözmeye çalışırken yabancı bir sitede şu muhteşem kaynağa denk geldim. Overlok makinasını kullanmayı bilenlerin dahi incelemesini tavsiye edeceğim bir pratiklikte hazırlanmış animasyonlar var içinde. Seçtiğiniz makinaya göre üst menüde 2-stitch, 3-stitch, 4-stitch (2 iplikli, 3 iplikli, 4 iplikli) seçeneklerinin altında 6-7 tane daha farklı dikiş seçeneklerine göre nasıl sonuçlar alınacağını gösteriyorlar. İngilizce bilmiyorsanız dahi, ekran üzerindeki iplik ikonlarına tıklayarak farklı dikiş seçeneklerini inceleyebilirsiniz. 
http://www.pfaff.com/mediafiles/Overlock%20line%202009/Threading%20guide/Pfaff/index_en.html

Benden bu kadar. Hepinize bol overloklu günler dilerim :D 

31 Temmuz 2014

Evet... Bayram tatili telaşından duymayan var ise bir de ben aktarayım. Beren Saat - Kenan Doğulu çifti 27 Temmuz 2014 günü Los Angeles'ta evlendi. 

Bugüne kadar en sansasyonel magazin haberlerini dahi "Hıh hıhhh..." düzeyinde tepkiyle geçiştirmeye alışkın bu gözler, Beren Saat'in gelinliğini gördüğü anda birden parlayıverdi. 

Hızlıca gerekli araştırmalar yapıldı ve Malibu sahillerinde yapıldığı anlaşılan düğündeki nefis tasarım detayları KendinDik.Com okurlarıyla buluşturulmak üzeri kollar sıvandı. 

Bu kareyi bu kadar güzel yapan şey çiftin birbirine duyduğu aşk mıdır, Kenan Doğulu'nun buz mavisi damatlığıyla bir anda klasik düğün fotoğraflarına getirdiği bambaşka hava mıdır, Beren Saat'in şahane gelinliği midir yoksa onun su gibi güzelliği midir karar veremedim. 

Mira Zwillinger imzalı gelinlik sade inci takılar ve dikkat çekici bir şapkayla tamamlanmış. Bu güzel çifte mutluluklar dileyip, bizde esas merak uyandıran konuya geçiyoruz. 

Açıkçası daha önce adını duymadığımı itiraf etmek zorundayım bu tasarımcının. Özellikle gelinlik ve gece kıyafetleri konusunda ün yapmış bu ismin bir başka hoşuma giden yanı da gelinliklerini sadece askı kalınlığındaki mankenler üzerinde değil, müşterisi olan gelinler üzerinde de fotoğraflayıp paylaşması. Ben çok sevdim. Sizlerle de paylaşmak istedim. 

İşte size gerçek gelinlerin düğünlerinden kareler eşliğinde Mira Zwillinger tasarımları...

Sizin favoriniz hangisi? ;)















Mira Zwillinger hakkında daha fazla bilgi almak için: http://www.mirazwillinger.com/



26 Temmuz 2014

Zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Dünyanın birçok yerinde günlük haber rutini olarak geçiştirilen olaylar, bizim hayatımızın bir parçası durumunda neredeyse. 
Taraflı ve çıkarcı yayınlarını dinlemek, daha da önemlisi çocuğuma dinletmek istemediğim için çoğu zaman oğlan ayaktayken haber kanalı açılmaz evimizde. Yine de Türkiye'de yaşıyor olmasından dolayı hayatın kaçınılmaz bazı gerçekleriyle burun buruna yaşıyor 5 yaşındaki oğlum da. Yolda giderken yaşıtı olan Suriyeli kaçak mültecilerle karşılaşıyor mesela. Biz tertemiz kıyafetlerimizle yanlarından geçip giderken, en son ne zaman vücutlarına su değmiş olabileceğini düşünüyorum ya da gece nerede yattıklarını. 

Savaş ve acının bu coğrafyanın değişmez kaderi olduğunu kabul etmek istemiyorum. Çığ gibi artan nefrete nefretle karşılık veremiyor içim. 

Dilek hakkımı tek birşey için kullanmak istiyorum bu bayramda. Herkesin kalbinde sevgiye daha fazla yer açmasını diliyorum.  Kalbim Filistin'de atıyor bu aralar. Tüm sevgi dolu dualarım Filistin'e gidiyor. Elle tutulur somutluktaki nefret dalgasına nefretle karşılık veremiyorum. 

Dünyanın birçok yerinde her an birbirinden acımasız olaylara maruz kalan insanlar var. Gördüklerimize üzülüp, görmediklerimizi umursamamazlık edemiyorum. Bu benden, o benden değil ayrımını insanlığıma yakıştıramıyorum. Her insanın varoluşunun bir parçası olan sevgi özüne içinde daha fazla yer açmasını diliyorum.

Kimse için "bunlar hep böyle" diye genelleme yapamam. Yakın tarihimizde kendi ülkemizde yaşadığımız bazı olayları hatırlayınca hiçbirşey için tek bir ırkı suçlama aptallığını gösteremiyorum. Düşüncelerinden ve mezhebinden ötürü Sivas'ta canlı canlı yakılan insanlarımız geliyor aklıma mesela. Herkesin gözü önünde can alanlar başka memleketlerin insanı mıydı? Fırsat bulsalar daha fazlasını da yakmazlar mıydı diye düşünüyorum... Susuyorum. 

Oturup uluslararası platformda olan biteni takip ediyorum. Filistinlilere verdiği destek protestosundan dolayı yaka paça gözaltına alınan İsraillilerin videolarını izliyorum. Dünyanın farklı yerlerinden, farklı dinden, farklı ırktan insanların göz göre göre yapılan bu kıyıma verdiği tepkileri okuyorum. 
Bu sesler az da olsa, eskisi kadar cılız değil artık. En azından insan olarak sevgiye doğru evrildiğimiz yönünde bir umut ışığı görüyorum kendi adıma. Gidecek daha çok yolumuz olsa da...

Bu bayram dilek hakkımı herkesin kalbinde sevgiye ve güzelliğe daha fazla yer açması için kullanıyorum. 


Hepinize iyi bayramlar.