27 Mart 2014

Ben gemici çocuğuyum. Çocukluğumun çok değerli bir bölümü, mahallede uzakyol kaptanı olarak bilinen, aslen geminin çarkçıbaşı yani baş mühendisi olan babamla uzun yol seyahatlerinde geçti. 

Seferlerden birinde istikamet Küba'ydı. Dört tarafı Atlantik sularıyla çevrili bir teneke kutunun içinde sınırsız hayalgücüyle yaşayan 2 çocuk vardı. Benden 4 yaş büyük ablam ve ben. 

Kudurduğumuzda annemin bizi parka çıkarma imkanı yoktu. Sıkılınca televizyonla vakit geçirme lüksümüz de yoktu. Döne döne oynadığımız 2 tane uyduruk oyuncak da paralanmış vaziyetteydi. Bu yüzden de, bulduğumuz herşeyi oyunlarımıza dahil ediyorduk. Hayalgücümüz sınırsızdı.

5 ya da 6 yaşındaydım. Bu da 1982- 1983 yıllarından birinde olduğumuz anlamına geliyor. Birgün 25 kuruş bulmuşuz oynamak için. Aradan geçen 30 küsur yıllık entellektüel birikim, o yıllardaki hayalgücümün üstüne oturduğundan olsa gerek, bir tanecik metal parayla nasıl olup da yüzlerce oyun türettiğimizi hatırlayamıyorum şimdi. Ama o oyuncaksızlık içinde, bizim 25 kuruşumuzun çok kıymetli olduğunu biliyorum.

Gemimiz Küba karasularına girmek üzereyken, etrafımızdaki büyüklerde bir telaş başladı. Herşeyi sayıp, geminin kasasına kilitlemeye başladılar. Herşeyden kastım fazla kıyafetler, kola kutuları, fanta kutuları ve 5 yaşındaki bir çocuk için önemli olabilecek diğer herşey. Aynı dönemde Türkiye'de de 80 darbesi etkileri tüm sıcaklığıyla günlük hayatta yaşandığından, annemlerin ekstra kısıtlamalara fazla önem vermediğini tahmin ediyorum. Yine de, ilk kez gideceğimiz Küba'ya girmeden önce herkeste değişik bir tedirginlik fark etmiştim. 

Aylar boyunca bir teneke kutu içinde yaşamış insanlar için kara parçasına ayak basmadan önceki saatler geçmek bilmez. Mezuniyetten önceki son sınavın verilmesini beklemek, uzaktan gelecek sevgiliye kavuşma dakikalarını saymak gibi bir heyecan. 5 yaşındaki bir çocuk için bile...
Karaya çıkmadan önce son bir kontrol için gemiye Küba askerleri çıktı. Rutin kontrolmüş. Kocaman köpekleriyle kapkara adamlar, minicik kamaralarımıza girip saygısızca eşyalarımızı karıştırıyorlardı benim gözümle. 

Sonra bir anda bir telaş kapladı herkesi. Ne olduğunu öğrenmeye çalışırken, kıyametin nereden koptuğunu duyunca daha da bir şaşırdık. Meğer, ablamla oyun oynarken yatağın kenarına bizim kıytırık 25 kuruş sıkışmış ve Küba askerleri onu bulmuş! Meğer mühürlü kilit altına bizim paralar da alınmış. Madeni değeri bile son derece düşük olan 25 kuruşumuz "gizlice ülkeye sokulmaya çalışılan" dövize dönüşüverdi iyi mi?! Bir yandan Kaptan, bir yandan babam askerlere uzun uzun dil dökmek zorunda kaldı mürettebatın karaya çıkışına izin verilmesi için. 

Koca koca adamların herşeyi yasaklamaya çalışırken düştükleri durumun 5 yaşındaki bir çocuğun gözünden nasıl da komik göründüğünü hala unutamam. Olan 25 kuruşumuza oldu :)

Birkaç sene sonra Amerikan Kolejinin sınavlarını kazandım ve orada okumaya başladım. Derslerimizin yarısından çoğuna yabancı öğretmenler giriyordu. Tüm yeni gelen öğretmenlerin dilinde bir film ismi dolanıp duruyordu. Yaşdaşlarım tahmin etmiştir sanırım: "Midnight Express". Bilmeyen genç kitle için hızlıca açıklamak gerekirse, bu film üzerinde bulunan uyuşturucu sonucu tutuklanarak kısa süreliğine Türkiye'de hapiste yatmak zorunda kalan ve buradan kaçarak kurtulan bir yabancının yaşadıklarıyla ilgili, aslen Türkiye düşmanlığı için yapılmış bir kara propaganda filmidir. Bu kara propaganda filmi Türkiye'ye gelmeyi düşünen her yabancının en az bir kez izlediği bir film olarak, sadece Türkiye'de yasaklı kaldı yıllarca! Yani, biz o tarihlerde her konuştuğumuz yabancıdan bu film hakkında birşeyler dinliyor ve karşılığında hiçbir şey söyleyemiyorduk. Çünkü bir tek biz izleyemiyorduk!

Bu kara propaganda filminin yasaklanmasına ilişkin kara komedi galiba ben lise yıllarındayken bitti. Film Türkiye'de de yayınlanmaya başladı da bize "ama midnight express..." diye başlayan cümlelere verecek 2 çift lafımız oldu...

Yıl 2014. Birkaç gün önce Twitter, bugün de Youtube yasaklandı. Ama sadece Türkiye'den erişim sağlanamıyor. Yani itiraz edilen herşey zaten dışarıda ama bir tek Türkiye'deki server'lar üzerinden görülemiyor. İnşaat makinaları sevdalısı 5 yaşındaki oğlum akşamları yemek saatinde youtube'dan kepçe kamyon videoları izlemeyi alışkanlık haline getirmişti. Şimdi bana o videoları niye artık izleyemediğini soruyor. Benim de aklıma Küba'da el konulan 25 kuruşum geliyor...

17 yorum :

  1. Ahhhh ah! Güzel ülkem ne hallerde!!!! Durumu çok güzel anlatmışsınız :(

    YanıtlaSil
  2. ne güzel yazmışsın İrem, içim burkuldu okurken..

    YanıtlaSil
  3. ama ben ilk biramı da Küba'da içmiştim :) (yaş 11)
    bir yer yasaklanır ama diğer taraf yasaklanan kısmın da etkisi ile şişip patlar :)

    YanıtlaSil
  4. Çok güzel bir yazı olmuş. İçimden herşeyin çok yakında düzeleceğini söyleyip kendimi teselli etsemde, yine de bir yanım şüphe duymadan edemiyor. Burası Türkiye çünkü. İnsanın kendi ülkesinin halkına bile güvenemediği anlar oluyor. Türkiyenin en batısında ki ilimde bile Berkin Elvan için annelerin söylediği şeyleri duysanız inanın umudunuzu kaybetme noktasına geebilirdiniz. Bir an önce bu karışıklıktan kurtulmayı diliyorum...

    YanıtlaSil
  5. O son paragrafı yazmayacaktın İrem,duygulandırdın beni..

    YanıtlaSil
  6. Kendimize bile nedenini anlatamadığımız bir durumu o minnacık çocuklara nasıl anlatacağız? Benim oğlumda aynı durumda siteye giremedi diye kıyamet koptu bu gece evde. Neden diyor yasak diyorsun tekrar soruyor Neden ? Biz anlamıyoruz ki Neden ? Yıl 2014 dünyada yasaklı 14 ülkeden biriyiz!!!!!

    YanıtlaSil
  7. Memur çocuğuyum,Türkiye'de gezmediğim yer kalmadı diye havaya giriyordum;Küba filan deyince sustum:-S
    Olan değişmez,yapılmış olan hiç yapılmamışa dönüşmez..Neyi yasaklarsa yasaklasınlar. gerçekler muhakkak ortaya dökülecek..Bu sıkıntılı süreç ülkemizin temizlenmesine sebep olacak inşallah;benim inancım bu yönde...

    YanıtlaSil
  8. Sorgulamadan "bir bildiği var" diyen o kadar kişi var ki. Çocuklara da anlatsın bir zahmet diyemiyorsun... Onların ve çocuklarının yaptığı hata ve haksızlıktan zararlı çıkan bizim çocuklarımız oluyor... ben bu kadar haksızlık ve riyakar insan "550 adet" varken umut ışığımın titrediğini görüyorum. Rabbim zulm edenin yanına bırakmasın. AMİN

    YanıtlaSil
  9. Kendi bokluklarını örtmeye çalışan birinin bunları yapmasından başka ne beklenirdi ki zaten...
    Birde hala bu adamı savunan hala buna oy atmayı düşünen insanlar var ya anlamıyorum...
    Unutmasın kimse herkes kendi pisliğinde boğulur...

    YanıtlaSil
  10. ne acı bunları konuşuyor olmak...

    YanıtlaSil
  11. Ne güzel ifade etmişsiniz.
    Çooook üzgünüz çoook :((

    YanıtlaSil
  12. Çok güzel bir yazı olmuş İrem.

    YanıtlaSil
  13. Ben de tam bugün bununla ilgili bir tweet atmiştim. 2,5 yaşındaki oğlum "Maşa ve Ayı" diye bir rus çizgi filmine tutkun. Dün akşam ona Youtube'un neden kapandığını anlatmam da mümkün olamadı :(

    YanıtlaSil
  14. Umarım yarın seçimler bir değişimin başlangıcı olur. Kendimize bile açıklayamadığımız saçma kararları özgür birer dünya vatandaşı olarak yetiştirmeye çalıştığımız çocuklarımıza nasıl açıklayacağız:((

    YanıtlaSil
  15. Canım mimlere cevap yazıyor musun bilmiyorum ama seni mimledim. Eğer istersen tabii .:)

    YanıtlaSil