GEZGİN TERZİ BREZİLYA'DA -1

26 Nisan 2020
Hadi gelin bugün sizi Brezilya'ya götüreyim. Aralık 2018'de gittiğim bu seyahati bir türlü yazma fırsatım olmamıştı. Bence bugün hepimiz için güzel bir Rio seyahati ayarlayabilirim ;) İlk yazıda en çok dikkatimi çeken genel konulardan bahsedeyim. 

gezgin terzi, gezi notları, Brezilya, Rio, çocukla seyahat, blog


Rio! 

Herkesin, her şeyin beklediğimden birkaç nota daha tiz, birkaç ton daha renkli, daha sıcak, daha samimi, daha tekinsiz, daha cıvıl cıvıl olduğu memleket. 

Sahilde yürürken, o uçsuz bucaksız okyanus Akdeniz suyunun davetkârlığıyla çarpıyor ayaklarıma. Benim gibi su kuşu biri nasıl hayır diyebilir bu davete? Hemen suya atlıyorum. Ama yaşlı teyze usulü, kıyıdan kıyıdan. Hani olur da köpekbalığının biri gelip beni bulursa, hemen sahile kaçabileyim hesabıyla… 

Dünyada benden başka kimsenin selülit problemi yaşamadığını düşünüyorum yürürken. Sahil kıyısında tüm güzelliğiyle arz-ı endam eden kadınlar da doğru düşündüğümü göstermek için çıkıyor karşıma. Yahu bir tane kadında da selülit olmaz mı arkadaş! Tek benim başımda bu bela di mi? Söyleyin.

RETROSPEKT

20 Nisan 2020


Ben hep yazarım. İş hayatım boyunca genellikle başkaları için yazdım. Ama fırsat buldukça kendime de yazarım. Çoğunlukla hikayeler yazarım. Bazen de kendimi kendimle muhabbet sofrasına oturtan yazılar yazarım. 

Bu sabah bundan 5 yıl önce (Mayıs 2015'te) yine kendimle muhabbet halinde yazdığım bir yazıma denk geldim. Beni çok zorlayan işimden istifa etmek üzereyken ve daha Rusya'ya taşınma planları ortaday yokken yazmışım. O gün öyle olacağını bilmiyordum ama, hemen ardından çok daha keyifle yaptığım, daha fazla kazandığım, çok güzel insanlarla tanıştığım bir işe geçmiştim. Hatta imkansız bir şey olmuş ve ben o işi Rusya'ya taşındıktan sonra online olarak bile yapabilmiştim. 

Şimdi tesadüfen karşıma çıkan bu yazıya bakıp, bazı konularda ne kadar yol aldığımı, bazılarındaysa nasıl çuvalladığımı görmek iyi geldi. Sonra da dedim, “Acaba bu korona günleri öncesinde böyle düşünen kaç kişi vardı?” Hayatın koşuşturmacasından bıkanlar, şimdi ne düşünüyorsunuz hayatınızla ilgili? 

ÖĞREN ÇEKİRGE: DÜĞMELERİ GİZLEME SANATI

24 Mart 2020

KİM KORKAR GÖMLEK DİKMEKTEN?


Oturduk mu evlerimizde #evdekal etiketiyle? 
Ne kadar sıklıkla geliyor korkularınız üstünüze üstünüze? 
#Covid19 semptomlarını aratmayan göğüs sıkışmaları yaşıyor musunuz her sosyal medya kullanımınızda?

E, tamam o zaman. Önce kendinize şöyle köpüklüsünden bir kahve yapın, sonra geçin dikiş masanızın başına. Önce gömleklerimizi biçelim, sonra ektiklerimizi ;)  O korkular üstünüze üstünüze gelmeye başladığında, kahvenizden veya çayınızdan bir yudum daha alın. Tüm korkularını whatsapp gruplarında kusan arkadaşlarınızı usulca bir kenara bırakın. Onları kenara attığınızı görmeyecekler nasıl olsa ;)

Hadi şimdi elinizde hangi dikiş dergisi varsa karıştırın bakalım. Rüzgarı yüzümüzde özgürce hissedeceğimiz zamanlarda giymek üzere bir gömlek seçin kendinize. Buldunuz mu? O zaman hemen modelin kalıbını çıkartmaya başlayın.

Hala kalıp çıkartmak karmaşık mı geliyor? O halde önce şu yazıyı bir okuyun bakalım. Belki bu sefer kolayca çözersiniz kalıp çıkartma işini: Öğren Çekirge: Dergiden Kalıp Çıkartma 

Kalıpları kumaşa aktarmayı biliyor musunuz? Bilmiyorsanız aşağıya yorum bırakın. Onun da püf noktalarını içeren bir yazı hazırlayayım size daha sonra.

gizli düğme, düğme iliği, dikiş adımları, kendin dik, bluz, dikişi, gömlek, kolay dikiş, evde dikiş, kendin yap


 

KENDİNE AİT BİR ODA

19 Mart 2020

En güzel haliyle "evden çalışma" olarak tercüme edebileceğimiz "home office" çalışma düzenine yercüceme hamileyken, 11 yıl önce başladım. 

Doğum yaptıktan sonra tüm çalışma hayatımı azar azar home-office çalışma düzenine geçirmiştim. İlk zamanlarda kendime ait çalışma alanım neredeyse gün ışığının hiç girmediği, depresif, karanlık bir odanın köşesiydi. Sonra bir gün kalktım ve "Artık kendi kıyafetlerimi kendim dikmek istiyorum," dedim. Böylece bana ait masada bilgisayarım ve dosyalarımla sürekli yer değiştiren, misafir yatağı gibi akşamdan konulup, sabah kaldırılan dikiş malzemelerime yer açmaya başladım.

43 yaşındayım. Hayatımda sahip olduğum hemen her şeyi dişimle tırnağımla, çalışarak, büyük özverilerle kazandım. Bu fotoğraftaki tüm güzelliklere ulaşmak için öyle çok çalıştım ki.

Sizi bilmem ama, ben bu fotoğrafa bakınca önce huzur görüyorum. Ardından keyif, ruhumu dinlendiren kreatif işlere yer ve zaman ayırabiliyor olma lüksü, çok sevdiğim yazma işlerine adanmış başka bir köşe, yıllarca karanlık evlerde oturmanın ardından nihayet tüm cıvıltısıyla içeriyi dolduran günışığı, fotoğrafın ortasında salınan tüylü güzellik ve fotoğrafta görünmeyen ama benim canımın içi olan yercücemin o sırada sağ köşede şakıyan neşeli sesi.

"Kendine ait bir oda." Virginia Woolf'un feminist literatür açısından en önemli eserlerden biri sayılan romanının adı aynı zamanda. Şu virüs çılgınlığını atlattıktan sonra, henüz okumadıysanız lütfen okuyun bu kitabı.
Kendine ait bir oda, Virginia Woolf, İrem Sunar


NOKTALARI BİRLEŞTİRİN...

21 Şubat 2020
irem sunar, yazar, puantiyeli bluz, dikiş, komik, dikiş öğren, kendin dik

BİR KUMAŞ, BİR KADIN, BİR ÖRDEK...


Çocukluğumun en can sıkıcı etkinliklerindendi. Özgürce yaptığım kalem vurguları ilk kez zapturapt altına alınıyordu. Biçimsiz çizgilerim sert kalem darbeleriyle birbiriyle yarışıyordu. Her seferinde 10 numaradan 11’e değil de 22’ye gidildiğinde nasıl bir resim ortaya çıkacağını daha çok merak ediyordum. Ama illa ki 10’un ardından 11’e ulaşmak lazımdı. "Etkinlik kuralları böyle İremciğim..." Belki ben tek kanadı diğerinden uzun olduğu için topallayarak uçan bir ejderha ortaya çıkartacaktım. Ancak kağıdın üstünde bir ördek görünmeliydi. Tüm öğrenciler noktaları doğru şekilde birleştirmeliydi. 

UYDURUKÇULAR KRALİÇESİ

24 Ocak 2020

"Örgü bilmem ben. Ama feci uydururum..." diye yazmışım bundan altı yıl önceki bir yazımda. Örgü örmeyi beceremeyince, dikmeye karar vermiştim. Bir sayısında modellik yapma cesaretini gösterdiğim Creazione dergisinden edindiğim kazak kalıbını kafama göre uydurarak ortaya yorgan kalınlığında bir hırka çıkartmıştım.

Creazione dergisi benimle yaptığı röportajda sadece feminizmle ilgili söylediğim kısımları kesip çıkardığı için bir daha başka bir sayısını almaya elim gitmemişti açıkçası. (Feminizm çok sakıncalı bir şeydir biliyorsunuz. Üzerinize afiyet bir de bulaşıcı ki...) Belki şahane modeller yayınlamaya devam etmişlerdir. Kim bilir? Ben bana yadigar kalan bu kazak kalıbını şekilden şekile çevirmekle yetineceğim bir süre daha.

hırka, kazak, örgü, dikiş, tasarım, irem sunar

Şu terbiyeli kazak modelinin geldiği saçma hale baksanıza! İki yakası bir araya gelmiyor. Dahası kapatıyorsun yakayı, bağrı açık gezmeye devam ediyorsun. Ne uyduruk, ne saçma!
Burada yayımlanan yazı ve görsellerin tüm hakları İrem Sunar Özat'a aittir. İzinsiz yayımlanamaz. Blogger tarafından desteklenmektedir.