ÖĞREN ÇEKİRGE

Bir nevi dikiş referans kitapçığı!

KENDİN DİK DOLABI

Kendin Dik Dolabına Göz Atın!

GEZGİN TERZİ NOTLARI

Dünyaya Turist Gözleriyle Bakan Yazılar

KİM Kİ BU?

Merak edilecek fazla birşey yok...

05 Nisan 2016


Aklında onlarca fikir, fakat onları yola sokacak yordamdan yoksun yaşayanlara güzel bir yazım var bugün. 


22 Mart 2016

İlk dikiş girişimimi 6 yıl önce yapıp da hüsrana uğradıktan sonra kenara bıraktığım bu bluzun kalıbı 6 yıl sonra yeniden cana geldi. Tam ülke değişikliği öncesinde bir koşu diktiğim parçalardan olduğu için ve taşınırken de kalıp dergisini yanımda getirmediğimden, bu cancağızımın adını bir türlü çıkartamadım. 
Hani çıkartsam, hemen siz de dikin heryere bu yakadan birer tane diye yazacaktım! 

Bluzlarına güzel bir yaka açıklığı vermek isteyen, ancak ilikti, gömlekti vs. diye uğraşmayı sevmeyenler için altın değerinde bir yaka modeli bu! Artık adı her ne ise?


Bu gizemli yakamız Burda Dergisinin Eylül 2010 sayısındaki 109 no.lu bluza ait. Dergisi yanında olan bu yakaya verilen ismi yazsın. Ben Instagram hesabımdan sordum, yukarıda not ettiğim pek yaratıcı isimler geldi! Favorim, en kısa ve pratik ifadesiyle hepimizi aydınlatan Funda'nınki: ÖnOrtasındaYırtmaçAçıklığıOlanBisikletYaka

Madem yakanın ismini bulduk, artık Öğren Çekirge notlarımıza geçebiliriz!


Öğren Çekirge: ÖnOrtasındaYırtmaçAçıklığıOlanBisikletYaka Nasıl Yapılır?

1- Bu naçizane parçadan 2 kat kesiyoruz. 
2- Katları DÜZ yönleri üst üste gelecek şekilde birbiri üstüne getiriyoruz. 
3- Dekoltenin ne kadar geniş olmasını istiyorsak, yaka oyukluğundan aşağıya doğru o kadar boşluk bıraktıktan sonra, kalan kısmı ön orta çizgisinden aşağı doğru düz dikişle birleştiriyoruz. 
Bakınız aşağıda benim şahane çizimimlerimle göz dolduran resim 1:
dekolte, bluz, dikiş adımları, sewing steps Burda 09/2010
 İşte böyle nefis bir şey çıkıyor ortaya bu 3 adımın ardından!: 
4- Bu sefer ortadan birleştirdiğimiz parçaları TERS yönleri birbiri üstüne gelecek şekilde ikiye katlıyoruz. Ardından ütülüyoruz. Jilet gibi bir yaka açıklığının ortaya çıkışını göz yaşları içinde izliyoruz...
Ne şahane ve pratik bir dekolte yapımı öyle değil mi? 



Buraya kadarki açıklamaları herhangi bir dekolte yapımı için kullanmak isteyenler buyursun yazıyla ve yazarla irtibatını burada kessin. 


Biz Burda 09/2010 sayısındaki 109 no.lu modelin dikiş adımlarını tamamlayalım:
5- Arkada kalan parçaları da 2 kat kesmiş idik. Bu sefer bu parçaları birlikte değil, daha önce tamamladığımız ön parçaya sırayla birleştiriyoruz. (Gerekli mi? Hayır. Bu yakayı tamamladıktan sonra omuz dikişleri parçaların arasında kalıp, bluzun tersinden de görünmemiş olacak. Bu görüntüyü elde etmek istiyorsanız aşağıdaki adımlarda dikmelisiniz. Ama bluzu tamamlamak için illa takip edilmesi gereken bir adım değil.) 


6- Arkada kalan roba parçalarını da omuz dikişlerinden sırayla dikip şöyle can simidi gibi bir parça elde ediyoruz :)


7- Güzelce ütülediğimiz parçaları uçlarından birleştirme vakti geldi. 



Önce düz, sonra da tertemiz bir overlok dikiş ile can simidimiz her tarafından kapatıp, bluzun kalan kısmıyla birleşmeye hazır hale getiriyoruz. 




Yanlız rica edeceğim, bluz ile robayı birbirine dikerken, benim kadar beceriksiz olmayın ve şu dikiş yerlerinde potluk olmasını engelleyiverin. 





Bu 
Nasıl? Bu cancağızım parçanın yaka kısmı açıkta mı kaldı? 

Defalarca yaka yapımını anlattım. Bilmeyenleriniz ilgili Öğren Çekirge yazılarını okuyuveriniz bir zahmet: 


Öğren Çekirge - Bluza yaka takma: 
http://www.kendindik.com/2013/03/bluz-yapm-yaka-ogren-cekirge.html


Öğren Çekirge - Şifon giysiye yaka takma:
http://www.kendindik.com/2013/08/ogren-cekirge-sifon-giysiye-yaka-takma.html


Bu nefis bluzun hikayesini henüz okumadıysanız, sizi şu köşeye alalım:
http://www.kendindik.com/2016/03/az-gittim-uz-gittim.html


Son Not 1: Bu model 2 ayrı renk de çalışılabilir ama ben örneklerine bakınca hiç estetik bulmadım. Belki renk/desen konusunda doğru kombinasyonu yapamadıkları içindi bilemiyorum. Belki ince bir biye kullanılarak ayrım belirginleştirilebilir. Aklınızda bulunsun ;)

Son Not 2: Seviyorsunuz madem, bir selam bırakmadan geçmeyin. Okur yorumu yazar ruhunun gıdasıdır ;)

Hazır eliniz değmişken, sosyal ortamlarda da paylaşsanız ne güzel olur! Hani, sevdiyseniz ;)





21 Mart 2016

Yazıyı hazırlayıp ertesi gün yayınlayacaktım. Neşeyle dolu satırlara baktıkça içim daha da coşuyordu.  Sonra Ankara'dan ağlama sesleri geldi… Hemen ardından İstanbul'dan, düzenli aralıklarla diğer şehirlerden... Herkes gibi ben de kabuğumun içine doğru çektim dizlerimi birkaç gün; neşemden utandım. 

Bu siteye üzgünken yazı yazmadığımı söylemiştim daha önce. Ancak ülkemde dinmek bilmeyen son dakika gündemleri devam ettikçe, sessizliklerim de uzadıkça uzadı. Yazacak olsam, bu sefer içim kızgın ve üzgünken zorlama neşeli yazılarla ahkam kesmek okurlara SurvivorTürkiye etkisi yaratmaya çalışmak gibi geldi.  

Huyum kurusun. İyimserlik ruhumda var. Yaşama sevincini korumanın ne kadar meşakkatli bir iş olduğunu yıllar önce kendi küçük dünyamda patlayan parça tesirli bombalardan sağ çıktıktan sonra öğrenmiştim. 



"RÜZGAR YÜKSELİYOR... YAŞAMA TUTUNMAK GEREK"
(Paul Valery)

Paul Valery'ye ait bu satırı, şairin ününe uygun şekilde, "Deniz Mezarlığı" adlı şiirinden öğrendiğimi söyleyebilseydim keşke. Ama ben bu satırı, oğluma ünlü Japon yönetmen Hayao Miyazaki'nin eşsiz anime filmlerini tanıtmaya başladığımda öğrendim. Birkaç farklı çevirisi var. Bana en şiirsel olanı böylesi geldi... Bu arada, Henüz Miyazaki'nin dünyasına adım atmamış veya çocuklarına bu dünyanın lezzetini tattırmamış olanınız varsa, özellikle de bu dönemde oturup o şahane filmleri izlemenizi ve izlettirmenizi tavsiye ederim. Her ne kadar bu yazıya ismini veren son filmi, onun büyülü dünyasından bir uyanma olarak yorumlansa da, seyretmek ruha iyi geliyor. Bu eleştiriler de başka bir yazar ve başka bir yazının konusu olsun artık.  


Rüzgar yükseliyor; dünyada insanlık tarihine etki edebilecek buluşlar artık çok daha genç, hatta ergenliğini yeni tamamlamış bilim insanları tarafından yapılmaya başlanıyor.

Rüzgar yükseliyor; insanlığımızdan utanacağımız şeyler bir bir su yüzüne çıkmaya başladıkça, değişimin de ilk dönemecini geçmeye başlıyoruz. 

Rüzgar yükseliyor; tüm dünya yavaş yavaş hepimizin aynı teknede gittiğini fark etmeye başlıyor. Aşağıda olandan yukarıdakinin, solda olandan sağdakinin etkinlenmeden yaşayabileceği sanrısı çözülmeye başlıyor.  

Bahara dönen dünyada, gözümüze değen her taze güzelliğe şükretme gayretiyle, günlük işlerimize devam edebilmeliyiz. #Unutmayacağız #Unutturmayacağız #Alışmayacağız Kaliteli yaşama gayretini bırakmayacağız. Yaşama tutunmak gerek.

neşeli günler, beze, iştah, blog, Moskova, Rusya




Bu resmi Instagram hesabımdan yayınladığımda aslında hiç de bu kadar yaygaralı bir kitleye sesleneceğimi tahmin etmemiştim. Öyle keyifli, öyle neşeli bir muhabbet başlatmışlar ki, gece yayınlayıp sabah uyandığımda gelen yorumları görünce neye uğradığımı şaşırdım :)
Tüm yaygaracı, neşeli, dost, edepsiz yorumlarına ve paylaşımlarına yanıt vermeye mecalim yetmedi; hepiciiini öpüyorum :D 


@meribagatur (bu, gelen her yorumu ortalayıp pas atıyor, blogunu okuyan kibar okumuş görmüş der; hürmetini gösterir; aman da maşallah hiçbir lafın altında kalmıyor!)
@betulhaktan (bu, garibim kibarca bir yorum yazıp çekilmiş aradan; sonra gelen yorumlara baktıkça kafası şişmiştir eminim!)
@atelierbyml (bu, yok ben yapmadım diyor; sonra ortalık durulmuşken fitili yakıp geri kaçıyor; bir yakalasam bunu da fena yapıcam...)
@florajafar (bu da güzel güzel soruma yanıt vermiş, sonra tartışmaları pek düzeysiz bulmuş olacak sanırım hoop kaçıp gitmiş aradan :D)
@nurtenbegendi (bu, bakınca diyorsun ablamız, saygı hürmet falan... sonra bir laf ediyor, dağıtıyor hepimizi!) 
@goncaceylandikici (bu, en beteri bu... işte bunu bir yakalasam esas terlik buna gelecek...)
@ozlemsahin71 (bu, henüz tanışmadığım bu, daha benimle tanışmadan girmiş muhabbete en derin yerinden; tam laf ediyordum, topuklu efelerden çıktı; korktum, sustum...)

Benim nefesim yetmiyor... Nefesi yeten buyursun gelsin :)



Yarından itibaren yeni yazılarda görüşmek üzere...




08 Mart 2016

Dünya kadınlarının güzellik atlasını yapsalar sizce hangi fotoğraflarla dolu olurdu bu atlas?

İnce ve uzun kadınlar?  Hip kıyafetler? Sokak modası çekimlerinden kareler?

Bize sunulan her güzelliğin photoshop etkileriyle mükemmelleştirildiği ileri teknoloji döneminde, bir kadının gerçek güzelliği nasıl yakalanabilir?

Mihaela Noroc, 17 yaşında aşık olduğu fotoğrafçılık tutkusunu profesyonel olarak yapabilmek için yıllarca istemediği işlerde çalışmış. 30 yaşına geldiğinde, hayalini gerçekleştirmek için gereken paraya ve deneyime sahip olduğuna inanarak işini bırakmış, kendine bir sırt çantası yapmış ve fotoğraf makinasıyla dünya turuna çıkmış. Çoğu kişinin gitmeyi düşünmeyeceği destinasyonlarda, günümüz moda dünyası ve anlayışından çok farklı bir "sokak modası" çekimleri yapmaya başlamış. Sadece kadınları çekmiş. Güzel bulduğu kadınları... Güzelliğin doğallıktan ve çeşitlilikten geldiğini her karesinde kanıtlayarak şahane bir projeyi hayata geçirmiş. Henüz duymamış olanınız var ise projenin adı "The Atlas of Beauty" (Güzellik Atlası).



"Katmandu / Nepal sokaklarında oğluyla birlikte yürüyordu. İngilizce bilmiyordu, ama oğlu konuşabiliyordu. 

Oğluna dönüp "Annenin fotoğrafının çekmek istiyorum" dedim. 

"Neden?" dedi. 

"Çünkü çok güzel" diye yanıt verdim. 

Annesine dönüp baktı ve gururla gülümsedi: "Evet, öyle!" dedi... "

Bu fotoğrafın hikayesi bu. 


Kuzey Kore'ye gitmeden önce burada portre çekip çekemeyeceğine dair endişeliymiş Noroc. Kadınların fotoğraf çektirmeye ne kadar açık olduklarını görünce şaşırmış. Pyongyang'ın en işlek caddesinden bir başka kadın dönüp hemen bu pozu vermiş:


07 Mart 2016

blog, bird, kuş, kendin dik, dikiş, blogger, üyelik, takip, liste
Ne güzel olurdu yeni yazılar çıktıkça posta kutunuza düşse... 

O yeni yazılar bir de size özel tasarımla çıksa, yanında sadece e-posta listesinde görünen notlar, eski yayınlardan hatırlatmalar olsa... 

Ben olsam kesin böyle bir listeye üye olurdum! 

KendinDik.Com'da çıkan yayınları neşeli bir tasarım eşliğinde almak isterseniz, hemen sayfanın sağında bulunan kutucuğa e-posta adresinizi yazmanız yeterli!

Sıkıcı "Feeds/Beslemeler"i kim ne yapsın?!

Haftaya blogger'a ait klasik e-posta üyeliklerini kapatıyorum. Bundan böyle her yazı çıktığında, bir de bu listedeki okurlara özel notlar ve sürprizlerle yepyeni bir blog takip listesi oluşturuyorum. 

Belki arada başka sürprizler de çıkar bu listeden kim bilir? ;)

Benden söylemesi!
Hadi önce sağdaki kuşun altına e-posta adresinizi yazmayaaaa, ardından da KendinDik.Com'dan gelecek mektupların keyfini çıkarmayaaa... 


duyuru, keyifli, blog, vintage,





02 Mart 2016

Burda, blouse, top, 09/2010, burda style

Bir sabah uyanıp da "Artık kendi kıyafetlerimi kendim dikmeyi öğrenmeliyim" diyeli yaklaşık 6 yıl oldu. 

O 6 yıla neler sığdırmadım ki…

  • Harika bir annelik macerası,
  • +7 kilo!!!
  • 3 kere ev taşıma (bu sene çıkmadan 4.sü yolda…)
  • Ülke değiştirme
  • Çok sevdiğim websitem KendinDik.Com'u açma
  • KendinDik.Com vesilesiyle yeni bir İrem tanıma
  • Çok severek yaptığım KendinDik.Com yazarlığı-dikerliği sayesinde profesyonel iş hayatımı da yazarlık-çizerlik üzerinden yürütme imkanları yaratma
  • Sayısız gözyaşı
  • Sayısız kahkaha

dikiş, moda, bluz, Burda, Eylül, 2010

6 yıl öncesine dönerek hikayemize devam edelim...

O gün büyük bir kararlılıkla dışarı çıktım; bulduğum ilk Burda dergisini aldım, kumaşçıda beğendiğim ilk kumaşı kaptım ve eve dönüp dikiş macerama başladım. Pek çoğunuzun bildiği üzere ben dikiş dikmeyi internetten ve tamamen kendi başıma öğrendim. Az gittim... Uz gittim... 

Bu macerada kendime öğrettiğim en önemli derslerden birinin hata yapma konusunda kendime izin vermek olduğunu şimdi anlıyorum. Nasıl bir hata yapma korkusu varmış ki içimde, ilk dikiş demelerimde, rezil ettiğim her kumaşta kendimi kahrediyordum. Kumaşları kaça aldığımın önemi yok aslında ama, rezil ettiğim kumaşları gerçekten çok ucuza almıştım. Yine de, elimdeki malzemeyi çöpe atmak ağırıma gidiyordu. Rezil ettiğim dikiş projesiyle birlikte, onca emeği çöpe atmama kızıyor, "yok yok, ben bu işi beceremeyeceğim galiba" diye dövünüyordum; "Senden bir cacık olmaz kızım. Bak sen bildiğin işlere..."

 Rezil ettiğim kumaş olsa olsa 5-6 TL'ydi. Bir yerden kısarak yaptığım bir harcama değildi. Yaptığım masrafları karşılayacak param da vardı ve o parayı kendim kazanıyordum. Yani bu harcamalarımla ilgili hesap vermem gereken kimse de yoktu. Ama yine de kendime kızmaya engel olamıyordum işte...


Her aydınlanma öyle Ferrarisini satmadan, çilehanelerden, dualardan, meditasyonlardan geçmiyormuş. 
Onlar kadar havalı ve ağırbaşlı olmasa da, dikiş masasında da aydınlanma yaşayabiliyormuş insan! 
(Ooo, İrem Hanım; gene pek yüzeyselsiniz…) 


Bir gün, bir anda, artık nasıl bir kendini yemenin sonucu vıdıvıdı konuşmaktaysam kendimle, "Tamam" dedim; "hata yapmama izin veriyorum!". "Onca yıl, onca okul okudum. Onlarca kitap, kalem, kağıt harcadım. Bu da tıpkı onlar gibi. Bu da benim öğrenme yolum ve ben kendime bu masrafı yapma konusunda izin veriyorum".

Ne çocuğum için, ne ailemin yararına... Sadece benim için ve sadece kendi keyfim için bir harcama yapmaktan mahçup olmak... Tanıdık geliyor mu? ;))

Burda Style, 09/2010, blouse pattern, 109, sewing blog
6 yıl önce Burda Dergisi 09/2010 no.lu sayısında yer alan bu bluz, benim ilk diktiğim bluzlar arasındaydı. Kol dikmeyi öğrenir öğrenmez yaptığım İlk bluz denemelerimden olduğu için, saten bir kumaşla çalışmanın ne kadar zor olabileceğinden de haberim yoktu. Kumaşı rezil ettim. Öyle üzüldüm ki, ne çok severek elime aldığım bu modeli bir kez daha dikme cesareti gösterdim, ne de o yamuk yumuk bluz müsveddesini nerelere gizleyerek atacağımı bilebildim. 

6 yıl sonra bu kalıbı yeniden kullanmaya karar verdim. Yaka parçasının birleşim yerlerinde potluk yapmadan saten kumaşı dikmeyi hala öğrenemesem de, yaptığım şeyi çok severek giymeyi ve hatayı gördüğüm yerde "Eeee, ne olmuş yani?" demeyi öğrenebildim. 

Ben bu 6 yılda, çok şey öğrendim :))
irem sunar, kendin dik,

Sonraki yazı, KendinDik.Com'un sosyal medya hesaplarından sorduğum "Bu yakanın teknik adı ne ola ki?" sorusu üzerine yazının içeriğini iyice şenlendiren, şu mel'un yaka yapımı üzerine olacak! 
Bayiinizden istemeyi unutmayınız. Benden söylemesi ;)






Merhaba Kızlar,

Bembeyaz bir kış geçirdiğimiz şu günlerde dişlerimizin beyazlığından da ödün vermemeliyiz. Bildiğiniz üzere hepimiz gibi ben de dişlerimin beyazlığına ve kusursuzluğuna çok özen gösteriyorum. Çünkü beyaz dişlerimizin sergilendiği özgüveni yüksek bir gülüşün hayatımızda açamayacağı bir kapı yok. Sözü uzatmadan, yeni ürünlere olan ilgimi hepiniz biliyorsunuz. son günlerde marketlerde ve televizyon kanallarında sıklıkla denk geldiğim yeni bir diş beyazlatıcı ürünü denemek ve deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Ipana Perfection isimli bu ürünü hemen reklamlarda gördüm diye almak yerine marka ile ilgili bir ön araştırma yapmak istedim. Öncelikle İpana ismi bir Türk markasını anımsatsa da PG (Procter and Gamble) tarafından üretilen ve Amerika’da Crest adıyla pazarlanan Amerika’nın en yaygın diş macunu markasının sadece isminin değiştirilmiş hali olduğunu öğrendim. Aynı zamanda dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten firmalarmış. Ürün ile ilgili araştırmalarıma devam ederken, İpana’nın Türkiye’de diş hekimleri tarafından en çok kullandığı ve desteklediği marka olduğunu da kulaktan duyma değil gerçek veriler üzerinden gördüm.


Marka ile ilgili tatmin edici araştırmamdan sonra gelelim yeni ürünleri, White Perfection’a. Ürünün vaad ettikleri çok iddalı. İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu olduğunun belirtilmesinin yanında yeni geliştirilen teknolojisi ile diş minesine zarar vermeden 3 günde dış yüzeyindeki lekelerin tamamını temizlediği belirtiliyor. 3 gün gibi kısa bir sürede bu kadar hızlı bir etkinin olabileceğine başta pek imkan vermedim. Ancak markaya yaptığım araştırmadan sonra güvenim oluştuğu için alıp denemek istedim.

Açık konuşmak gerekirse ürünü kullanmaya başladıktan sonra çok şaşırdım. Çünkü ürün iddasını fazlasıyla yerine getiriyor. İlk kullanımımdan itibaren dişlerimin üzerinden lekeleri çıkardığını farkettim. Yalnızca bana öyle gelmediğinden emin olmak için aileme de sordum, onlar da beni desteklediler ve fark olduğunu söylediler.

Leke çıkarmasının yanında tadı da çok hoşuma gitti. Keskin bir nane ferahlığı veren tadı damağımdan, kokusu ise nefesimden uzun süre gitmedi açıkcası. Diş minesine hiç bir zarar vermemesi ise çok önemli bir özellik.

Ürün benden tam not alınca yan ürünlerinin de faydası olur diye düşündüm ve ağız bakım suyunu da aldım. Bu ürün de beni çok memnun etti. Oral-B  3D White Luxe ismiyle satılan bu ağız bakım suyu, diş macununun etkisini tamamlar seviyede. Bildiğiniz gibi diş fırçası ile her yere ulaşmak mümkün olmuyor, ancak ağız bakım suları diş fırçasının ulaşamadığı noktalara ulaşabiliyor.


Alırken farketmemiştim sonradan ağız suyunu almak için gittiğimde farkettim. İpana markası ürününe fazlasıyla güveniyor olmalı ki memnun kalmamamız halinde paramızın 2 katını iade ediyor. Açıkcası ben çok memnun kaldığım için iade etmeyi düşünmüyorum ancak sadece deneme amaçlı satın almak isteyen arkadaşlar için çok iyi bir uygulama olmuş.

Sonuç olarak güvenilir bir markanın şaşırtıcı derecede etkili bu ürünlerini kullanmaya başladım ve sizlere de tavsiye etmek istedim. Bence mutlaka denenmesi gerekli bir ürün. Bembeyaz gülüşlü günleriniz olsun!

Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!


Ağız bakımı ile ilgili detayları öğrenmek isterseniz www.agizbakimuzmani.com linki inceleyin derim.

#ipanaperfection  #gülüşünügöster

Sevgiler,

İçerik Kaynak: http://www.tugbatunckaya.com/

Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=RZ5ymuChrW0


Bir boomads advertorial içeriğidir.





23 Şubat 2016

Karar verdim. Bundan sonra Moskova'yla ilgili yayınlayacağım yazıları "Gezgin Terzi" altında değil de, "İrem'in Rusya'yla İmtihanı" etiketiyle yayınlasam daha iyi olacak. 

Atatürk'ü her konu olduğu gibi, bu konuda da ters tarafından alıp da yurtta savaş, dünyada savaş mottosuyla hareket edenler sayesinde yedi cihanla kavgalı hale gelmemizden mütevellit, her yerde Türklere gösterilen sevgi selinden kaçınmak için türlü türlü yollar dener oldum.  

Bunlar arasında kullandığım en etkili yol/yordam, yıllarca insan psikolojisi üzerine okumamın verdiği bilgi donanımı sayesinde son derece etkileyici bir yaklaşımdan ibaret: Amaaaaan, beni kim ne yapsın!

İşte bu sihirli cümleyle çıkıyorum sokağa her seferinde. Oldukça etkili bir psikolojik mekanizma. Neden bunu ders kitaplarımda hiç okumadım? Hayret :D 

Moskova sokak sanatı, street art, Moscow

Eğer halkımıza gösterilen güncel sevgi selinden korkmadan seyahat etmeye kararlıysanız size tavsiye edebileceğim şahane yerler var Moskova'da. Aman ben yerimde rahatım sadece fotoğraflara baksam da olur diyenler için de bol bol fotoğraflarım olacak! 

Bu arada ben hali hazırda nasıl becerdiysem buraya geldiğimden beri 2 ayrı işte yarı zamanlı çalışıyorum. Çoğu işim de bilgisayar başında iş yapıp yollamayı içerdiğinden, asına bakarsanız gezecek pek de fırsatım yok. Dar zamanda etkili gezmek istediğim için de seyahatimi mümkün olan en efektif şekilde planlayarak çıkıyorum sokağa. Bu sebeple, buradan ara ara yazacağım Moskova Gezi yazıları, gerçekten az zamanı olan gezginlerin de işine yarayacak hap bilgiler içeriyor. Aklınızda buluna ;)
Moskova gezi yazısı, Flacon, tasarımcı kampüsü


Bugünkü gezi mekanımız Moskova'nın Hipster merkezi denilen bir tasarım fabrikası! 
Adı: FLACON
Eski bir fabrika alanını birbirinden hip mağazalar ve şahane renklerle bezeyenlerin, ruha rengarenk dokunuşlarda bulunan bir mekana dönüştürdüğü bir kompleks. 
Buraya nasıl gidileceğiyle ilgili notu acilen bulmak isteyenler, o güzelim fotolara gözünü kapasın ve hemen yazının sonuna gitsin...

Kompleksin girişinde kocaman bir kırmızı sandalye var normalde. Ama ben nedense girişin hemen yanındaki biletçiyi görünce başka şeyi çekemez oldum!
star wars, Flacon, moscow, moskova,
Güç bizimle olsun!




Flacon'daki giyim mağazalarının hemen hepsi birbirinden tarz. Ama moda endüstrisinde isim yapmış markalar yer almıyor. Bazıları gerçekten şahane, ama bir çoğu (ah huyumuz kurusun!) biz dikiş meraklılarının amaaan, bunu yapmada ne var?! diyeceği giysilerle sınırlı, yine de gezmesi pek eğlenceli mağazalardan oluşuyor. 


Mekanın Rusça adı "şişe" anlamına geliyormuş. Mekanın takma adı "tasarımcı fabrikası". Hal böyle olunca, sadece elbise tasarım mağazaları yok elbette etrafta. 

Yüncü var!! Üstelik yünlerin bazıları orada inceltilip paketleniyor:D 




Azcık kumaş satan bir tuhafiye (elbette bulacaktım her gittiğim yerde kumaşçı. Elbette!!).



Gezmesi ve karıştırması müthiş keyifli ıvır zıvır mağazaları...





Güzel fakat malesef pahalı ev dekorasyon mağazaları...


Bisikletçi! :)

Keseceği saçtan ciddi şüphe duyduğum berber!





 Birbirinden hoş görünen fakat birbirinden tuhaf yemek yerleri...





Karikatür ve kitap/kırtasiye dükkanları...





Tuhaf ve rengarenk ana binanın sadece iç tasarımını bile incelemek heyecan verici. 

Ama dışarısı mı daha eğlenceli içerisi mi bilemedim...





Bunun ne olduğunu bir türlü anlayamadık. Yanlışlıkla önüne geçtiğimizde ise birden hava üflemeye başladı. Bence çok faydalı bir eser. Kim yaptıysa ellerine sağlık! :)
yurtdışında yaşam, irem sunar özat, irem'in moskova maceraları

İrem'in Rusya'yla imtihanı devam edecek... 

MERAKLISINA NOTLAR:
Ne zaman gitmeli? 
Burada bahar / yaz dönemlerinde sürekli partiler ve benzeri etkinlikler düzenleniyormuş. Bu yüzden havalar güzelken gitmekte fayda var. Etkinliklere ilişkin bilgiler web sitelerinde mevcut. Rusça bilmeyenler Google Chrome yüklesin ve doğrudan otomatik çeviri marifetiyle hiçbir şeyi kaçırmasın ;)

Nasıl gitmeli?
Moskova'daki pek çok güzel mekan gibi, Flacon da bir metro durağına epey yakın bir yerde. Şehrin kuzey batısındaki Gri hat üzerinde yer alan Dmitrovskaya metrosundan yürüyerek kolayca ulaşabilirsiniz. Tam da şöyle:


Haritayı yükleyemediyseniz şu linkten nokta atış adresine ulaşabilirsiniz:
Dizayn-Zavod "Flakon"

Ne yenir?
Yukarıdaki fotoğraflarda da gördüğünüz üzere pek çok yemek mekanı var. Ancak ben İngilizce menülü bir yer görmedim. Belki yazın farklı olacaktır kim bilir? İstediğinizi yiyin için ama yanınızda mutlaka bir sözlük veya sözlük gibi suistimal edebileceğiniz bir arkadaşınız olsun ;) Benim vardı; sadece yemeklerin adını değil, nasıl yapıldığına kadar anlattırdım tüm menüyü! Teşekkürler Selin :D

Web Sitesi?
İşte budur: http://www.flacon.ru/

Hadi bakalım, gezmek isteyenlere şimdiden iyi gezmeler. Gelmek isteyenlere şimdiden iyi hayaller ;)