03 Ekim 2017

Birkaç gün önce Ekim ayına girdik. Ekim ayının Türkiye'deki pek çok dikiş sever için farklı bir anlamı daha var. Biz burada yıllardır 29 Ekim öncesi çok güzel bir etkinlik yapıyoruz. 

Bizler, Cumhuriyet Bayramımızı hiçbir resmi kutlamaya sıkışıp kalmadan, kalplerimizin içinde, her sene daha da artan bir kararlılıkla kutluyoruz. Bu kutlamaların bir kısmını da naçizane dikiş odalarımıza taşımayı gelenek haline getirdik.

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLAMALARI

Ben her sene buradan duyurumu yapıyorum. Her sene 28 Ekim akşamına kadar, tüm hobiseverler bana #engüzelkırmızı veya #engüzelbeyaz temalı tasarımlarının fotoğraflarını gönderiyor. Ben de tüm fotoğrafları 29 Ekim günü buradan yayınlıyorum. Birbirimizin çalışmalarına hayran hayran bakıyoruz. Sonra dünyanın her neresindeysek sokağa çıkıp Cumhuriyet Bayramımızı kutluyoruz!
Şahane, öyle değil mi? :)

Bu sene bu güzel etkinliğe biraz farklılık katmak istedim. Malumunuz, bu gezgin terzi gittiği her değişik memleketten mutlaka bir kumaş alıyor ve bununla ilgili yazılarını diğer gönlü gezgin dikiş meraklılarıyla paylaşıyor. İşte bu sene, bazı okurlara Moskova'dan hediyeler vermek istedim. Bu etkinlik de bunun bahanesi olsun.

29 EKİM DİKİŞ ETKİNLİĞİ


Hediyeler 2 ayrı katılımcıya göre hazırlandı:

1.hediye Instagramdan #dikişodamda29Ekim etkinliğini duyurmaya istekli bir katılımcıya gidecek. Instagram çekilişine katılım 27 Ekim günü son bulacak. Hediyeler 1.5 metrelik şahane bir kumaş, ona uygun düğmeler ve sevimli bir dikiş setinden oluşuyor.
dikiş etkinliği instagram çekilişi
 2.hediye ise etkinliğe katılanlardan birinin olacak. O pakette ise birer metreden 2 adet kumaş, onlara uyumlu düğmeler ve buralara özgü, ama benim çok seveceğinizi düşündüğüm bir dikiş dergisi var.
29 ekim dikiş etkinliği çekilişi ödülü

Çam sakızı, gezgin terzi armağanı olsun sizlere :)

Katılım şartları şöyle:

1.KendinDik.Com'a ait instagram adresini takip edin (@irem.sunar)
2.Etkinlik fotografını beğenin.
3.Yorum kısmına #dikişodamda29Ekim etkinliği için nasıl bir #engüzelkırmızı veya #engüzelbeyaz tasarım yapmayı düşündüğünüzü yazın.
4.Bu fotografa, ilgileneceğinizi düşündüğünüz 3 arkadaşınızı "tag" yoluyla ekleyin.

Instagram kazananı 1 Kasım'da KendinDik.Com sitesinde açıklanacak. ---

Dikiş etkinliğine katılan kişiler otomatik olarak ikinci çekilişe katılmış olacak. Onların isimleri de yine çekilişle gerçekleştirilecek. Kazanan 1 Kasım'da yine KendinDik.Com'da yayınlanacak.

#engüzelkırmızı #engüzelbeyaz'larımızı hazırlamaya başlayalım mı artık?

Sevgiyle,

İrem

18 Eylül 2017


Londra gezi rehberi, çocukla seyahat, gezgin terzi







LONDRA...

100 metre karelik bir alana ortalama 1.5 İngiliz'in düştüğü, geriye kalanların akıcı şekilde Arapça konuştuğu nadide Avrupa kenti. Bizim gittiğimiz zamanın yaz tatili olması nedeniyle mi tüm İngilizler oradan kaçmıştı yoksa çok önceleri Birleşik Arap Emirliklerinin bir eyaleti olmuştu da ben mi fark etmedim bilmiyorum. Kentin İstiklal Caddesine benzetebileceğimiz meşhur Oxford Caddesinde o kadar çok Arap vardı ki, inanmayacaksınız belki ama yanımızdan geçen dilenciler bile Arapça dileniyordu. 

Ama inanın bu bile Londra'nın büyüsünden bir şey eksiltmemiş. Londra sokaklarında gezerken en dikkatimi çeken ikinci şey, Londra'ya daha önce hiç gitmemiş olsak bile şehre ne kadar aşina olduğumuzdu. Daha önce İngilizce derslerini devlet okullarının mütevazı ortamlarında okumuş olanlardan bazılarınızın belki de hiç fark etmediği bir şeyi hatırlatmak isterim.  O meşhur İngiliz espri anlayışıyla bizimkisi aslında birbirine çok benzer. Yaşı biraz daha büyük olanların çok net hatırlayacağı 'Emret Bakanım' (ve sonrasında gelen 'Emret Başbakanım') dizisinin Türkiye'de çılgınca sevilmesinin nedeni, politik komedi yapan o diziyle bizdeki 'Devekuşu Kabare' arasında dil farkı dışında pek bir fark olmayışıydı sanırım.
(Evet, yazarımız Devekuşu Kabare'yi severek hatırlayacak kadar yaşlıdır.)
Londra'da nasıl gezilir, oyster card nedir, Heathrow havaalanından ulaşım

İngiliz dizilerine gelene kadar, çocukluğumuzdan kalan onca hikaye de sokak aralarından karşımıza çıkacak gibi bizi bekliyordu. Otelimiz Baker Street'teydi mesela. Her bulduğunu okuma konusunda benim kadar inatçı olmayanlara (veya yeni nesil için: Benedict Cumberbatch hayranı olmayanlara) açıklama yapmak gerekirse, Baker Street meşhur kurgu dedektif Sherlock Holmes'un evinin de bulunduğu sokak olmasıyla ünlüdür.

Baker Street, biterken sizi dünyanın en meşhur parklarından biri olan Hyde Park'a teslim eder. Biraz daha yürüseniz, adını yine çok sevdiğiniz bir kitap veya filmden bildiğiniz bir yerlere çıkmanız an meselesidir. Şehrin neredeyse hiç bozulmadan korunmuş eski binaları zaten siz isteseniz de o havadan çıkmanıza izin vermez. Yanınızdaki mızmız gezgin için yürümekten biraz ara vermeniz gerektiğinde, karşınıza çıkan ilk çift katlı kırmızı otobüslere binerseniz, şehrin istediğiniz yerine turist otobüsünde gidiyormuş rahatlığıyla ulaşabilirsiniz. İster şehrin en işlek yerlerinde gezmek isteyin, isterseniz Harry Potter'ları uğurlamak için King's Cross istasyonundaki Peron 9 üç çeyreği aramaya çıkın, şehrin her yerine toplu taşıma sistemiyle rahatça ve ucuza gitmeniz mümkün.
gezi rehberi, çocuklu gezi rehberi, seyahat notları, Londra


ŞEHİR İÇİ ULAŞIM
Londra'nın kendi başına gezen turistler için oldukça rahat bir şehir olduğunu söylemek mümkün. Zaten şehirdeki yabancı sayısının çokluğundan da bunu tahmin etmek kolay. Kendi başınıza seyahat ediyorsanız size birkaç ipucu vermek isterim: 

1- Havaalanından şehre gelmek için taksi kullanmanıza gerek yok. Genelde trafik çok yoğun oluyor ve ziyadesiyle pahalı bir şehri gezmek üzere olduğunuzdan, birkaç pound'u baştan kenara ayırmakta fayda olabilir. Bu yazının teması dolayısıyla, bizimki gibi bir yercücesiyle geziyorsanız, rayların üzerinde giden her şeyin trafikte saatlerce beklemekten çok daha ilginç olacağını da hatırlatmak isterim. 

Heathrow havaalanından şehre trenle ulaşmanın 2 farklı yöntemi var: 
1. Heathrow express - havaalanından şehir merkezine ekspres giden bu tren 15 dakikalık seyahat süresiyle en pratik yolculuk yöntemi. Yetişkin başına bilet fiyatı da yaklaşık 25 pound. Ama size daha iyi bir teklifim var ;)
2. Heathrow Connect - Varış noktası (London Paddington) yukarıdaki trenle aynı olan  bu tren arada birkaç durakta durduğundan, seyahat süresi yaklaşık 40-50 dakikayı bulabiliyor. Ama bilet ücreti 10 pound. Genelde turistler tarafından express tren tercih edildiğinden, bilet satış yerinde Heathrow Express değil, Heathrow Connect için bilet aradığınızı birkaç kez söylemeniz gerekebilir. 
Hangi yöntem size uyarsa, detaylarını buradan bulabilirsiniz:


2- Şehir içi toplu taşıma ulaşımında kullanmak için tek bir kart almanız yeterli. Oldukça pratik şekilde halledilebilecek bir alışveriş yöntemi hazırlamışlar. Bu kartları her metro girişinde bulunan kiosklardan edinebilirsiniz. Kiosklarda Türkçe seçeneği de bulunuyor. Öncelikle kartı depozitoyla alıyorsunuz. Sonra içine istediğiniz miktarda para ekliyorsunuz. Para bittikçe yeniden ekleyebilirsiniz. Ama yanlış hatırlamıyorsam, gün içinde 5 pound'dan sonra yapacağınız tüm harcamalar ücretsiz oluyor. Yani karttan 1 günde azami 5 pound çekiliyor. Gerisi halk günü :o 


3- Biz elbette, mümkün olduğunca çift katlı otobüs seyahatini tercih ettik. Yaklaşık 1.5 yıldır Moskova'nın saray yavrusu metrolarıyla şımartılmış biri olarak, Londra metroları bana gerçekten berbat geldi. Pisliği bir yana, yerden mi kazanmak istemişler yoksa metrolar inşa edildiğinde etrafta uzun insan mı yoktu bilmiyorum. Ama klostrofobi toleransınızı ölçmek istiyorsanız, Londra metroları gerçekten işinizi görür! 
Londra köprüsü, çocuklu seyahat rehberi, gezgin anne, gezgin terzi


NEREDE YENİR
Çocukla seyahatte en çok sorun olan konuların başında yeme içme geliyor sanırım. Kendi başınıza gezerken birkaç atıştırmalıkla günü geçirebiliriz. Ama mızmız gezginleri güzelce doyurmak lazım yoksa annelik dürtüleri insanı yiyip bitiriyor. Annelik dürtülerini duyamayacak kadar meşgul olsak da çocuğun mızıklamasını duymazdan gelemiyoruz tabii.

Müthiş bir turist akınına uğrayan Londra'nın elbette her yeri yeme içme mekanlarıyla dolu. Ama hem sağlıklı hem lezzetli hem de çocuğa uygun nereleri denediniz derseniz size hoşuma giden birkaç mekanı not edeyim. İkisinin de Londra merkezinde birkaç şubesi var. Belki yolunuz düşer:
1.Dara düşen her turistin imdadına yetişen İtalyan mutfağının güzel ve makul fiyatlı bir örneği: Zizzi https://www.zizzi.co.uk/find-my-restaurant
2.Tuhaf bir rezervasyon şekli olan, ama kesinlikle beklemenize değecek bir yer: Flat Iron http://flatironsteak.co.uk/
Burası için telefonda rezervasyon yapamıyorsunuz. Kapıya gidip adınızı yazdırmanız gerekiyor. Restoranda 2 veya 3 tip yemek var. Ama etçil bir yapınız varsa, ne yapıp yapıp gidin. Gitmişken bir tane flat iron steak de benim için söyleyin!
Londra'da ne yenir, nerede yenir, seyahat rehberi



3- Gitmeyi düşündüğünüz tüm büyük müzelerin cafe / restaurant kısmı standartların üstünde yemek sunuyor. Standartları elbette gelen giden turiste kalitesine fazla bakmaksızın yemek iteleyen orta-üstü fiyat aralığındaki mekanlara bakarak söylüyorum. Az fakat lezzetli, dengeli ve makul fiyatlı (Londra fiyatlarına göre makul) yiyecekler bulmanız mümkün. 

Bugünlük bu yazıyı burada keseyim. Çok uzun oldu. Bir sonraki yazıda çocuklarla birlikte ve çocuklara rağmen gezilecek yerleri anlatacağım. 
Belli mi olur belki aradan bir de 'gezgin terzi' yazısı çıkar ve kendinizi Londra'daki kumaşçıları gezerken bulursunuz ;)
Londra'da gezilecek yerler, müze, çocukla seyahat, irem sunar özat


Londra sehayat rehberi, Shakespeare, gezilecek yerler, mızmız gezginler

05 Eylül 2017

Modası geçti geçecek, ben daha kendime ilk kez bir gömlek elbise yapabildim. Sanırım doğru kumaşla göz göze gelme anını bekliyordum bunun için!
Bu kumaşı elime aldığım anda ya romantik bir yaz elbisesi yaparım ya da rahatça giyebileceğim bir gömlek elbise yaparım demiştim. Kumaşı öyle sevdim ki, askılı elbise yapıp yılda iki kere giyme fırsatı bulmaya gönlüm el vermedi. Ama kumaşım da aşık olunası değil mi? ;)


Model seçildi. Kumaş kesildi. Kumaşa uygun iplik özene bezene alındı. Bu arada şunu söylemem lazım. Astarı yüzünden pahalı diye bir tabir var ya, işte bu elbise özelinde, ipi yüzünden pahalıya geldi! Ama şu övüle övüle bitirilemeyen Gütermann ipleri gerçekten parasına değiyormuş. Tez zamanda elimdeki tüm küçük bobinleri Gütermann marka ipliklerle değiştireceğim. Artık takside mi girerim kredi mi çekerim bilinmez :D 


Gelelim model değerlendirmesine. Bu elbise için uzun zamandır elimde beklettirdiğim model Burda Dergisinin 06/2012 sayısından çıkan #105 modeliydi. Burda'nın dikiş kalıplarını fotoğraflarda sergileme biçiminin ne kadar içler acısı olduğunu her seferinde unutuyorum. Bu güzelim kumaşım da dandik kalıp yüzünden neredeyse helak oluyordu elimde. 
 



Modelin en büyük kusuru, fazlasıyla bol olması. Hadi yaka bağır açık gezip, kalıbın göğüs kısmını kurtardık diyelim (ki benim kumaşım biraz kalın bir pamuklu olduğundan öyle çok da rahat durmadı yaka).  O kollar perişan etti beni. Sunumda da kolların kıvrık olmasından uyanmam gerekirdi sanırım. Kol kalıpları gerçekten çok biçimsiz. 
Halbuki ben ne hayallerle yapmıştım o kol pervazını :) Biyemin başka bir koton kumaştan olduğuna dikkat etmemiş olanınız varsa bu noktada resmi daha da belirgin hale getirmek isterim :o


Rengarenk düğmeleri çok sevmekle birlikte, kumaşın deseninin önüne hiçbir şey geçsin istemedim. Bu yüzden, ön pata rengarenk bir çıtçıt ekleyeyim dedim. İtiraf ediyorum, çıtçıtları dikmek düğme dikmekten daha sıkıcı benim için. Dik dik bitmiyor!
Aşkla yapılan bu elbisenin okuyana da dikiş aşkı bulaştırması dileğiyle... Kendi kıyafetlerini yapmak çok da zor değil ama çok eğlenceli! İnanmayan kendi denesin. 'Öğren Çekirge' yazıları ne güne duruyor ;) 

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere! 







25 Ağustos 2017


Ne kadar uzun zaman oldu! Yaz oldu, valizler açıldı, kapandı. Yeniden açıldı, kapandı. Yeniden açıldı, açıldı, açıldı... Evin yayıntısı ve sehayat telaşı bitmek bilmedi. Rusya-Türkiye hattındaki irtifa civarında süren yeni hayatımızın kaçınılmaz yayıntısına alışmam gerek artık sanırım. 

Sonunda Moskova'daki evimize döndüm ve elbette beni özlediğine çok emin olduğum dikiş masamın başına geçer geçmez içimden bu takımı yapmak geldi :) Dikiş dikmek akıl sağlığımı korumamın bir parçası. Başka türlü çalışmıyor artık bu makina :)
takım kombinleri, iş takımları,
Aslında niyetim kendime bir pantolon dikmekti. Kalça ölçülerimin artık hiçbir kalıba sığamaz olduğunu acıyla fark ettikten sonra, bari kendi kalıbımı kendim çıkartayım dedim. Birkaç denemenin ardından sonunda kendi ölçülerime uygun bir pantolon kalıbı çıkarmayı başardım. (Onunla ilgili kullandığım kaynakları anlatan başka bir yazı yazarım bir ara.)

Pantolonumu diktikten sonra neden hiç pantolon dikmediğimi hatırladım. Pantolon dikmek (acemi çekirgelere not: gerçekten kolay bir iş, gözünüz korkmasın) insanda kendisiyle ilgili hiç istemediği yüzleşmelere sebep oluyor. "Benim totom bu kadar büyük olamaz!" inkarıyla başlayan ve göz yaşlarıyla devam eden bir yüzleşme süreci yaşıyorsunuz. Çok acı... Çok...
Pantolonu hızla bitirdikten sonra kalan güzelim kumaşımla bir şeyler daha yapmam lazım dedim ve hiç aklımda yokken bir yelek dikmeye karar verdim. Bu yelek için yıllar önce aldığım Simplicity 2556 no.lu kalıbı kullandım. Kalıp o kadar eski ki, Simplicity firmasında satışta bile değil. Ama gerek de yok. Benzerlerini Burda dergisinde bulabilirsiniz. Teknik çizimini buraya ekleyeyim. Siz karşılaştırırsınız. Ben C modelini yaptım. 


Açıkçası pantolonu o kadar hızlı dikince, yeleği de hızla dikerim demiştim. Ama beni çok uğraştırdı. Bu kadar uğraşmamın en büyük sebebi de bakmalara doyamadığım astar seçimim oldu. Üzerindeki kuşlar gibi, elinde tutması çok zor olan bu kumaş beni perişan etti. Zaten son birkaç ayda totonun manidar büyümesinden dolayı, daracık bir üst yapmamaya karar vermişim... Ölçülü bir bollukta olsun diye uğraştığım bu yelek beni süründürdü bitirinceye kadar. Bir sürü dikiş hatası da var aslında ama 'havan yeter şekerim' tadıyla giyince unutuveriyor insan üzerindeyken :))
Aynı astarı pantolon ceplerinde de kullandım. Aralardan hafifçe görünmesine bayılıyorum bu yüzden. 
KendinDik.Com'u uzun zamandır takip edenlerin bildiği gibi, ben astarları kumaşlardan daha özenli seçerim çoğu zaman. Tavsiye ediyorum. Ama poplin gibi, daha pamuklu olanlarını kullanıyoru genelde. Bu güzellik gibi kaprisli olanları ise nadiren tercih ediyorum. Giysilere ayrı bir neşe katıyor güzel astarlar. 

Takım çok sert olmasın diye düğmelerimi epey feminen bir tarzda seçtim. Bir zamanların güzel tuhafiyesi olan Tuhaf Tuhafiyenin kalan ürünler ;)



Elbette, içine dantel bluz, altına da topukluları geçirmeyi ihmal etmemek lazım :o

Ohh! Benim yercücemin okulu açıldı. Artık yazmaya ve dikmeye biraz daha fazla zamanım var. Darısı sizin başınıza. Yazması benden, yazıyı paylaşması sizden ;)
 İşimize bakalım... 

17 Mayıs 2017

pazen ceket, tasarım, yaka,


Pazen gerçekten de şahane bir kumaş. Hem Anadolu'nun tüm renklerini harika şekilde harmanlayarak sergiliyor, hem de giyildiğinde yumuşacık dokusuyla insanı son derece rahat ettiriyor. Dikiş meraklıları açısından bir diğer özelliği de çok kolay dikilebiliyor oluşu. İstediğiniz hemen her şekle kolaylıkla giriyor ve hatalarınızı büyük bir hoşgörüyle, gece gibi örtüyor ;) 

Malum, kuzey cepheli bir yerde oturuyorum son 1.5 yıldır. Kalın giyinmek şart. Bu yüzden ceketimi iki katlı yapmak daha çok işime geldi. Çiçeklerin güzelliğini daha fazla ortaya koymak için de ceket kollarını yine astar için kullandığım düz pazenden yapmayı tercih ettim. 
pazen ceket tasarım

Ceketin kalıbını yine farklı farklı şekillere sokarak kendi kendime çıkarttım. Biraz hislerimle yapıyorum bu kalıp çıkartma işini :) Sorsanız, anlatamam nasıl yaptığımı. Teknik olarak da tam öğrendiğim zaman, yine birkaç "Öğren Çekirge" yazısıyla anlatırım ama meraklılarına. 


pazenlere fısıldayan kadınlar

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız için gelenekselleşmiş etkinliğimizi takip edenlerin hatırlayacağı ceket çalışmamda kullandığım kalıbı yine biraz değiştirerek kullandım bu sefer. 
geometrik yaka ceket

Yakaları ilginç değil mi? ;) Aslına bakarsanız sadece akordeon gibi içe doğru katlayarak elde ettim bu detayı!


Ceplerim ise ayrı bir afili. Ceplerle ilgili "Öğren Çekirge" notları video olarak gelecek yakında. Meraklıları KendinDik TV'yi takip etmeye devam edebilir bir sonraki video dersler için. 

Öyle keyifli bir çalışma oldu ki bu! Sevgili Gonca ve Meri'nin instagram üzerinden düzenledikleri #pazenlerefısıldayankadınlar etkinliğine son anda arka kapıdan giriverdim. Malum, Moskova'da pazen bulmak biraz zor :) Ama Ankara'dan getirdiğim bu pazenleri daha güzel bir etkinlikte değerlendirmem de mümkün olmazdı. 

#Pazenlerefısıldayankadınlar etkinliğinin üzerinden biraz zaman geçmiş olabilir. Hatta çoğunuz yazlık elbiselerinizle geziyor da olabilirsiniz. Ama Mayıs'ı yarıladık; burada hala paltoyla gezen biri olarak benim için ceket sezonu kapanmış değil henüz! Eminim büyük çoğunluğunuz takip etmiştir ama yeniden hatırlamak isterseniz, pazen kumaşla harikalar yaratan şu harika kadınların çalışmalarına Gonca'nın websitesinden veya instagram üzerinden #pazenlerefısıldayankadınlar etiketiyle ulaşabilirsiniz.  

MERAKLI ÇEKİRGELERE NOTLAR:
"Öğren Çekirge" Videoları için adresimiz: https://www.youtube.com/c/kendindikcom 
Beyaz ceket çalışmasının detayları için sayfamız: http://www.kendindik.com/2017/01/beyaz-bir-sayfa.html
Pazen kumaşla yapılmış bir başka tasarım için: http://www.kendindik.com/2013/12/daglar-kizi-reyhan.html
Geleneksel kumaşlarla yapılan bir diğer KendinDik çalışmasını hatırlamak için: http://www.kendindik.com/2015/02/saraylara-layiksin-sen.html

Ohh, okunacak ne çok şey var değil mi? Misss :))
Biraz da siz yazın yorumlara, ben okuyayım :o 





09 Mayıs 2017

tasarım penye etek, yaz modası, kendin yap, kendin dik

Bu yaz için penye dikişlerine başlama vakti gelmiştir. Geçtiğimiz yazlardan size uzun uzun penye bluz, penye elbise ve penye tshirt yakası gibi, penye giysi sektörünü sekteye uğratacak kadar Öğren Çekirge yazısı paylaşmıştım hatırlarsanız. Bu yaz biraz farklı bir penye etek yapma yöntemini anlatmak isterim ilgilenen çekirgelere. 

Ama önce ilginizi çekebilmem lazım. Zira bu Öğren Çekirge derslerini hazırlamak pek zahmetli oluyor. 
yamuk etek, asimetrik, yazlık etek, penye, fashion, moda, tasarım


Gönül bu güzelim eteği daha ince bir mankende sunmayı isterdi ama elimizde sadece bu mankenimiz vardı; ne yapalım artık!

yaz modası, yazlık etek nasıl dikilir, penye nasıl dikilir

Ben bu işi bir bakışta çözerim diyen tecrübeli terzileri fazla yormadan hemen not edeyim: aslına bakarsanız bu etek sadece 3 parça kumaştan oluşuyor. İlk parça bel parçası. Diğer iki parça da birbirlerine yamuk şekilde tutturulmuş etek parçasından ibaret. Yapımı çok kolay ama ortaya çıkan sonuç pek tavırlı! 

kolay etek dikişi, basit etek yapımı
Bu eteğin şöyle bir güzelliği daha var. Eğer hafif bolca bir model isterseniz, alt parçayı biraz daha kloş etek gibi kesebilirsiniz (kalıp çıkarma adımları bir sonraki yazıya). 

Ama böyle kalem etek gibi bırakırsanız, her hareketinizde etek ucu farklı bir şekle girebiliyor. Penye olduğu için de yukarı toplama yapmıyor. 
tasarım penye etekler, kendin yap, kolay dikiş,
Tabii bu eteği kalem etek gibi giyecekseniz de, şöyle kendi tavrına yakışır bir toplukluyla giymenizde fayda var (yazarımız bu turuncu topuklu ayakkabılarını çok seviyor!). 

Bir diğer stil önerim de mankenimiz gibi göbeğini nerelere saklasa bilemeyenlere gelsin. Etek, dar bir parça olduğu için üstüne biraz daha bol ama tam da göbeğin altında bitecek kısalıkta bir parça giydiniz mi, ne dert kalıyor ne göbek! :D

Bu eteği ben de yapar, tavırlı tavırlı gezerim derseniz, bir sonraki dersimizi kaçırmayı unutmayın! Dersimiz KendinDik.Com'un youtube kanalında yayınlacak. Önlerden yer ayırtmayı unutmayın! İstikamet: https://www.youtube.com/c/kendindikcom


irem sunar, dikiş öğren, kendin dik, kendin yap, moda, tasarım




03 Mayıs 2017

Moskova'ya apar topar taşınalı bir yıldan biraz fazla oldu. Bu bir yıl içinde hemen her günüm, birbirinden absürt durumlar, komik maceralarla geçedurdu. Yalnız başıma gelsem neyse de, bir de 7 yaşında, üstelik taşınmaya çok şiddetli tepki göstermiş bir çocukla yolunu bilmediğim, dilini anlamadığım bir ülkeye taşınmak bambaşka bir tecrübeydi. Sıradan market alışverişleri bile duygu seline dönüşebiliyordu mesela. Çocuğun sevdiği marka peyniri, yoğurdu, mısır gevreğini bulunca ağlamaklı gözlerle market rafına sarılmak istiyordum. Toplu taşıma sistemini çözmek (Kiril alfabesiyle yazılı iken üstelik) şehri fethedip şehrin anahtarını validen teslim almak gibi bir onur vermişti. Bir yandan çalışıp, bir yandan bunalımdaki 7 yaş bebesine yeni hayatlarını sevdirmeye çalışan bir anne olarak, onun hoşuna gidebilecek her aktiviteye önlerden yer bulmaya çalışıyordum. Bu aktivitelerin büyük bölümü İngilizceyi konuşamayan insanlar tarafından düzenleniyor ise ve  sadece yabancı olduğun için daha fazla zorluk çıkarmaya hevesli bir çalışan grubuna denk geldiysen, o günkü maceranı başarıyla tamamlayabilmek fıstıklı baklava üzerinde sürülü taze kaymak tadı veriyordu! (dikkatli okuyucuya not: metin içinde verilen örneklemeler memleket hasretine işaret etmektedir.)

Ama pes etmiyorsun, edemezsin, çünkü çocuğun gözünün içine bakıyor her an. Çünkü burada yeni bir yuva kurmak zorundasın. Çünkü karşına çıkan zorluklardan ya şikayet edip hayatını zindan edeceksin ya da düştüğün durumlardan eğlence çıkartıp hayatını tadıyla yaşayacaksın. Küçük destekleri büyük mutluluklara dönüştüreceksin. Sonunda o yoğurt markasını bulmuşsun işte, daha ne olsun! 

Rusya, Rusça, dikiş, tasarım, moda, blog, irem sunar

Moskova'ya taşınalı baharı ikinci kez gördük. Burada her dışarıya çıkışım hala bir macera. Rusça öğrenme hızım ise içler acısı…

Basit bir cümleyi bile takılmadan söyleyemez iken, hayatın içinde her an bulunmak elbette çok can sıkıcı anlar da yaşatıyor insana. Alışveriş yaparken her seferinde az da olsa kazıklanmayı hazmetmek durumunda kalıyordum mesela. Öyle ya da böyle, taksi kullanırken azıcık uzun yola girmesine ses edemiyordum.

Ammaaaa… İşte taksiciden kısa günün karı kazığını yiyen, pazarcıdan göz göre göre daha kötü ürün alan bu biçarenin de maç kendi sahasında oynanmaya başladığında Rusçayı Dostoyevski kıvamında konuşabildiği ortaya çıktı! Hadi bakalım ilk Rusça dersimize başlıyoruz birlikte. Arkamdan tekrar edin:  Всё для шитья (fsö dlya şitya)- Dikiş hakkında her şey! Bu bir yıllık süre içinde iş hayatımdan ve oğlanın dertlerinden fırsat bulduğum her an -elbette ki sadece Rusçamı geliştirmek maksadıyla-  dikişle ilgili gördüğüm her mağazaya girdim. Mağazalara her girdiğimde şakıdım! Şakıdım! :)))

İlk fırsatta kendime Pfaff'ın şahane bir modelini aldım.

praff smarter, dikiş makinesi, kendin dik

Geçenlerde dayanamayıp gidip kendime dünyalar güzeli bir yol arkadaşı edindim (kalça kısmından kilolu yalnız biraz...).
dikiş odam, kendin dik, terzi mankeni, praff

Barakadan bozma kumaşçı depolarına girdim çıktım. Utanmadım. Kumaş alırken pazarlık bile yaptım! 
Rusya'da kumaş nerede bulunur, Moskova, adres, dikiş, tasarım, gezi





Ah şekerim şu ayak olmaz gideyim de Pfaff'ın çok meşhur diğer dikiş ayaklarından alayım dedim.

Şimdi de İkea'ye yeni gelen bir pano serisini gözüme kestirdim. Onu da aldım mı beni kimse çıkartamaz artık bu evden! Alır da yerleştirirsem, ona da ayrı bir yazı yazarım artık.


Kumaşların fiyatları dünyanın hiçbir yerinde Türkiye'yle yarışamaz kesinlikle. O yüzden fiyat karşılaştırmasına girmeyeceğim. Ama onun haricinde, burada bulduğum dikiş aksesuarlarına da, onların sunulma biçimlerine de bayılıyorum!