Paylaş

ÖĞREN ÇEKİRGE

Bir nevi dikiş referans kitapçığı!

KENDİN DİK DOLABI

Kendin Dik Dolabına Göz Atın!

GEZGİN TERZİ NOTLARI

Dünyaya Turist Gözleriyle Bakan Yazılar

07 Ağustos 2014

Ot, su, yulaf… Dikiş dikmenin ardından, hayatta en sevdiğim egzersiz çeşidi olan yemek yemenin azıcık abartılması sonucunda hayatıma giren yeni üçlü.

Ot, su, yulaf… Hani insanoğlu her zaman daha iyiye, daha ileriye evrilirdi? İnek miyim ben?

Ot, su, yulaf… 30'larıma kadar ne güzeldi hayat! 2 akşam yemek yemeyeyim hemen iniverirdi kilolar. Adaletin bu mu dünya?!
***
Kilo alımımın önlenemez yükselişi sonucunda, kış başında hayatımda ilk kez diyetisyene gitmeye karar verdim. Diyetisyenin benim için büyük hayalleri vardı. 3 ayda uçacak, 5 ayda kaçacaktım. 

Günler günleri, haftalar haftaları kovaladı. Diyetisyenin sıkı denetiminde geçirdiğim 4 ayın ardından, kaybetmiş olduğum dolu dolu 4 kiloyla birlikte tombalak hayatıma geri döndüm. 
Neymiş? Daha fazla kilo vermem için spor da yapmam gerekirmiş.  Bu mudur?
Neymiş? En güzel spor yürüyüşmüş. Bu bozkırda deniz kıyısı var mı şöyle keyif keyif yürüyecek? Her ne kadar yüce gönüllü belediye başkanımız sık aralıklarla "Hayaldi, gerçek oldu. Ankara'ya deniz geldi!" minvalinde onlarca belediyecilik başarısına imza atmış olsa da, benim doğuştan deniz tuzu kokan ruhum bir türlü ferah yer bulamıyor yürüyüş yapmak için. 


Hal böyle olunca, yeterince koşuşturmacalı ve yer yer stresli hayatımdaki tek eksiğin koşu bandı olduğuna karar verdim. Satın alırken yapılan tüm uyarıları haklı çıkartır şekilde, o da kısa sürede havaleli bir elbise askısı olarak varlığını sürdürmeye başladı.

Ama yenilgiyi kabullenmem hemen olmadı tabii. Örneğin, kendime rahat ev kıyafetleri yapayım, taytlarımın üstüne tünik misali giyeyim dedim. 
dikiş tasarım blog

Pek çoğunuzun birkaç ay önce düzenlemiş olduğum dikiş etkinliğinden hatırlayacağı üzere (bkz. "HEYECANLI ÇEKİRGELERİZ BİZ "), basit bir bluz kalıbının farklı şekillerini yapmaya çalışırken, arada bir de rahat bir tünik dikmeye karar vermiştim.baykuş desenli
Şaşkın bakışlı baykuşların ev sahipliğindeki emprime kumaşı siyah ketenle dengeleyeyim istedim. Rahat battığı için de siyah ketenleri katlamalı şekilde yapayım tam olsun dedim. Kalıpta yaptığım değişikliklerin dikiş açıklamalarını başka bir yazıda paylaşırım. Şimdi derdim başka benim.

Diyorum ki, ipin ucunu kaçırdım. Fazla kilolar aldı başını gidiyor. Şişkin şişkin gezme hissinden içim şişti! Hal böyle olunca, döndüm rejimin temel prensiplerine. 

Ot, su, yulaf... Hani - deniz, rakı, balık - gibi, ama onun yürek burkan benzeri. 
Ot, su, yulaf... Spora duyduğum ilgi yukarıdaki animasyon ciddiyetinde olduğundan, gelsin bakalım tabak tabak.
Ot, su, yulaf... Geçer mi böyle hayat?!
irem sunar özat









04 Ağustos 2014

Kendi kıyafetlerimi öğrenmeye başladıktan kısa bir süre sonra başka bloglarda ve hazır giyim ürünlerinde gördüğüm overlok dikişine hayran hayran bakmaya başlamıştım. Kendime bir overlok makinası almadan önce de dikiş işinde epey uzmanlaşmam gerektiğini düşünüyordum. Yanılmışım

Şimdi size öyle bir gaz yazısı yazacağım ki, halihazırda kendisine overlok makinası alacak bütçesi olmayan dikiş tutkunlarından şimdiden özür diler, tez zamanda iyi bir overlok makinası için kenara para ayırmalarını tavsiye ederim. 
overlok makinası önerileri

Piyasada bulunan ev tipi overlok makinalarının büyük bölümü hem sürfile dikişi hem de reçme yapabilen makinalardan oluşuyor. Sadece sürfile dikişi için niye kocaman bir makina alayım diye düşünebilirsiniz. Overlok makinamdaki kullanım hatasını çözdükten ve makinayı hakkıyla kullanmaya başladıktan kısa bir süre sonra anladım ki, bu güzide alet dikiş keyfinizi 4'e katlayıp, elinizdeki işi bitirme sürenizi yarı yarıya azaltıyor. Nasıl mı? İsterseniz konuya en başından başlayayım...

Karikatür için "Bayan Yanı" isimli mizah dergisine teşekkürler ;)




Bazılarınızın hatırlayacağı üzere yaklaşık 4 ay önce çiçeği burnunda iş girişimim olan Tuhaf Tuhafiye'den elde ettiğim ilk kazanç ile, epeydir almaya niyet ettiğim overlok makinası için piyasa araştırması yapmaya başladım. Hangi makinayı almalıyım diye sorduğum bir soruya birbirinden değerli onlarca yorum ve görüş geldi. Farklı makinalara ilişkin değerlendirmeleri bulabileceğiniz (yorumlar kısmını dikkatli okuyunuz) yazı bu adreste: "Size Bir Sorum Var".

Tüm yorumları okuduktan sonra Pfaff'ın Hobbylock 2.5 isimli modelini almaya karar verdim. İnternetten satın aldığım için mağazaya gidip de ürünün kullanımını öğrenme gibi bir hizmet alamadım. Zaten mağazaya gidip almaya vaktim olmadığı için internetten sipariş vermiştim. 

Birkaç yıldır dikiş dikme konusunda ortaya koyduğum insanüstü becerilerden cesaretle, kitapçığında belirtilen adımları takip ederek overlok makinasını kurdum. Fakat ortaya çıkan sonuç benim hayallerimi süsleyen overloklardan dalga dalga farklıydı! İşte böyle:



İplik ayarlarıyla nasıl oynarsam oynayayım bir türlü bu hatayı düzeltemiyordum. Acil site üzerinden bir yazı daha yazdım. Gelen onca yardımcı yoruma rağmen mümkün değil düzeltemedim bu dalgaları. Benim bu konuda yeteneksiz olmam mümkün olmadığına göre kesin makinada bir hata olmalıydı! 

Birkaç hafta sonra başlayan Kendin Dik Atölyesi'ne sponsor olan firmanın temsilcisi ve giyim alanında diplomalı öğretmen olan sevgili Çiğdem Hanım'a götürdüm makinayı. Benim iplikleri yerleştirmemi görür görmez başladı gülmeye. Meğer ben her işi düzgün yapıyormuşum ama iplikleri makinaya yerleştirmeden önce alttaki fotoğrafta dik duran tutma kolunun altından değil, üstünden geçiriyormuşum. Daha doğrusu ben makinayı taşımak için ilk kez kaldırdığım kolun iplik yolunu engellediğini hiç akıl edememiştim :)) Sorun sadece bu kadar basit ve saçmaymış anlayacağınız. 
pfaff overlok makinası


Sorunumu çözdükten sonra kim tutar beni! Evdeki herşeyi overlokladıktan sonra hızımı alamayarak önüme çıkan heryeri overloklama isteği kabardı içimde. Bir giysiyi dikerken en uzun zamanı alan iç dikişler saniyede tamamlanıverdi. En zor kumaşlar kalıp gibi dikilmeye başladı. İç dikiş, etek ucu vb. dikişlerde en vakit alıcı işlerden biri olan fazlalıkları kesme işlemi de hızlıca bitti. Makinanın bıçakları öyle iyi ki, havuç koysanız doğrar. O derece! :D
reçme makinası önerileri
İç aksamı minik bir labirenti andıran iplik geçirme yerleri, kullandığım iplik rengini değiştirmem gerektiğinde başlarda bana çok zahmetli gelse de, kısa sürede onun da kısayolunu öğrendim. Benim gibi Amerika'yı kendi başına keşfedecek olanlara bir minik desteğim olsun bu ipucu:

İplikleri iplik yoluna girmeden önce kesip, yeni konulan ipliklerle düğümleyin.

Ardından düğümlü kısımdaki fazla iplikleri, düğüm açılmayacak şekilde ancak mümkün olduğunca kısa kesin ve yeni iplikler iğnelerden geçip, iğnenin olduğu kısımdaki iplik zinciri yeni renklerle yapılır hale gelinceye kadar boş dikiş dikin. Boş dikiş derken kastım kumaşı yerleştirmeden dikiş yapmanız. Zaten overlok makinalarında - dikiş makinalarının aksine - kumaş üzerinde dikişe geçmeden önce ve geçtikten sonra 5-8 cm'lik iplik zinciri oluşturmanız gerekiyor(muş). 
overlok makinası nasıl kullanılır

Bu kadarlık bilgi bile benim herşeyi overloklama heyecanına kapılmama yetti. Dar dikiş, geniş dikiş, 3 iplik, 4 iplik derken daha reçme manevralarına geçmeden bile dünya kadar iş hallettim. 
dikiş blogları öneriler

kolay dikiş teknikleri


"Dikiş dikme benim için 2 günlük heves değil" diyen herkese tez zamanda overlok makinası almasını tavsiye edeceğim. Tecrübeli terzilerin değil, bilhakis dikiş dikmeyi orta karar bilenlerin işine gelecek bir icatmış kendileri. 

Kendi başıma overlok makinasının özelliklerini çözmeye çalışırken yabancı bir sitede şu muhteşem kaynağa denk geldim. Overlok makinasını kullanmayı bilenlerin dahi incelemesini tavsiye edeceğim bir pratiklikte hazırlanmış animasyonlar var içinde. Seçtiğiniz makinaya göre üst menüde 2-stitch, 3-stitch, 4-stitch (2 iplikli, 3 iplikli, 4 iplikli) seçeneklerinin altında 6-7 tane daha farklı dikiş seçeneklerine göre nasıl sonuçlar alınacağını gösteriyorlar. İngilizce bilmiyorsanız dahi, ekran üzerindeki iplik ikonlarına tıklayarak farklı dikiş seçeneklerini inceleyebilirsiniz. 
http://www.pfaff.com/mediafiles/Overlock%20line%202009/Threading%20guide/Pfaff/index_en.html

Benden bu kadar. Hepinize bol overloklu günler dilerim :D 

31 Temmuz 2014

Evet... Bayram tatili telaşından duymayan var ise bir de ben aktarayım. Beren Saat - Kenan Doğulu çifti 27 Temmuz 2014 günü Los Angeles'ta evlendi. 

Bugüne kadar en sansasyonel magazin haberlerini dahi "Hıh hıhhh..." düzeyinde tepkiyle geçiştirmeye alışkın bu gözler, Beren Saat'in gelinliğini gördüğü anda birden parlayıverdi. 

Hızlıca gerekli araştırmalar yapıldı ve Malibu sahillerinde yapıldığı anlaşılan düğündeki nefis tasarım detayları KendinDik.Com okurlarıyla buluşturulmak üzeri kollar sıvandı. 

Bu kareyi bu kadar güzel yapan şey çiftin birbirine duyduğu aşk mıdır, Kenan Doğulu'nun buz mavisi damatlığıyla bir anda klasik düğün fotoğraflarına getirdiği bambaşka hava mıdır, Beren Saat'in şahane gelinliği midir yoksa onun su gibi güzelliği midir karar veremedim. 

Mira Zwillinger imzalı gelinlik sade inci takılar ve dikkat çekici bir şapkayla tamamlanmış. Bu güzel çifte mutluluklar dileyip, bizde esas merak uyandıran konuya geçiyoruz. 

Açıkçası daha önce adını duymadığımı itiraf etmek zorundayım bu tasarımcının. Özellikle gelinlik ve gece kıyafetleri konusunda ün yapmış bu ismin bir başka hoşuma giden yanı da gelinliklerini sadece askı kalınlığındaki mankenler üzerinde değil, müşterisi olan gelinler üzerinde de fotoğraflayıp paylaşması. Ben çok sevdim. Sizlerle de paylaşmak istedim. 

İşte size gerçek gelinlerin düğünlerinden kareler eşliğinde Mira Zwillinger tasarımları...

Sizin favoriniz hangisi? ;)















Mira Zwillinger hakkında daha fazla bilgi almak için: http://www.mirazwillinger.com/



26 Temmuz 2014

Zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Dünyanın birçok yerinde günlük haber rutini olarak geçiştirilen olaylar, bizim hayatımızın bir parçası durumunda neredeyse. 
Taraflı ve çıkarcı yayınlarını dinlemek, daha da önemlisi çocuğuma dinletmek istemediğim için çoğu zaman oğlan ayaktayken haber kanalı açılmaz evimizde. Yine de Türkiye'de yaşıyor olmasından dolayı hayatın kaçınılmaz bazı gerçekleriyle burun buruna yaşıyor 5 yaşındaki oğlum da. Yolda giderken yaşıtı olan Suriyeli kaçak mültecilerle karşılaşıyor mesela. Biz tertemiz kıyafetlerimizle yanlarından geçip giderken, en son ne zaman vücutlarına su değmiş olabileceğini düşünüyorum ya da gece nerede yattıklarını. 

Savaş ve acının bu coğrafyanın değişmez kaderi olduğunu kabul etmek istemiyorum. Çığ gibi artan nefrete nefretle karşılık veremiyor içim. 

Dilek hakkımı tek birşey için kullanmak istiyorum bu bayramda. Herkesin kalbinde sevgiye daha fazla yer açmasını diliyorum.  Kalbim Filistin'de atıyor bu aralar. Tüm sevgi dolu dualarım Filistin'e gidiyor. Elle tutulur somutluktaki nefret dalgasına nefretle karşılık veremiyorum. 

Dünyanın birçok yerinde her an birbirinden acımasız olaylara maruz kalan insanlar var. Gördüklerimize üzülüp, görmediklerimizi umursamamazlık edemiyorum. Bu benden, o benden değil ayrımını insanlığıma yakıştıramıyorum. Her insanın varoluşunun bir parçası olan sevgi özüne içinde daha fazla yer açmasını diliyorum.

Kimse için "bunlar hep böyle" diye genelleme yapamam. Yakın tarihimizde kendi ülkemizde yaşadığımız bazı olayları hatırlayınca hiçbirşey için tek bir ırkı suçlama aptallığını gösteremiyorum. Düşüncelerinden ve mezhebinden ötürü Sivas'ta canlı canlı yakılan insanlarımız geliyor aklıma mesela. Herkesin gözü önünde can alanlar başka memleketlerin insanı mıydı? Fırsat bulsalar daha fazlasını da yakmazlar mıydı diye düşünüyorum... Susuyorum. 

Oturup uluslararası platformda olan biteni takip ediyorum. Filistinlilere verdiği destek protestosundan dolayı yaka paça gözaltına alınan İsraillilerin videolarını izliyorum. Dünyanın farklı yerlerinden, farklı dinden, farklı ırktan insanların göz göre göre yapılan bu kıyıma verdiği tepkileri okuyorum. 
Bu sesler az da olsa, eskisi kadar cılız değil artık. En azından insan olarak sevgiye doğru evrildiğimiz yönünde bir umut ışığı görüyorum kendi adıma. Gidecek daha çok yolumuz olsa da...

Bu bayram dilek hakkımı herkesin kalbinde sevgiye ve güzelliğe daha fazla yer açması için kullanıyorum. 


Hepinize iyi bayramlar. 

24 Temmuz 2014

Şahane bir deneyimdi benim için! İlk başta 3 hafta olarak planlanan kurs son anda 4 haftaya çıkınca, birbirinden güzel katılımcılarla dikiş aşkı dolu bir ay geçirmiş olduk. 

dikiş atölyesi kendi kıyafetlerini dikmeyi öğrenBen her derse büyük bir aşkla hazırlansam da, büyük bölümü ilk kez makina başına geçenlerden oluşan katılımcı grubunun aynı aşkı hissedip hissetmediğinden emin değilim. Zira yer yer gözyaşı ve hüsranla sonuçlanan dikiş projeleri sırasında bazılarının epey canına okudum :D

Ağlayanlar, zırlayanlar, "ama örtmenimm" diye bağıranlar, kursa gelmek için hazırlanırken tek getirmesi gereken kumaşını unutacak kadar kavak yelleri irtifasında gezenler... Yedim canlarını hepsinin :)) Yine de gelmeye devam ettiler; hayret...
Kendin Dik dikiş tasarım atölyesi




İlk derse başlamadan önce bu iş nasıl olacak, ben bunun altından kalkabilecek miyim diye endişe etmedim değil. Büyük bir titizlikle hazırlandım ve katılımcılarımı beklemeye başladım. Derken sınıfa tek tek tanıdık yüzler girmeye başladı :) Aslında içeri giren yüzleri ben henüz tanımıyordum ama her biri neşeli birer KendinDik.Com okuyucusu olunca işim çok kolaylaştı. Birbirimizi uzun zamandır tanıyormuşuz gibi sohbete başladık. 

1 ay süresince 2 ayrı gruba verdiğim derslerde en keyif aldığım anlardan biri grubun beceri seviyesine göre projeler gelişirip evde hazırlık yapmaktı. 1. Grup için neşeli yaz çantaları yapma fikrim, katılımcıların büyük çoğunluğunun ilk kez dikiş makinası başına geçiyor olmasından dolayı hepimizi perişan etti ;) Ama sonunda nefis çantalar çıktı ortaya!


                       
Diğer grup için ilk dersi yastık yüzü hazırlamayla geçirelim, hem de dikiş makinası provası için neşeli ürünler üretelim istedim. Aşağıda görmüş olduğunuz "ders notları" bana ait :)



yaratıcı dikiş fikirleri
Üçüncü dersimizde penyeleri canavarca kullanalım dedik ve önce birbirinden güzel etekler yaptık. Öyle güzel oldular ki bazı katılımcılar etekleri giyince mutluluktan yerinde duramaz oldu ;)








Son derste ise çok keyifli bir bluz çalışması yaptık. Bazıları bluz, bazıları elbise olarak kullandı çıkardıkları kalıpları. Bu senenin yaz gardrobu tamamlanmış oldu böylece! Eee, tatil nereye? ;)



Gözyaşı bol, kahkahası bol bir kurs oldu bizim için. Yer yer azıtan kursiyerler bir ara baktım ki sınıfta bir "Dikiş Başkanı" seçmişler mesela! Gel de sinirlenme! :))


Derste işlediğimiz çalışmaların bir bölümünü burada sizlerle de paylaşabilirim diye umuyorum zamanla. Bundan sonraki dönemde yeniden bir kurs etkinliğimiz olursa mutlaka önceden duyurusunu yaparım. 

1 ay su gibi gelip geçti. Bu kursu bana keyifle geçirten herkese tekrar teşekkür ediyorum. Yukarıdaki fotoğrafta olan olmayan tüm katılımcılara sevgilerimle!